Gazetevatan.com » Yazarlar » Anne oğul çekişmesi...

Anne oğul çekişmesi...

26 Nisan 2016 Salı


Annemin tek çocuğuyum...
 
Çok zeki, fazlaca akıllı, Trabzonlu Karadeniz kadını dominant bir anneydi; benim annem...
 
Onun 91 yıllık benim elli altı yıllık ömrümü düşündüğümde; hayatta oğlu olarak annemi değiştirebildiğim tek bir konunun olduğunu görüyorum...
 
***
 
Oğlu ne olursa olsun, hangi mevkide, hangi şöhrette, hangi pozisyonda olursa olsun; hayatı boyunca hiçbir konuda hiçbir tutumunu değiştirmedi sevgili annem...
 
Tek bir istisnası hariç...
 
***
 
Fenerbahçe’liydi...
 
Biricik oğlunu Fenerbahçe’li yapmak için her yolu denedi altı yaşına kadar...
 
Olmadı; beni Fenerbahçe’li yapamadı...
 
***
 
Ancak altı yaşından sonra da vazgeçmedi oğlunu Fenerbahçe’li yapma sevdasından...
 
Aileyi öne sürdü...
 
Ayasofya Kütüphanesi’nde Müdürlük yaparken Beşiktaş’lı olan arkadaşlarını anımsattı; onlara karşı Fenerbahçe’yi nasıl savunduğunu anlattı...
 
***
 
Bütün bunları yaparkenki amacı, biricik oğlunu kendi tuttuğu Fenerbahçe’nin taraftarı yapmaktı...
 
***
 
Olmayınca olmadı...
 
Oğlu karakter olarak muhtemelen kendisine benzediğinden taraftarı olduğu Beşiktaş’tan bir türlü vazgeçmedi...
 
***
 
16 yaşına kadar uğraştı...
 
Fayda etmedi...
 
Sonunda pes etti... Hayatta, pes ettiği yegane konunun bu olduğunu sanıyorum...
 
***
 
Pes ettiğini de şöyle itiraf etti;
 
-“Ben artık oğlumun takımını tutuyorum.. Fenerbahçeli değil Beşiktaşlıyım...”
 
Bununla kalmadı maçlara geldi, bayrak sağladı... Oğlu üzülmesin, oğlu sevinsin diye Beşiktaş’ın maçlarında kazanması için dualar etti...
 
***
 
Bir annenin, 50 yaşından sonra değişmesini adım adım izledim...
 
Annemi tanıyanlar, hayatta hiçbir konuda, hiçbir surette değişmediğini bilirlerdi...
 
Tek değiştiği konu, Fenerbahçe’den Beşiktaş’a geçmesiydi annemin...
 
 
ÇOCUĞUNUN ÜZÜNTÜSÜNE DAYANAMAYAN ANA YÜREĞİ...  (2)
 
Beşiktaş’a geçmesinden hiçbir zaman zafer kazanmış gibi hissetmedim kendimi... Tersine onun Fenerbahçeli kalmasını ve aramızdaki kronik Beşiktaş-Fenerbahçe atışmasının devam etmesini arzuladım...
 
***
 
Ancak “anne yüreği” çocuğunun üzüntüsüne dayanamadı... Benimle bu rekabeti daha fazla sürdüremedi...
 
***
 
Geçtiğimiz hafta “biricik oğlu için Fenerbahçe’den Beşiktaş’a geçen annem Allah’ın rahmetine kavuştu...”
 
Cennete gitti...
 
***
 
Annemi toprağa verdikten dört gün sonra Beşiktaş’ın maçı vardı... Babamı eve almıştım... Cumartesi akşamı; üç çocuğumla birlikte; cenaze sonrası ma-aile Beşiktaş’ın Akhisar maçını seyredecektik...
 
***
 
Sezon başından beri; “Beşiktaş’ın zaafı sol stoperdi...  Buraya Gomez, Gökhan, Sosa, Oğuzhan çapında bir stoper alınmazsa; en azından vasat üstü bir savunmacıyla anlaşılmazsa; Beşiktaş  çok kötü günler yaşar...” diye yazıyordum...
 
***
 
Ersan devre arası satıldığında; “şimdi iyi bir stoper alırlarsa, Beşiktaş takımı, büyük işler yapar...” diye düşünüyor ve söylüyordum...
 
***
 
Alexis Delgado’yu  ilk gördüğümde, onu bedelsiz olarak son gün alınan futbolcu olduğunu sandım... Marcello’yla karıştırdım... 2 milyon euro’ya alındığını duyunca şok oldum...
 
***
 
Alexis; iyi bir forvet hattı karşısında çaresizleri oynuyordu Fenerbahçe maçında...
 
İkinci golü tek başına yedirerek Beşiktaş’ı ikili averajını Fenerbahçe’ye kaptırttı...
 
***
 
Son bir kez yazayım dedim...
 
-“Alexis’in yerine Beşiktaş’ın öz çocuğu Necip’i koyun... O hiç olmazsa terinin son damlasına kadar savaşıyor... Alexis Beşiktaş’ın futbolcusu değil... Bari Necip; ne yapar eder kafasını tekmeye uzatır, çok daha verimli olur...”
 
 
YENEN 60 GOLDE İMZASI OLAN ALEXİS...  (3)
 
İki maç Necip kondu... Sonra allem edildi kallem edildi; Alexis takıma yeniden monte edildi...
 
***
 
Alexis Fenerbahçe maçındaki rezaletinden sonra; Akhisar maçında “hiçbir stoperin yapmayacağı bir şeyi yaptı, ceza sahası içinde voleybol oynayarak hiç yoktan bir penaltıya sebebiyet verdi...” Üçüncü golde ise, çıkartacağı topa girmek yerine, rakip forvete omuzla bindirmeye çalıştı...
 
***
 
İki golün yenmesinde yüzde yüz hatalı, yenilen üçüncü golde ise, diğer stoper Marcello’yla yüzde elli hatalıydı...
 
***
 
Böylece bütün takımın özverisi, emeği, alın teriyle hak ettiği şampiyonluğa geçen hafta; Beşiktaş, bir kez daha uzanamadı...
 
Önümüzdeki haftalara bıraktı... Tıpkı Fenerbahçe derbisinde olduğu gibi Alexis takımı yine mahvetti...
 
 
BEŞİKTAŞ; İSPANYA’DA 60 GOL YİYEN BİR TAKIMIN STOPERİNDEN NE MEDET UMUYOR/.. (4)
 
Alexis’in Beşiktaş çapında doğru düzgün bir stoper olmadığını anlamak için futbol müneccimi olmaya gerek yoktu... Beşiktaş Başkanı sevgili Fikret Orman’a ve tüm futbol alemine tek bir soru sormak yeterliydi; kurtarıcı niyetine alınan Alexis’in kim olduğunu anlamak için...
 
***
 
Hangi takımdan alınıyordu  Alexis devre arası Beşiktaş’a?..
 
İspanyol Getafe takımından...
 
İspanyol liginde kaçıncı sıradaydı Getafe takımı?..
 
20 takımlı İspanya liginde 19. sırada...
 
***
 
İspanya’da ligin bitimine 3 hafta kala; büyük olasılıkla Getafe küme düşecekti...
 
Beşiktaş’ın yeni kurtarıcısı Alexis hangi mevkiide oynuyordu?..
 
Stoper mevkiinde...
 
Yani...
 
Takımın gol yemesini önleyecek en kilit mevkiide...
 
 
***
 
Şimdi kilit soruya gelecektik...
 
Getafe takımı bu sezon İspanyol liginde kaç gol yedi...
 
Otuz beş maçta tam altmış dört gol...
 
Rakkamla 64...
 
Getafe takımının averajı kaçtı?..
 
Eksi 31...
 
Rakkamla -31...
 
***
 
Alexis denilen stoper arkadaş; yenen 64 golün; ilk yarı bitimine kadar en az 55’inde hisse sahibi olduğuna göre, hangi başarı kriterine göre Beşiktaş takımına 2 milyon euro para verilerek satın alındı?..
 
Bana bunu izah edecek, bir Allah’ın kulu var mıydı?..
 
***
 
Sevgili Fikret Orman Başkan’a bir sorum daha vardı...
 
-“Sezon ortasında, 2 milyon euro’ya nasıl bir stoper alınabileceğini düşünüyordu da Alexis’in alımına ses çıkarmadı?..”
 
Açmak için soruyu yeniden sorayım;
 
-“Beşiktaş’tan devre arasında 2 milyon euro’ya hangi futbolcuyu satardı Fikret Başkan?..”
 
Gökhan’ı mı?.. Gomez’i mi?.. Sosa’yı mı?.. Oğuzhan’ı mı?..
 
Geçtik onları... Olcay’ı satar mıydı 2 milyon euro’ya Fikret Başkan...
 
Geçtim Olcay’ı; İsmail Köybaşı’nı satar mıydı 2 milyon euro’ya Başkan...
 
İsmail Köybaşı’nı da geçtim...
 
Beck’i satar mıydı; Rhodolfo’yu satar mıydı?..
 
Satmazdı; hiçbirini satmazdı...
 
Tosiç bile satmazdı Tosiç’i...
 
***
 
Peki Beşiktaş’ın 2 milyona satacak futbolcusu yoktu da, 64 gol yiyen Getafe’nin stoperinin hikmet-i ilahisi neydi de Beşiktaş’a geldi?..
 
 
BEŞİKTAŞ “ALIN TERİ DÖKEN FUTBOLCULARLA ŞAMPİYON OLACAK...”  (5)
 
Ben inanıyorum ki her şeye rağmen Beşiktaş şampiyon olacak...
 
Uluslararası çaptaki orta sahası, forvet hattı ve savunmada alın teri döken futbolcularıyla, şampiyon olacak...
 
***
 
Fikret Orman yönetimi, stadı yapmanın yanısıra bu sene şampiyonluk ipini de göğüsleyecek... Ama bu bir soruyu ve gerçeği değiştirmeyecek...
 
***
 
Bu sezon 64 gol yiyip, eksi 31 averajdaki Getafe’nin stoperini “kurtarıcı” niyetine niye alıyor Beşiktaş?..
 
Alexis iki golde yüzde yüz hatalı...
 
“Ersan olsaydı böyle olmayacaktı” diyenler, acaba maç izliyorlar mı merak ediyorum... Bu hafta Çin’de Demba Ba’nın takımıyla karşılaşan Ersan’ın takımı 2-0 mağlup oldu...
 
***
 
Gollerden birini Ersan kendi kalesine attı... İkincisinde de penaltıya sebebiyet verdi...
 
Ersan gitti, kurtarıcı olarak Alexis geldi...
 
Şaka gibi bir şampiyonluk geliyor Beşiktaş’a annecik...
 
Oğlucuğun mutlu sen merak etme; ışıklar içinde uyu...