Gazetevatan.com » Yazarlar » Hayat dışarda olanlar değil sizin gördüğünüzdür...

Hayat dışarda olanlar değil sizin gördüğünüzdür...

19 Şubat 2011 Cumartesi


“Hiçbir olay kendi başına bir anlam taşımaz...

Ona anlam veren bizleriz...

Farklı insanlar aynı olaya farklı anlamlar yüklerler...”

NLP eğitimi alan bir arkadaşım geçen hafta dışımızda yaşanan olayların, bizim üzerimizdeki etkisinin, olayın kendisinden değil, bizim algılama şeklimizden olduğunu anlatıyordu, bu sözlerle...

“Dışarda bir olay oluyor, ancak orada bulunanların her biri, kendi iç dünyalarına göre olayı farklı algılıyorlar...” diyordu...

Ayşe Nazlı evinde sekiz kedi, iki köpek, bir kuş, bir hamster, iki su kaplumbağası besliyor...

Annesinin hayvanlara karşı duyduğu çocukluktan kalma inanılmaz sevgi, aynen Ayşe Nazlı’da da var...

***


Dün kardeşleri öğle uykusundayken geleneksel yürüyüşümüzü yapıyoruz deniz kenarında...

Daldan dala atlıyoruz, yol üstünde gördüğümüz evlerin mimari özelliklerinden, arabalara, o gün nereye gideceğimizden, o hafta olanlara, okulda derslerden, hocalara şurdan burdan kaynatıp duruyoruz...

Aynı yoldan yürüyoruz...

Aynı insanları görüyoruz...

Aynı evlerin, arabaların, dükkanların, kafelerin, restoranların önünden geçiyoruz...

Aynı yerde karşı karşıya yemek yiyoruz...

Denizden geçen aynı tekneleri birlikte görüyoruz...

Ne var ki “Dışımızda tamamen aynı gibi görünen çevreyi” Ayşe Nazlı’yla ben, birbirinden ilgisiz açılardan, tamamen farklı görüyoruz...

***


Kızım yürüyüş boyunca, benim hiç görmediğim ilginç şeyler görüyor ve bana söylüyor...

Önümüzden, arkamızdan, yanımızdan geçen bütün köpekleri ve kedileri görüyor bir kere Ayşe Nazlı...

O gördüğü köpekler ve kediler hakkında mutlaka bir yorumda bulunuyor...

Ben o köpekleri ve kedileri görmüyorum...

Daha doğrusu farketmiyorum...

Aynı yolda yürüdüğümüz parkur boyunca onları algılamıyorum...

Set üstündeki bir evin bahçesinde kedi görüyor, onunla ilgili fikir yürütüyor Ayşe Nazlı...

Restorana gidiyoruz arkada salınarak duran köpeğe yemek verilip verilmediğini soruyor garsona...

Farkediyorum ki, kızımla benim aynı görünen olayları algılamamız birbirinden tamamen farklı...

Onun aynı olaylardan çıkardığı çok başka bir dünya var...

Benim çok başka bir dünyam...

Eve döndüğümüzde bize sorsalar “Ne yaptınız?..” diye, aynı şeyi yapmış görünmemize karşın birbirimizden tamamen farklı şeyler gördüğümüzü anlatacağız...

Herkesin gördükleri kendi içinde aslında, dışarda değil...

***


Türkçesi Sinir Dili Programlaması olarak adlandırılan Neuro Linguistik Programming (NLP) denilen sistemi 1970’li yıllarda California Santa Cruz Üniversitesi‘nde iki bilimadamı ortaya çıkartıyor...

J. Grinder ve R. Bandler yaptıkları uzun çalışmalarda “Başarılı insanların nasıl başarılı olduklarını” ortaya çıkartıyorlar...

Başarılı olanların ortak özellikler gösterdiklerini farkettiklerinde bu durumu modelliyorlar...

İşin enteresan tarafı iki bilimadamı, başarılı insanlarda olduğu gibi başarısız insanlarda da ortak davranış özellikleri olduğunu ortaya çıkartıyorlar...

Sonra, davranışların ve bilinçaltının değiştirilmesine geliyor sıra...

***


NLP’den Avrupa ve Amerika’da büyük şirketler çalışanlarının performansını artırmak için yararlandıkları gibi, kişisel alanda, insanı bütünüyle değiştirebilecek özellikler taşıyor...

Tabii değişmek isteyen için...

NLP konusunu yakından çalışmaya başladım, edindiğim bilgileri, gözlemleri, deneyimleri size aktaracağım...

Fakat dışarda olan olayın değil, onu bizim nasıl gördüğümüzün kendi gerçeğimiz olduğunu anlamamız gerekiyor her şeyden önce...

O zaman, olayları, bütün insanların aynı “iç gözle” görmelerini isteyen, düşüncelerin absürdlüğü de ortaya çıkıyor...

Demokrasiyi anlayabilmek için insanların olayları “aynı görmediğini” anlamak gerekiyor önce...

Ayşe Nazlı’yla ben, cumartesi günü aynı şeyi yapıyoruz, aynı yolda yürüyoruz, aynı insanlarla karşılaşıyoruz, aynı restoranda yemek yiyoruz, aynı yoldan eve geri dönüyoruz...

Ancak o cumartesi günü benden tamamen farklı bir gerçek yaşıyor, farklı şeyler görüyor, farklı şeyler hayal ediyor, farklı şeyleri zihninden geçiriyor... Cumartesi günü iki farklı hayat yaşıyoruz aynı yerde...

Düşüncelerimiz, duygularımız, hayal ettiklerimiz, sevindiklerimiz ve üzüldüklerimiz birbirinden tamamen farklı...

Demokrasi aslında herkesin farklı pencereden baktığı, farklı yaşadığı ve farklı bir gerçeği algıladığı dünyada, herkesin rahatça ve özgürce yaşayabilmesi demek...
Ne zor değil mi, bir Pazar günü bu gerçeği bu ülkede anlatabilmek?..

*****


COLA VE CİPS OKULLARDA YASAKLANMALI MI?..

7-8 yaşındaydım...

Gözümün önünde şimdi ilk kola içtiğim günler...

Yanımda sarışın bir arkadaşım vardı, “Coca cola gibisi yok...” demişti,

Oysa Pepsi o zamanlar çok modaydı ve biraz daha şekerliydi
tadı...

Evde daha çok Pepsi içildiğinden ben de Pepsi demiştim, o zamanlar...

Sonra Cola daha fazla pazara egemen oldu...

Amerikan yaşam tarzının sembolüydü gözümüzde Cola...

Hamburger çips ve kola...

Terli terli futbol maçı aralarında kola...

Sinemda 5 dakikalık arada kola...

Sandviçin yanında, yemeğin yanında kola...

***


Türkiye’ye giren kola, bizim de hayatımıza girmişti herşeyiyle...

Oysa hayat değişiyor, aynı kalmıyor...

Bir zamanlar Amerikan yaşam tarzının sembolü olan fast food hamburgecilerin gün gelip yavaş yavaş piyasadan çekileceğini söyleseler mümkün değil inanmazdım...

Bir Paris gecesinde, güneyde Cite Universtaire taraflarında pek iyi kafe ve restoran olmadığından, bir Mc Donalds’a girmiştim...

Hamburgerimi yerken, tepsinin üzerindeki kartonda tek tek gösterilenr Paris’teki Mc Donalds’ları saymaya koyulmuştum...

28 tane kadar saydığımı hatırlıyorum 1980’li yıllarda...

Sonra yavaş yavaş fast food’larla ilgili belgeseller çıktı ortaya...

Obeziteye neden olduğu, kalp ve damar hastalıklarına davetiye çıkardığı falan...

***


Taksim’de ilk açılan Mc Donalds’a en trendy gençlik ve sosyete gelirdi ilk zamanlar...

O kadar ki karşıdaki Kristal Büfe’yi yemiş bitirmişti Mc Donalds...

Sonra adım adım çekildi piyasadan...

Avrupa’da Amerika’da yalnız ve bekarlar gider oldu fast food hamburgercilere...

Şimdi Cola’nın ve cipsin obezite yaptığı söylenerek Amerika’da ve İngiltere’de okullarda yasaklanıyor...

Önceleri biraz direnilecek...

Ancak bellidir ki bir süre sonra hayatın akışı galip gelecek ve cola içmek “in” olmaktan, çıkacak...

***


Cola ve cips konusunda Türkiye’de okullarda ne yapılacak merak ediyorum...

Bu işin uzmanı bir dostum bana şöyle dededi geçenlerde:

“Aslında o kadar sağlıksız şey var kmi yediğimiz...

Doktorların büyük çoğunluğu da biliyor bu sağlıksız gıdaları...

Ancak Amerika’da öyle bir gıda endüstrisi var ki, onların öyle bir loübicilik faaliyeti bulunuyor ki, kararlar ve sesler o kadar kolay çıkamıyor... Zaman gerekiyor...”

Annesi kola içirmezdi de sinirlenirdim Ayşe Nazlı’ya...

Artık birden fazlasını ben de içirmiyorum...
Hayat değişiyor...

Hayat değiştikçe alışkanrlıklar da değişiyor...

Trendy markalar ve ürünler yerini başka şeylere bırakıyor...

Sigaralar, sert içkiler, kolalar, kahveler...

Yavaş yavaş hayatımıza elveda diyorlar...

Nostaljik bir burukluk var içimde bu kolasız Pazar...