“Beşiktaş tarihinde darbeyle şampiyon oldu mu ki; taraftarı darbeyle iktidarı değiştirmeye talip olsun?..”

Üç büyükler arasında;

En büyük haksızlıklara uğramış bir kulüp...

Hakemlerin gadrine en çok uğramış bir camia...

Haksızlıklara...

Göz göre göre elinden alınan şampiyonluklara...

Onursuz birinciliklere karşın...

Şerefli ikinciliklerden mütevellit teselliyle yetinen bir aidiyet...

***

Hakem kırmızılarına...

Federasyon kayırmalarına...

Futbol ilahlarına karşı...

Desibeliyle ayakta kalmaya çalışan bir isyan;

***

Yeşilin üzerinde; siyah giymiş adamların “beş kartla kırmızıya boyadığı takımın” çaresiz isyanını;

“Sendeki bu büyük taraftar...

Bir gün coşar bir ağlar...

Seni bu sesler oyalar...

Aldırma Kartal Aldırma” dillendiren bir grup?..

Gücünü nasıl silahtan, tanktan, toptan, tüfekten ve namludan alan bir darbenin mimarı olabilir?..

“Beşiktaş tarihinde darbeyle şampiyon oldu mu ki; taraftarı darbeyle iktidarı değiştirmeye talip olsun..”

***

Mahkeme Başkanı soruyor;

-“Darbe yapmaya çalışmakla suçlanıyorsunuz...”

Cem Yakışkan cevap veriyor;

-“Darbe yapacak gücümüz olsaydı, Beşiktaş’ı şampiyon yapardık...”

***

Bir ahval bu kadar sarih izah edilebilir mi acaba?..

Bir durum böylesine veciz özetlenebilir mi?..

Ezelden beri yaşatılan bir mağduriyet; bu kadar “ibretlik vesika” olarak tarihin kaydına geçebilir mi?

Haberin Devamı

***

Beşiktaş;

Bir asırı aşan tarihinde ne zaman “darbeyle şampiyon oldu ki, cefakar taraftarı darbeyle iktidar değiştirmeye talip olsun?..”

Beşiktaş “darbeci olamaz...”

Beşiktaş’ın kültüründe “darbecilik” olamaz...

Darbeci olsaydı, “iktidarı darbeyle değiştireceğine önce darbe yöntemleriyle şampiyon olmaya çalışırdı...” Beşiktaş ve Çarşı...

***

Şampiyonlukları elinden alınmış bir kulübün asi ruhun sahibi taraftarı, güçten ve namludan ‘iktidar’ ummaz...

Mağrurun yöntemlerinden, hayatı boyunca çile çekmiş bir taraftar grubu, silahın vurucu gücünden fantezi üretmez...

Şikelerden mağdur ve muzdarip olmuş bir aidiyet; “şikeye ve darbeye” tenezzül etmez..

Beşiktaş ve Çarşı demek protesto demek olabilir...

Asi ruh anlamına gelebilir...

Che Quevera’ya, Deniz Gezmiş’e öykünebilir...

Ne ki; zinhar Pinoche’ye, Salazar’a, Franco’ya; Hitler’e ya da türdeşlerine öykünmez...

Çarşı’yı asabilirsiniz...

Ama Çarşı’yı darbeci yapamazsınız...

Haberin Devamı

***

Çarşı darbeci olmaz...

Çünkü; Çarşı olmak; halk olmak, halkın içinde, halkın kendisi olmak demek...

Çarşı Ruhu darbeci olmaz...

Çünkü Çarşı olmak; haksızlığı protesto demek, mağduriyete isyan demek, vicdan demek, haksızlığa karşı hak diyerek; “mağdur bir vakur” halinde bunu savunabilmek demek...

Darbenin ideolojisiyle; ÇARŞI’nın ideolojisi birbirine geçmez... Birbiriyle örtüşmez...

Birbiriyle uyuşmaz...

Ten uyumu gerçekleşmez...

Vuslat hasıl olmaz!..

***

Çarşı “güç” değil; güçsüzün sesidir...

Çarşı; tanklarla, toplarla, namlularla yapılan darbe değil...

Tanklara, toplara karşı durabilen etten, kemikten, duygudan, kalpten ve insani protesto demektir...

Tanklar ve namlular ne kadar silahsalar...

Çarşı o kadar insan; o kadar et, kemik, o kadar kalp, o kadar ruhtur...

Halk darbeci olmaz...

Çarşı halktır, sivildir, darbeci olmaz, olamaz...

“Beşiktaş tarihinde darbeyle şampiyon oldu mu ki; taraftarı darbeyle iktidarı değiştirmeye talip olsun..”

***

Çarşı’nın ne büyük mağduriyetlerin...

Ne büyük ideallerin...

Ne kutsal direnişlerin...

Ne bitmez bir asi ruhun...

Rüyalarda bile kavuşulamayacak ne hayallerin...

Haberin Devamı

Eseri olduğunu Gülay Sözmen şöyle anlatıyor;

Mahkeme Başkanı;

-“Telefonda ‘Çarşı yürürse ihtilal olur’ demişsin...” diyor...

Gülay Sözmen cevap veriyor;

-“Ya biz Çarşı’yız Hakim Bey... Hissederiz öye kendimizi... Ne ihtilali?..”

***

“Bu asla veda değil...

Biz yine geleceğiz...

Halayla türkülerle...

Yer gök inleteceğiz...

Taş olsun şu kalbimiz...

Unutsak bir an seni...

Seviyoruz Beşiktaş...

Evvel ezelden beri...”

DİĞER YENİ YAZILAR