Gazetevatan.com » Yazarlar » Başkanlık sisteminin fiili olarak başladığı gün...

Başkanlık sisteminin fiili olarak başladığı gün...

06 Mayıs 2016 Cuma


Ben de dahil birçok kişi; Türkiye’deki güç ve yetki merkezinin “Başbakan’da toplandığı parlamenter sistemin kodlarıyla düşünmeye alıştığından”, onlarca yılın ezberiyle; “Davutoğlu’nun AKP Genel Başkanlığı ve Başbakan’lıktan ayrılmasının pek ihtimal dahilinde olmadığını” düşünüyor...
 
***
 
Objektif kalarak insanı böyle düşünmeye iten nedenler bulunuyor...    
 
Bu nedenler;
 
1) Ahmet Davutoğlu son parlamentonun aritmetiğinin belirlendiği Kasım seçimlerde yüzde 49 alan AKP’nin, meydanlarda miting yapan, oy toplamaya çalışan genel başkanı olması...
 
***
 
2) AKP’nin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan kaynaklı oyları olsa ve iktidar alışkanlığı bulunsa bile, partiyi yüzde 49’la tek başına iktidar yapan bir genel başkanın; seçmenden oy istediği dört yılı tamamlamadan, görevden ayrılması parlamenter sistemin kodlarına uymuyor...
 
***
 
3) Ahmet Davutoğlu; “kendi isteğimle ayrılmadım...” diyor...
 
Cumhurbaşkanı ise; “kendi tercihidir...” diyor...
 
Hangisi doğruyu söylüyor diye düşünüldüğünde “ikisinin de kendi pencerelerinden doğruyu söyledikleri bir dilema çıkıyor...”...
 
***
 
4) Davutoğlu; kongreye gidilmesini Erdoğan’ın istediğine atıf yapıyor; bu sözleri söylerken...
 
5) Erdoğan ise; AKP kongresinin kendi doğal liderliğini benimsediğini bildiğinden;
 
“Doğal liderliğin etkisine karşın, Davutoğlu aday olursa kazanamaz... Aday olmama kararı bu şartlar altında kendi kararı...” demeye getiriyor...
 
İŞARET FİŞEĞİ; PELİKAN DOSYASI VE NASUHİ GÜNGÖR...
 
6) Böylece; bir süre önce gazeteci Nasuhi Güngör’ün; “Davutoğlu’yla bu işler gitmez...” sözlerinin;
 
***
 
7) “Pelikan Dosyası isimli Erdoğan-Davutoğlu ayrılıklarına işaret eden sosyal medya dosyasının”, “Cumhurbaşkanlığı tarafındaki somut temelleri olan gelişmelere işaret eden birer işaret fişeği olduğu” ortaya çıkıyor... 
 
 
 
YENİ BAŞBAKAN MI YENİ BAŞKAN YARDIMCISI MI?..  (2)
 
Türkiye demokrasisi onlarca yıldır; güç ve yetkinin “Başbakan’ların elinde toplandığı parlamenter sistemle” yönetiliyor...
 
Tüm bu yıllar içinde; “Başkanlık sistemi” isteği, özellikle merkez sağ liderler tarafından dile getiriliyor...                   
 
***
 
Turgut Özal; akıllarda en fazla kalanı... Demirel faktörü nedeniyle Özal bir türlü Başkanlık sistemini Türkiye’ye getiremiyor... 
 
***
 
Sonunda “tek başına kaldığı ve yalnızlaştığı Cumhurbaşkanlığı’nda; Çankaya Şişmanı” ismi takılarak; Başbakan tarafından kaale alınmayan bir pozisyona sokuluyor...
 
Turgut Özal; “Çankaya’dan inip, sıfırdan yeni bir parti kurmayı göze alacak bir gözükaralıkta olduğu günlerde; kalp krizi geçirerek vefat ediyor...
 
***
 
Turgut Özal’ın kurduğu ANAP; o sırada Özal’a kalkan olacak bir politika izlemiyor...
 
***
 
Aslında bu “parlamenter sistem açısından” yadırganacak bir durum değil...
 
***
 
Özal Cumhurbaşkanı seçildiği andan itibaren; partiler üstü bir Cumhurbaşkanı konumuna geliyor...
 
Bu durumda “kurduğu eski partinin, diğer partilerden bir farkı kalmıyor... Ona kalkan olma mecburiyeti bulunmuyor...”
 
***
 
Özal tecrübesinin üzerinden 25 yıla yakın zaman geçiyor...
 
Kurdukları partiyi arka arkaya iktidara getiren merkez sağ partilerin kurucu liderlerindeki “Başkanlık Sistemi” ise aynı dozda devam ediyor...
 
***
 
Tayyip Erdoğan da; “Türkiye’de Başkanlık Sistemi’nin gerekli olduğunu” uzun zamandır söylüyor...
 
***
 
Ancak henüz “Anayasa değişikliğinin yapılmaması; bu konuda gerekli meclis çoğunluğunun sağlanmamış olması” durumu “siyasi olarak çıkmazda” bırakıyor...
 
***
 
Hukuki olarak “parlamenter sistemin geçerli olduğu”;  uygulamada ise “Başkanlık sisteminin zorlandığı” bir tablo çıkıyor ortaya...    
 
***
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu arasında gerçekleşen önceki günkü görüşme; bu derin farklılığın somut bir yansıması...
 
***
 
Erdoğan’a göre “Türkiye’de Başbakan”; Amerika’daki Başkanlık Sistemi gibi; “Başkan Yardımcısı” konumunda olması gereken bir mevkii...
 
***
 
Amerika’da Başkan ile; Başkan Yardımcısı; ülkeyi dört yıl için beraber yönetmek üzere seçiliyorlar...
 
Erdoğan’ın Davutoğlu’dan sonraki Başbakan’lardan beklediği pozisyon bu...
 
***
 
Cumhurbaşkanı’nın şimdi anayasal olarak bu sistemi, kurmak üzere harekete geçeceği anlaşılıyor...
 
 
BAŞKANLIK VE GENEL SEÇİMLERİN BİR ARADA YAPILMASI İHTİMALİ...  (3)
 
Son olay Türkiye’de sonbahara kadar önümüzdeki birkaç aylık dönemde; muhtemel şu siyasi gelişmelerin olmasını öngörüyor...
 
***
 
1) AKP Kongresi; artık “tek başına AKP’ye seçim kazandıracak lideri değil”; yeni bir anayasa değişikliğiyle “Başkan olması beklenen Tayyip Erdoğan’la uyumlu çalışacak bir Başkan Yardımcısı modeline uyacak adayı” çıkartmak için Kongre’ye gidiyor...
 
***
 
2) AKP delegeleri “seçeceğimiz lider önümüzdeki seçimleri bize kazandırır veya kazandıramaz” mülahazasından çok; “Başkan olması amaçlanan Tayyip Erdoğan’ın yardımcısının” kim olacağını seçme tercihiyle karşı karşıya kalıyor...
 
***
 
3) Anayasayı değiştirmek için Sonbahar’da yapılacak olası bir genel seçimin; aynı anda yeni Anayasa ve “Tayyip Erdoğan’ın Başkanlık seçimi haline gelmesi” en ağırlıklı ihtimal olarak görünüyor...
 
***
 
4) Türkiye 14 yıllık dönemin en keskin virajlarından birine giriyor...
 
Adım adım döşenen yolda; şimdi gelinen nokta “Başkanlık sisteminin, anayasanın ve genel seçimlerin hepsinin bir arada oylanacağı” bir seçim virajına girilmesi...