Gazetevatan.com » Yazarlar » Ömrümün dört baharı... (1)

Ömrümün dört baharı... (1)

13 Nisan 2016 Çarşamba


Yine bahar geliyor;

Tomurcuklar açıyor...

İçimdeki bahar uyanıyor...

Geçen yıl; bu zamanlar yeni gelen bahara merhaba demek için “hayatımın baharlarını yaşadığım dört şarkıyı hatırlıyorum...”

Dört  üzerinden hayatımın baharlarına gidiyorum...

*****

BAHAR; YİNE YENİ, YENİDEN... (2)

Yine bir “bahar” geliyor hayatıma; ömrümün bu dalgalı sularının rüzgarında...

***

Benim hayatıma damgasını vuran “Bahar Şarkılarım” geliyor...

İlk gençlik günlerimin “umutlu bahar”larını anlatan, ilk aşkı yaşamaya çalışırken ruhumu baharın dalga boyuna sokan “bahar şarkım...”

***

Yeliz söylüyor...

Yeliz anlatıyor benim “gençlik Bahar’ımı o günlerde...”

*****

HOŞ GELDİN BAHAR (3)

“Hoşgeldin bahar la la...

Hoşgeldin dostum la la...

Neşe getirdin la la...

Dünyaya lalala la la...

***

Hoşgeldin bahar lala...

Hoşgeldin dostum lala...

Yeniden doğmuş gibi şimdi bütün dünya...

***

Birden zaman dursa hergün bahar olsa...

Bugün açan güller hiçbir gün solmasa...

Kırılan kalplerin yerini sevgi alsa..

***

Kimse gücenmese, kimse ağlamasa...

Ümitsiz günlerin sonu gelmiş olsa...

Yediden yetmişe herkes mutlu yaşasa...

Dünyada.....

***

Hoşgeldin bahar la la...

Hoşgeldin dostum la la...

Neşe getirdin lala...

Dünyaya lalala lala...

***

Hoşgeldin bahar lalala...

Hoşgeldin dostum lalala...

Yeniden doğmuş gibi şimdi bütün dünya...

***

Yüzyıllar boyunca hergün bahar olsa

Gecesi gündüzü hep aydınlık olsa

Yeryüzü gökyüzü neşemizi paylaşsa,

***

Dağlardaki kuşlar bize örnek olsa,

Kimse darılmasa, kimse ayrılmasa,

Yediden yetmişe herkes mutlu yaşasa;

Dünyada...”

***

Umutluyum bu şarkıyla...

Neşe getirdiğini düşünüyorum hayatın bana gençliğime, tazeliğime, insanlığa...

Baharla gelen mutluluğa...

*****

“İÇERDEN DIŞARIYA TAŞAN BAHAR...” (4)

Yüreğimden fışkıran duygularla taze bahar, bir süre sonra alabora oluyor...

Kesif hayal kırıklıkları, yaşamın dışardaki zindanı, ruhları ve bizleri esir ediyor..

Kısa bir süre sonra Yeliz’in cıvıl cıvıl akan Hoş Geldin Bahar’ından; Ahmet Arif’in maphushane türküsü halini alan şiirine; “Dağlarına Bahar Gelmiş Memleketim”e gidiyor sıkışan yüreğim...

***

Rahmi Saltuk’un tok sesinde kendimi ve baharı buluyorum; yaşıyorum...

*****

DAĞLARINA BAHAR GELMİŞ MEMLEKETİMİN... (5)

“Haberin var mı taş duvar?..

Demir kapı, kör pencere...

Yastığım, ranzam, zincirim...

Uğruna ölümlere gidip geldiğim

Zulamdaki mahzun resim

***

Haberin var mı

Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş

Karanfil kokuyor cıgaram

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...”

***

Artık zindanlardan gelen bahar türküsüyle “yüreğimizi dinlemeye çalıştığımız günler o günler...”

Türkçe Pop’tan; Ahmet Arif’e ve Rahmi Saltuk’a uzanan çizginin zıtlığı, aynı yüreğin üzerinde farklı tınılardan öteye gitmiyor...

Hepsi aynı genç yürekte buluşuyor...

*****

İKİNCİ BAHAR... (6)

Üzerimizden geçen tanklar;

Biten siyasetle dolu günler, aylar, yıllar, saatler...

Yeni bir kurtuluş umudu gibi başlayan gazetecilik günleri...

Kısa zamanda, yurt dışına taşan muhabirlik ve uluslararası gazetecilik...

***

Çocuk yaşta evlilik...

Boşanma...

Yalnızlığın içinde, bir meslek aidiyetiyle; gurbette tek başına...

Yine de “mutlu, mesut ve yeniden başlamaya müsait...”

***

Özdemir Erdoğan o Bahar’larda sesleniyor kalbimin sesi niyetine; Ege’nin Öteki Yakası’ndan...

***

“Gamze gamze bir gülüver şimdi...

Beni göğsüne alıver şimdi...

Mevsimi geldi susadım aşka...

Benimle bir bütün oluver şimdi...

***

İkinci bahar yaşıyor ömrüm...

Gel benim yarim oluver şimdi...

Seni gül gibi öpe koklaya...

Gözümden, dilimden, sakınır saklar...

Bugünkü aklımla severim şimdi...

***

İkinci bahar yaşıyor ömrüm...

gel benim yarim oluver şimdi...

Seni gül gibi öpe koklaya...

Gözümden, dilimden, sakınır saklar...

Bugünkü aklımla severim şimdi...

***

Şiirler, şarkılar söyleyerek...

Mehtabı birlikte seyrederek...

Benimle bir rüya kuruver şimdi...

aahhh....

***

İkinci bahar yaşıyor ömrüm...

Gel benim yarim oluver şimdi...

Seni gül gibi öpe koklaya...

Gözümden, dilimden, sakınır saklar...

Bugünkü aklımla severim şimdi...”

*****

“ELBETTE BEN BÖYLE OLDUĞUM İÇİN BAHAR...” (7)

Atina günleri; ikinci bahar özleyişleri bittiğinde; Sonsuz baharlar, sonbaharlar ve kışların arasından geçiyorum...

Arada bir yaz güneşine göz kırpıyorum...

Sayısız hayat tecrübesiyle donanıyorum...

Bilinmedik görülmedik, buzul, zirve, okyanus ve fırtına görüyorum...

***

Hayat ve zaman beni sonsuz tecrübelerle eğitiyor...

Hayatın içimden fışkıran gücünü fark etmeye başlıyorum...

İçimin dışıma egemen olmaya karar verdiği günlere giriyorum...

***

O zaman Candan Erçetin’in; Ayşe Kulin güftesiyle söylediği şarkıyı söyleme zamanı geliyor...

“Elbette Ben Böyle Olduğum İçin Bahar...”

***

“Sen bana müjde misin, umut musun sevgili...

Kim demiş geçti mevsim ufukta göründü kar...

Bu kaçıncı bahar sakın sorma sevgilim...

Benim yorgun gönlümde aşkının telaşı var...

***

Bu kaçıncı bahar sakın sorma sevgili

Benim olgun gönlümde aşkının telaşı var...

Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum?..

Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar?..

***

Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var?..

Tabiki ben böyle olduğum için bahar...

Çünkü sana değdiğinden beri ellerim

Bütün kış dallarında tomurcuklar var

***

Sen bana vaat misin lütuf musun sevgili

Kim ne derse desin al beni sinene sar...

Yaşanmış baharları unut gitsin sevgili...

Benim gönül ülkemde bir tek senin aşkın var...

***

Yaşanmış baharları unut gitsin sevgili

Benim yorgun gönlümde bir tek senin aşkın var...

Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum?..

Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar?..

***

Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var...

Tabiki ben böyle olduğum için bahar...

Çünkü sana değdiğinden beri ellerim

Bütün kış dallarında tomurcuklar var...”