Gazetevatan.com » Yazarlar » Restoranlara Salı ve Perşembe günü gidin...

Restoranlara Salı ve Perşembe günü gidin...

03 Ocak 2013 Perşembe


Uluslararası bir gurme olan Antony Bourdain’in “No Reservations (Rezervasyonsuz) isimli televizyon programını zaman zaman izlerdim...

Dün dünya çapındaki New York’lu gurmenin “restoranlarla ilgili verdiği gizli bilgileri” okuyunca, yüzümde geniş bir gülümseme belirdi...

Birkaç yıl önce Sabah gazetesinde “gurme yazılar” da yazmam istenmişti...

O yazıların keyfini hiçbir yerde bulamazdım...

Sonra hayatım değişti, çok fazla gezip yazamaz oldum...

Antony Bourdain’in Kitchen Confidenditial (Güvenilir Mutfak) kitabındaki “gizli restoran bilgileri ve triklerini” sizinle paylaşmaya karar verdim...

Restoranlara “Salı ve Perşembe günleri giderseniz en taze yemekleri yersiniz...” diyor...

“Şefin spesiyalitesi kalmış yemeklerdendir; yemeseniz daha iyi...” diye buyuruyor...

İşte Antony Bourdain’in ‘gizli restoran bilgileri...’

***


“- Dışarıda yemek yemek için en iyi gün Salı ve Perşembe... Ürünler taze, ekip Pazar günü dinlenmiş ve hafta arası olduğundan, hafta sonu gibi müşteriye turist muamelesi yok...

***


- Korkmanız gereken 2 kelime: Pazartesi ve spesiyalite... Özellikle ‘Şefin spesiyalitesi’ restoranda kalmış ürünlerden kurtulmanın yoludur...

***


- Pazartesi günleri restoranda balık ısmarlamayın... 4-5 günlük olur... Hafta sonu için balık alımı Perşembe gününden yapılır, balıklar Cuma sabahı gelir... Cuma ve Cumartesi akşamı satılmayanlar Pazar günü brunch ya da pazartesi günü spesiyal olarak satılır...

***


- Klasik bir balık pazarında taze balıklar sabah çok erken satılır... Sonra donmuş balıkların satımına sıra gelir... Kalanlar kapanışa gelen etrafta bekleyen Çinli ve Japonlar (New York’ta yaşayan Asya göçmenlerinin ucuz restoranlarını kast ediyor...) tarafından çok düşük fiyata alınır... Onlardan arta kalan balıklarsa kedi maması olur.... Bir daha ucuz suşi ve ‘All you can eat’ (Fiks fiyata yiyebildiğiniz kadar) Çin yemeği yerken bu gerçeği düşünün...

***


- Kılıç balığından uzak durmakta fayda var... Çünkü çok hızlı şekilde 3-5 santimlik parazitler üretir...

***


- Midye restoranda yenmez... Restoran buzdolapları devamlı içinden bir şey almak için açılıp kapandığından midyeyi iyi saklama şartları oluşmaz... Genelde midyeler buzdolabının arkasında kendi pis kokulu sularının içinde durur... Eminim bazı çok özel restoranlarda midye için sularının süzülebileceği, soğutmalı çok özel kaplar vardır ve pişirirken tek tek bütün midyelerin canlı ve iyi durumda olduğu kontrol ediliyordur... Ama ben böyle bir yer hiç görmedim... Midye hazırlanması en kolay şeydir ama bir adet bozuk midye hayatınızı karartır...

***


- Brunch, iyi şeflerin Cuma ve Cumartesi yoğun çalıştıkları için işin başında olmadığı ve yemekten anlamayanlar için kalmış yemeklerin sunulduğu bir Pazar aktivitesidir... Çocukların oyun ortamı da denilebilir....

***


- Pazar günleri kızarmış deniz ürünleri ve soslu balık yemeyin... Genelde Pazar brunch’ı en iyi restoranda bile Cuma ve Cumartesi’den kalma balıkların sosla sunulduğu, makarnaların makarna salatasına, pişmiş etlerin dilimlenip karışık et tabaklarına dönüştüğü, şeflerin hayatını kurtaran bir giderleri azaltma günüdür... Yoksa neden gayet güzel bir ızgara balık bir anda enteresan soslara bürünsün ki?.. Soslu her yemek kalmış malzemelerden yapılmış demektir...

***


- Hollandaise sostan uzak durun... Bu yumurta beyazı ve tereyağ karışımı sos çok sıcak veya soğuk olmayan bir ısıda saklanabiliyor... Her siparişle baştan yapılmayacağına göre bir kez yapılıp daha sonra bakterilerin en uygun üreme ortamında saklanıyor... Kalanlar da salata sosu oluyor...

***


- Bir restoranın kâr ederek çalışabilmesi için her yiyecek alış fiyatının 3-4 katına satılmalıdır... Bu durumda birkaç gündür buzdolabının arkasında kalmış sirloin etlerden nasıl kurtulunabilir?.. ‘İyi pişmiş et’ sevenlere kalmış etleri vermek bir restoran geleneğidir... Zaten etin tadını alamayacak kadar pişmiş, spor ayakkabı derisi tadında et seven müşterilere kalmış eti servis etmek zevktir ve maliyetleri düşürür...

***


- Et yiyecekseniz steakhouse’da (Türkiye koşullarında buna iş yapan kebabçıları da ekleyebiliriz) yemek en iyisidir... Nerede en çok ne satılıyorsa, onu yemek en iyi çözümdür... Genelde garsonun yüz ifadesinden de en çok satılan yemekleri anlayabilirsiniz...

***


- Mönüde genelde söylenmeyen ilginç yemekler, mönüyü zenginleştirmek için konmuştur ve günlerce buzdolabında meraklı birinin onu söylemesini bekler...

***


- Restoranlarda ekmek genelde başka birisinin masasından alınıp getirilir, ama yine de yenilebilir... Ne de olsa hiçbir şey tamamen hijyenik değil...

***


- Tuvaletleri pis bir restoranda asla yemek yemeyin... Bu zor bir kural değil... “Görmenize izin verdikleri bir yer o haldeyse, kim bilir mutfak nasıldır?” diye düşünün... Tuvalet temizlemesi kolay bir yer, mutfaksa kesinlikle değil...

***


- Restoran işinde kilit kelime: Rotasyon... Mutsuz bir şef ve restoran sahibi camdan bakıyorsa (restoran sinek avlıyorsa) o restorandan uzak durun... Çalışanların işini ciddiye alması da önemli... Servis elemanları bir TV dizisinde rol almayı bekliyor gibiyse ve işlerini önemsemiyorlarsa tehlikelidir...”

***


Açık söyleyeyim...

Antony Bourdain’i izlerken, onu biraz snob bir Amerikalı olarak görüyor, fazla kaale almıyordum...

Restoranlarla ilgili verdiği “trik bilgiler”in hepsinin altına imzamı atarım...

Bir eklemede bulunmalıyım...

Eğer arada bir uğruyorsanız restoranın işletmecisi ya da şeflerinden biri hatta birkaçıyla dost olun...

Her dost olduğunuz size dostluk göstermeyebilir...

Fakat dostlarınız varsa, aralarından biri mutlaka çıkacak ve sizin kazıklanmanızı önleyecektir...

Sevgi gösterin, sevgi bulursunuz...

*****


SUSAN MİLLER’A GÖRE, 2013’TE BURCUNUZDA NELER OLACAK?..

Dünyanın en güvenilir astrologlarından birisi Susan Miller...

Onun resmi sitesinden, sizler için “burçlarınızı içeren kısa bir değerlendirme” çıkarttım...

Gözönünde bulundurmanızda yarar var...

Önlem alır, ona göre davranırsınız...

***


“2013 yılına su elementinin enerjisi hakim olacak... Yaratıcı, önsezili ve duygusal su elementi aynı zamanda doğurganlığı da temsil ediyor... 17 Temmuz’da Akrep burcundaki Satürn, Balık burcundaki Neptün ve Yengeç burcundaki Jüpiter astrolojinin en olumlu dizimlerden birini oluşturuyor... Bu müthiş etkileşimden en çok 23 Temmuz doğumlu Yengeçler, 23 Şubat doğumlu Balıklar ve 28 Ekim doğumlu Akrepler yararlanacak...

***


Temmuz ayına kadar en şanslı burç İkizler, ondan sonra sıra Yengeçler’e geliyor... Uğurlu Jüpiter, Haziran 2012’den beri İkizler burcunda idi ancak ekim ayından beri enerjisi düşük seviyede olduğundan İkizler burcu fırsatların henüz farkında olmayabilir... Ocak ayı sonunda güçlenecek olan Jüpiter, Temmuz ayına kadar İkizler’e şans dağıtacak... Jüpiter aşk, evlilik, çocuk, kariyer, para, sağlık, ev gibi büyük bir şey getirebilir...

Temmuz ayında sıra Yengeçlere gelecek ve tam bir sene boyunca Jüpiter’in koruması altında olacaklar... Jüpiter en son 2001-2002 Temmuz arasında Yengeç’te idi...

Akreplerin her alanda sorumlulukları artıyor... Disiplin ve görev gezegeni Satürn, Ekim ayında geçtiği Akrep burcunda Aralık 2014’e kadar kalmaya devam edecek... Satürn, Akreplerin hayatından geçerliği kalmamış unsurları temizleyecek ve sadeleşmelerine yardımcı olacak... Akrepler sıfırlanacak, bazı şeyleri geride bırakacak ama boşalan alanda yepyeni ve çok sağlam bir temel kuracaklar... Bu dönemde hayat yavaşlamış gibi görünebilir, zaman zaman izole oldukları duygusuna kapılabilir, sağlık açısından zorlanabilir ve kolay kilo verebilirler... Bu sene sonbahara kadar olan dönemde 24 Ekim-4 Kasım arasında doğan Akrepler, sonbahardan sonra ise 4-13 Kasım arasında doğan Akrepler, Satürn’ün zorlayıcı ışınları altında olacaklar...

***


Bazı Boğalar da Satürn’ün karşıt açısından zorlanacaklar... Sonbahara kadar 25 Nisan-2 Mayıs arasında doğanlar, ardından 2-11 Mayıs arasında doğanlar etkilenecekler... Sağlam yapılı Boğalar bu dönemde çabuk yorulabilirler, dirençleri her zamankinden düşük olabilir...

***


Aslanların eve ait sorumlulukları artacak... Oturdukları ev ya da başka bir mülkün masrafları ya da evin küçük olması veya ev satın alarak maddi açıdan zorlanmaları mümkün... Ya da baba ile ilgili sorumluluklar onları kısıtlayacak...

***


Kovaların ise işte sorumlulukları artıyor ve bir nevi çıraklık döneminden geçmeye başlıyorlar... Yeni bir sektör ya da aynı sektörde farklı bir konuyu sıfırdan öğrenmeye başlayabilirler... Alternatif olarak sürekli başlarında durup onları denetleyen bir yönetici ile çalışmaları da mümkün... Çabaların gerçek karşılığı iki sene sonra gelecek... Anne ile ilgili konulardan dolayı zorlanabilirler...

***


25 Mart-2 Nisan arasında doğan Koçlar ise bağımsızlıklarına hiç olmadıkları kadar düşkün olacak, isyan duygusu içinde her türlü kısıtlanmaya baş kaldıracaklar... Bu dönemde doğan Koçlar gençleşecek, modernleşecek ve çevrelerini şaşırtacak şekilde ani kararlar verecekler...

***


27 Eylül-6 Ekim arasında doğan Teraziler “karşı” tarafın özellikle erkeklerin beklemedikleri davranışlarıyla karşılaşabilir hatta şok olabilirler... Bu dönemde doğan Teraziler aniden evlenme ya da nişanlanma eğiliminde olacaklar...

***


31 Aralık-2 Ocak arasında doğan Oğlakların dönüşümleri devam ediyor... Baştan aşağı her şeyleriyle değişecekler... Farkında olmadıkları bir güce sahipler ancak bu güç başkalarına baskı yapmaya, aşırı derecede ısrarcı olmaya ve sonucunda büyük tepkiler görmelerine neden olabilir... İlişkilerinde sorunlar varsa önce kendilerine bakmalılar...

***


1-3 Temmuz arasında doğan Yengeçler eş, ortak, rakip hatta bir düşman tarafından baskı görüyorlar ancak yazdan itibaren çok şanslılar... İş ya da özel yaşamdaki partnerleri kontrolsüz güç kullanarak adil olmayan biçimde onları değişmeye zorlayabilir.

***


20-23 Şubat doğumlu Balıklar çözülme dönemindeler... Hayal güçleri, yaratıcılıkları, empati duyguları artıyor ama kendilerini feda etmeye ve kurban rolünü oynamaya hazır gibiler... Belirsizlik ve kararsızlık içinde bocalayabilirler... Bazı önemli şeyleri geride bırakabilirler...

***


24-28 Ağustos doğumlu Başaklar da karşı tarafı yani eş, ortak veya işbirliği yaptıkları kişileri gerçekte olduğu gibi görmekte zorlanacaklar... Partnerleri onları duygulandıracak, esinlendirecek ama bazı partnerler isteyerek ya da istemeden yanıltıcı olabilirler. Keskin ve detaylara hakim Başaklar, Neptün’ün sis etkisi altında bulanık görmeye başlayabilirler...”