Gazetevatan.com » Yazarlar » Aykut, Alex'i kıskandı mı?.. Aykut kendisine yapılanı Alex'e yaptı!..

Aykut, Alex'i kıskandı mı?.. Aykut kendisine yapılanı Alex'e yaptı!..

03 Ekim 2012 Çarşamba


Aykut Kocaman Fenerbahçe tarihinin, ligde 140 gol atarak en fazla gol atan futbolcusu ünvanını elinde bulunduruyor...

Alex ise Fenerbahçe’de oynadığı sekiz sezonda ligde 136 gol attı...

Ulaştığı bu gol sayısıyla, Fenerbahçe’de en fazla gol atan yabancı futbolcu ünvanını elinde bulunduruyor Alex...

Ancak sadece 4 gol daha atsaydı, Fenerbahçe tarihinin en fazla gol atan futbolcusu ünvanını da Aykut’la beraber paylaşacaktı...

Sadece 5 gol atsaydı ise, Fenerbahçe tarihinin en fazla gol atan futbolcusu olarak kırılması güç bir rekorun altına imza atacaktı...

***

Dün konuştuğum birçok kişi, Aykut Kocaman’ın Fenerbahçe’nin en çok gol atan futbolcusu rekorunu elinde bulundurması nedeniyle, Alex’i kıskandığını ve ondan bir şekilde kurtularak, kendi rekorunun kırılmasını önlediğini söylüyorlardı...

Bilemem...

Niyet okuyamam...

Aykut Kocaman’ın davranışlarının altında Alex tarafından geçilme korkusu var mı yok mu belgeleyemem...

Fakat bir şeyi belgelerim...

1996 yılında Fenerbahçe’nin şampiyon olduğu sene Aykut Kocaman, takım ve kader arkadaşı Oğuz’la birlikte Fenerbahçe’den kovulmuştu...

Bu davranış, onları kovan kişiye hiç hayır getirmemiş, Ali Şen kısa bir süre sonra Fenerbahçe Başkanlığı’ndan ayrılmış, desteklediği Vefa Küçük de 1 oy farkla seçimleri kaybederek Aziz Yıldırım’ın başkan seçilmesinin önüne geçememişti...

Aziz Yıldırım biraz da Aykut ile Oğuz’un haksız yere Fenerbahçe’den kopartılmasının sonucu 16 yıldır Fenerbahçe’nin başkanlığını yapıyor...

Ali Şen’in haksız yere Aykut’u Fenerbahçe’den göndermesi, Aziz Yıldırım’ı başkan yaptı...

Şimdi Aziz Yıldırım ile Aykut ortaklaşa olarak Alex’i Fenerbahçe’den gönderdiler...

Ne demiş Mehmet Akif?..

“Tarihi; tekerrür diye tarif ediyorlar...

İbret alınsaydı tarih; tekerrür eder miydi?..”

*****


AZİZ YILDIRIM, ALEX’İN SÖZLEŞMESİNİ FESHETMESİNİ BEKLEMİYORDU...

Dün yolda, arabada, kafede, restoranda, gazetede, pazarda, alışverişte herkes Alex’in Fenerbahçe’den gidişini konuşuyordu...

Soru şu:

-”Nasıl oldu da Alex olayını Aziz Yıldırım kendisi için en istenmeyecek şekilde sonuçlandırdı?.. Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe’deki kredisini bitirdi Alex olayı... Bunu nasıl görmedi, Fenerbahçe Başkanı?..”

Dün bu işlerin içindeki bir kişi şöyle diyordu:

-”Alex olayının etkisi Fenerbahçe’de, 3 Temmuz operasyonundan daha fazla olacak... O zaman camia birleşmişti... Bu sefer camia teknik direktöre ve Başkan’a karşı bir havaya girdi... Alex Fenerli’yi, Beşiktaşlı’yı, Galatasaraylı’yı birleştirdi...”

Peki ne oldu da; göz göre Fenerbahçe Başkanı Alex’le ipleri koparma noktasına geldi?..

Aziz Yıldırım’ı yakından tanıyanlar bu soruya şöyle cevap veriyorlar:

-”Başkan, Alex’in sözleşmeyi feshetmesini beklemiyordu... Kadro dışı kalma kararına karşı Alex’in sözleşme feshine kadar gidecek bir karara imza atması hiç düşünülmeyen bir gelişmeydi... Alex sözleşmeden anında vazgeçerek, bütün pozisyon üstünlüğünü ele geçirdi...

Hiçbir şeyde gözü olmadığını göstererek, taraflı tarafsız herkesin gönlünü aldı...

Bu saatten sonra Alex olayı direkt Aziz Yıldırım’ı etkiler...

Önümüzdeki maçta, Alex için büyük tezahürat kopacak...

Aykut Kocaman ve Başkan da bu tezahürattan nasibini alacak...

Yense de yenilse de Fenerbahçe, bu tezahürat olacak...

Bunun önüne kolay geçemez artık kimse Fenerbahçe’de...”

***


Ben yıllar var ki futbola sadece futbol olarak bakmıyorum...

Alex olayının Aziz Yıldırım ve onun gibi düşünenler için gösterdiği ibret verici bir gerçek var...

“Evren en güçlü olduğunuzu zannettiğiniz anda, size öylesine bir oyun oynar ki, aslında birey olarak hiçbir gücünüzün olmadığını farkedersiniz...”

Evren size, kendinizi çok fazla şeye kadir görmemenizi, insanın birey olarak birim olarak sonsuz olan bu evrende, hayatı yönetmeye muktedir olmadığını, öyle bir gücünün var olmadığını anlatmaya çalışır böyle durumlarda...

En çok da “hayatı yönettiğini zannedenlere” karşı bu oyunları oynar ki, onlar da ders alsınlar ve bir daha öyle düşünmesinler...”

Aziz Yıldırım’ın başına bu olay Fenerbahçe’de her şeye hakim olduğunu düşündüğü sırada geldi...

Belki 3 Temmuz sürecinde bile her şeye hakim olduğuna inanmıyordu...

Fakat cezaevindeyken kendisine gösterilen ilgi ve sempati, çıkışında karşılaştığı sevgi, Fenerbahçe camiasından her daim gördüğü destek, ona “Fenerbahçe’de her istediğini yapabilecek bir güce eriştiğini” düşündürttü...

***


Kadınların ve çocukların tribünleri doldurduğu Gaziantep maçında, mikrofonu eline alarak, tribünleri yönetmeye çalışması, içindeki “ben konuşursam çözerim” mantığının dışa vurumuydu...

Oysa hayat öyle değil işte...

Biz kendimiz gibi etten kemikten insanları, canlıları yönetebildiğimizi sanırız...

Oysa aslında kimseyi yönetemeyiz, kimseye hükmedemeyiz...

Bunu düşündüğümüz anda, hayat bize öyle bir gücümüzün olmadığını gösterir...

Kim derdi ki Alex diye bir Brezilyalı futbolcu, en muktedir olanların sarsamadığı “Aziz Yıldırım imparatorluğunu” bir anda altüst edebilsin?..

Mahkemelerin yapamadığını, Alex yaptı Fenerbahçe’de...

-”Alex’in sözleşmeyi iptal edebileceğini hiç aklına getirmedi” dedi Aziz Yıldırım’ı yakından tanıyan bir dostum...

Evren karşısında biçaredir insan...

Elindeki enstrümanlar, evrenin sonsuz gücü karşısında biçaredir...

Çok üzülecek bir durum yok...

Aziz Yıldırım’a hayat, Konfüçyüs’ten günümüze süzülen ilahi gerçekleri öğretiyor...

*****


EŞSİZ YETENEĞİNİZİ İNSANLARIN HİZMETİNE VERDİĞİNİZ AN...

“Hepimiz yüksek benliğimizi, spiritüel benliğimizi keşfetmek için buradayız...

Her insanın eşsiz bir yeteneği ve bu yeteneğini eşsiz bir şekilde ifade etme gücü vardır...

Bu yetenek o kadar eşsizdir ki, gezegen üzerinde yaşayan başka hiçbir kimsede bu yetenek ve ifade şekli yoktur...

Tüm gezegendeki insanlardan daha iyi yapabileceğimiz bir şey ve bunu yapabilmenin tek bir yolu vardır...

Bu tek olan şeyi yaparken, zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyiz bile...

Sahip olduğumuz bu tek yeteneği ortaya koymak bizi ebedi bir farkındalığa götürür...

***


İnsanlığa hizmet etmek, bu ebedi farkındalığın bir tezahürüdür...

Diğer insanlara hizmet etmek, kendimize “Nasıl yardım edebilirim?.. Benimle temasa geçenlere nasıl yardımcı olabilirim?..” diye sormakla başlar...

Eşsiz yeteneğinizi insanlığa hizmet için kullandığınızda, “Darma Yasası”nı tamamen uyguluyorsunuz demektir...

‘Burada benim ne yararım var?..’ demek yerine, ‘Nasıl yardım edebilirim?..’ diye sormanız, diğer insanlara olan hizmetleriniz güçlü inancınızla birleşince zenginliğiniz daim olur...

‘Burada benim ne yararım var?..’ sorusu egonun iç diyaloğudur...

İç diyaloğunuzu ‘Burada benim ne yararım var’dan, ‘Nasıl yardım edebilirim’e kaydırmakla otomatik olarak egonun ötesine geçer, ‘Öz’ün etki alanına girersiniz...”

(Deepak Chopra’nın Başarının 7 Spiritüel Yasası çalışmasından)