Gazetevatan.com » Yazarlar » Kansere karşı yiyecekler... Havuç ve domates...

Kansere karşı yiyecekler... Havuç ve domates...

01 Aralık 2013 Pazar


Patrick Holford İngiltere’de “Kansersiz Yaşamın Sırrı” kitabının yazarı beslenme uzmanı uluslararası bir yazar ve araştırmacı...

Yirmi dile çevrilen kitabından bu Pazar “kanseri engelleyen yiyecekler” hakkında önemli pasajlar sunacağım size...

Şöyle diyor Patrick Holford:

- “Beslenme ile ilgili tüm etkenler içinde, sebze ve meyve alımınızı artırmak, kanserden en iyi korunmayı sağlar...

Bu yiyeceklere getirilebilecek bir sınırlama yok...

Diğer bir deyişle bu yiyeceklerden ne kadar yerseniz, kanser riskini o kadar azaltırsınız...

Meyve ve sebze etki bakımından eşit güçteler...

Yapılan araştırmalar, meyve, sebze ve tahıl bakımından zengin olan Akdeniz diyetini uygulayan kişilerin kanser riskinin yüzde 6, ölüm riskinin ise yüzde 50 azaldığını ortaya koyuyor...

Yaşları 50 ila 71 arasında değişen ve meyve, sebze, baklagiller (nohut, fasulye, mercimek), zeytinyağı ve balık bakımından zengin olan Akdeniz stili bir diyetle beslenen dört yüz bin kişi üzerinde yapılan bir çalışmada; Bu tür beslenme sonucu; kanser nedeniyle ölüm riskinde erkeklerde yüzde 17, kadınlarda yüzde 12 azalma olduğu belirlendi...

***


Bazı yiyeceklerin kanser konusunda özellikle koruyucu olduğu görülüyor...

Bunlar arasında havuç da var...

Bazı araştırmalar; günde bir havuç veya eşdeğerini tüketmenin kanser riskini üçte bir oranında azalttığını gösteriyor...

Domates de bu konuda harika sonuçlar veriyor...

Haftada on porsiyon domatese dayalı yiyeceklerden (domates sosu, domates çorbası, suyu) tüketen erkeklerde prostat kanseri görülme olasılığı neredeyse yüzde 50 daha az...

***


Amerikan Hükümeti Anti Aging Araştırma Departmanı Başkanı Dr. Richard Cutler’a göre; vücutta bulunan antioksidan miktarı ne kadar uzun süre yaşayacağınız ile doğru orantılı...

Kirli bir alanda yaşamak, sigara içmek, mangalda et pişirmek, kızgın yağda kızartılan yiyeceklerle düzenli beslenmek, antioksidan eksikliğine yol açar...

Armut, çilek, avokado, çiğ brokoli, kuşkonmaz antioksidan etkisi çok yüksek sebze ve meyveler...

Vücutta antioksidan fazlalığı diye bir şey olmaz...

Vücut ihtiyacı oranındaki antioksidanı alır, gerisini boşalım yoluyla atar...”

Tabağınızdaki doğru denge...

“Öğle yemekleriyle akşam yemeklerini planlamanın en basit yolu bunları dörde ayırmak...

Tabağınızın dörtte birini protein bakımından zengin bir yiyecek ile (bir avuç kadar), diğer çeyreğini karbonhidrat bakımından zengin bir yiyecek ile doldurun...

Tabağın geri kalan kısmını ise büyük bir porsiyon salata veya büyük bir porsiyon sebze ile doldurun...

Yani tabağınızın yarısı sebze ile, çeyreği protein, diğer çeyreği de karbonhidrat olsun...”

Çay sizin için iyi mi?..

“Çay hangi türünü nasıl içtiğinize dayalı olarak iyi ya da kötü olabilir...

Yeşil çayın kolorektal kanser riskini azalttığı düşünülüyor... Kanser hastalarının yeşil çay tüketimini araştıran bazı klinik denemelerde yeşil çayın fayda sağlama potansiyeli olduğu bulundu...

Yeşil çayın sağlık açısından yararları, antioksidan özelliğinden kaynaklanıyor...

Yeşil çay tüketiminin ardından kandaki antioksidan seviyelerinin arttığı biliniyor...

***


Genel sağlık bakımından çok fazla çay ya da kahve içilmesi tavsiye edilmiyor...

Güney Amerika’da bol içilen bir çay olan matenin, ağız ve yemek borusu kanser riskini artırıyor...”

Alkol

Alkol kullanmayın...

Kullanırsanız da tüketiminizi erkekseniz günde en fazla iki bardak, kadınsanız günde en fazla bir bardakla sınırlayın...
Antioksidanlar bakımından zengin yeşil çay, kuş burnu, Çin gülü ve küçük tane meyveler gibi kırmızı bitki çayları için...

Kahve yerine normal çay için...

Genelde ikisinden de fazla miktarlarda içmeyin...”


Kanser ve süt...

“Bebeklik dönemi dışında hamile olduğunuzda, emzirdiğinizde ya da hayatınızın diğer dönemlerinde süt içmenin GEREKLİ OLMADIĞI sizi şaşırtabilir...

Biz insanlar için tek gereklilik, ideal olarak yaşamın ilk yılı, ve kesinlikle ilk altı ayı boyunca anne sütünün tüketilmesidir...

Bir yetişkin olarak süt ürünleri -süt, peynir, yoğurt ve tereyağı, tüketmek bir başka hayvan tarafından emzirilmeye benzer...

Bu kesinlikle bizim evrimsel tasarımımızın bir parçası değil...

***


Sizi süt ürünlerini beslenmemizin demirbaşlarından biri yapmaktan vazgeçirmek için ciddi bir nedenim var...

O da: “Kanser...”

Artık bir ülkenin süt tüketimi ne kadar yüksekse, meme ve prostat kanseri riskinin o kadar yüksek olduğu konusunda tutarlı ve kayda değer kanıtlar bulunuyor...

Kanserden ölüm riskinin en yüksek olduğu ülkeler, İsviçre, Norveç, İzlanda ve İsveç’tir...

Bunun tam aksine, birçok Asya ülkesinde ise risk minimaldir...

Beslenmenin genelde; tam tahıllardan, sebzelerden, meyvelerden, tofudan, soya sütü ve diğer soya ürünlerinden oluştuğu ve sütün beslenmenin normal bir bölümünü oluşturmadığı Asya ülkelerinde insanlar daha sağlıklı...

Bu ülkelerde meme ve prostat kanseri ABD ve Batı ülkelerine göre çok daha az görülüyor...

***


Süt ve kanser riskinin artması arasındaki bağlantı bir süredir biliniyor...

Süt riski neden artırır?..

Süt 38 farklı hormon ve büyümeyi destekleyici madde içerir... Hücreleri büyütmek onun işidir...

Fakat bu maddelerin özellikle biri çok fazla dikkat çeker...

Bunun adı insülin benzeri büyüme faktörü, ya da IGF-1’dir...

Ne kadar süt içerseniz bunun oranı o kadar yüksek olacaktır vücudunuzda...

Ergenlik döneminde IFG-1 kızlarda göğüs, erkeklerde prostat gelişimini kamçılar...

Daha sonra yaşlandıkça bu seviyeler hızla düşer...

Fakat süt ve peyniri tıka basa yediğinizde büyümeyi uyarır...

Fazla büyüyen hücrelerin ise apaptoz (intihar) sürecini durdurur...

Siz hızla büyüyen bir bebekken bu durum sizin için iyidir...

Fakat hızla büyüyen hücreler kanser hücresiyse bu sizin için kötü haberdir...

IFG-1 seviyesinin yüksek olması meme, prostat, kolon ve akciğer kanseri riskinin artması ile ilişkilendirilmiştir...

Yüksek olması durumunda, kanser riskiniz ikiye katlanıyor...”