Gazetevatan.com » Yazarlar » “PKK’ya ve FETÖ’ye müzahir...”

“PKK’ya ve FETÖ’ye müzahir...”

01 Kasım 2016 Salı


31 Ekim 2016 Pazartesi sabahı; polis Cumhuriyet Vakfı ile gazete yöneticileri ve yazarlarına yönelik bir operasyon başlatıyor...

18 gazeteci-yazar-yönetici için gözaltı kararı çıkıyor...

***

Gazeteci; “Cumhuriyet gazetesi operasyonunun şifrelerinin çok derinlerde yattığını” fark ediyor...

***

Önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Cumhuriyet vakfı ile gazete yazar ve yöneticileriyle hakkındaki gerekçesine bakıyor Gazeteci...

Şöyle diyor gerekçe;

***

“Cumhuriyet Gazetesi ve gazetenin imtiyaz sahibi konumundaki Cumhuriyet Vakfı yöneticileri hakkında PKK/KCK ve FETÖ/PDY Terör örgütlerine “MÜZAHİR” olduklarına, 15 Temmuz darbe girişiminden kısa bir süre öncesinde darbeyi meşrulaştırıcı yayınlar yapıldığına dair iddia ve tespitler üzerine; Başsavcılığımızca FETÖ/PDY ve PKK/KCK TERÖR ÖRGÜTLERİNE ÜYE OLMAMAKLA BİRLİKTE ADINA SUÇ İŞLEMEK SUÇLARINDAN bir kısım şüpheliler hakkında 18-08-2016 tarihinde soruşturma başlatılmıştır...”

***

Gazeteci; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasının en önemli cümlesinin şu olduğunu anlıyor:

“Cumhuriyet Vakfı yöneticileri ve yazarları PKK/KCK ve FETÖ/PDY terör örgütlerine, üye olmamakla birlikte MÜZAHİR oldukları...”

***

Türk Dil Kurumu “müzahir” sözcüğünün karşısında “arka çıkan, destekleyen, arkalayan” kelimelerini veriyor...

İstanbul Başsavcılığının açıklamasının da gösterdiği gibi; “Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarları FETÖ veya PKK’ya üyelikten değil, yaptıkları yayınlarla iki terör örgütüne ‘arka çıkmak, desteklemek’ suçunu işlemekten soruşturmaya tabi tutuluyorlar...”

***

Başsavcılığın açıklamasından Gazeteci anlıyor ki; Cumhuriyet gazetesi yönetici ile yazarları; “FETÖ’nün bylock veya benzeri mesajlaşma sisteminin bir parçası oldukları için değil”, PKK veya KCK’ya üye oldukları için de değil; yaptıkları yayınlarla bu örgütlere arka çıktıkları, onları destekleyici yayın yaptıkları gerekçesiyle suçlanıyorlar...

*****

ULUSLARARASI DERİN MERKEZLER VE YÖNLENDİRDİKLERİ GAZETECİLİK VE CUMHURİYET OPERASYONU...

Bir doktor operatör doktorsa her gün ameliyata giriyor...

Değilse her gün onlarca hasta bakıyor...

Bir avukat her gün 5-6 davaya giriyor...

Bir mimar her gün yeni eserler inşa ediyor...

Bir ressam; her gün resim yapıyor, sanatını bu şekilde icra ediyor...

Politikaya “söz söyleme sanatı” diyorlar...

Politikacı her gün konuşuyor...

Bunun için milletvekillerine kürsüde yaptıkları konuşmalarla ilgili “dokunulmazlık” statüsü veriliyor...

***

Gazeteci de her gün gazete yapıyor; yazıyor, yorum yapıyor...

Bu da bir gazetecinin mesleğini icra etme yolu ve yöntemi...

***

“Terör örgütünün propagandasına alet olmak, terör örgütünün politikasına arka çıkmak, başsavcının deyimiyle ‘müzahir’ olmak, zaman zaman gazetecilerin başına kolaylıkla gelebilecek olaylar...”

***

Her gün gazete yapmak durumunda olan gazetecilerin “muhalif çizgiyle, terör örgütüne arka çıkmak arasındaki hassas ve çoğu zaman sübjektif çizgiyi ne zaman geçecekleri, ya da geçmeyecekleri tarihten bu yana cevabı verilemeyen bir soru...

***

Olayları gizlemeye gerek yok...

Çağımızda “gazetecilik mesleği”, ulusal ve uluslararası istihbarat servislerinin derin bağlantıları yoluyla etki ajanları üzerinden at oynattıkları, gazeteci kisvesi altında algı operatörlerine istediklerini yazdırdıkları, söylettirdikleri bir meslek! haline geliyor...

***

Gazeteci aylardır; kendi gazetecilik hayatının üzerinden “etki ajanlarının, algı operatörlerinin, derin ve gizli bağlantıları olan ajanların” neler yaptıklarını, hayatı nasıl yönetmeye çalıştıklarını yazıyor...

Bağımsız ve kendi başına buyruk gazeteciliğin kalmadığını anlatıyor...

***

Ancak “özgür gazeteciliğin kalmaması”, gazetecilik mesleğinin büyük ölçüde “uluslararası derin merkezlerin yönlendirmesi altına girmesi” şu gerçeği değiştirmiyor...

***

Gazetelerde yazı yazan, haber yapan, yönetici olan kişilerin SUÇ KRİTERLERİNİN; örgüt üyeliği, uluslararası gizli merkezlerle somut ve belgeli bağlantılar” şekliyle sınırlı olması gerekiyor...

***

Terör “arka çıkmak” suçlaması Gazeteci’ye kendi başına gelen bir olayı hatırlatıyor;

Cemalettin Kaplan’ın oğlu; Metin Kaplan’ın Almanya’dan esip gürlediği günlerde, bir 10 Kasım’da, militanlarının Anıtkabir’e saldıracağı haberi geliyor...

***

Haber müdürleri uzun toplantının sonunda Gazeteci’yi; Metin Kaplan’ı yayına alması konusunda ikna ediyorlar...

-“Abi yayına al Metin Kaplan’ı... Müthiş gazetecilik olur... Sen adamın karşısında mümkün değil ezilmezsin...” diyerek Gazeteci’nin fitilini ateşliyorlar...

***

Metin Kaplan Almanya’dan televizyon canlı yayınına bağlanıyor...

Beş dakika sonra Gazeteci’yle Metin Kaplan arasında, Kaplan’ın Atatürk’e yönelik sözleri nedeniyle büyük bir tartışma başlıyor...

Gazeteci, arka arkaya salvolarla Kaplan’ın sözlerini etkisiz bırakıyor ve canlı yayını bir kazaya meydan vermeden kapatıyor...

***

Ertesi günü Almanya’dan gelen görüntüler; Kaplan taraftarlarının ellerinde “Gazeteci’ye ölüm” başlıklı pankartlar taşıdığını gösteriyor...

Gazeteci bantları, teker teker izliyor...

Haber Müdürleri; “Emniyete koruma için haber verelim mi” diye Gazeteci’ye soruyorlar...

-“Boşverin” diyor Gazeteci...

 ***

Ertesi günü Devlet Güvenlik Mahkemesi savcılığından bir tebligat alıyor Gazeteci...

Hakkında bir suç duyurusu yapılıyor...

Gazeteci’nin; terör örgütü temsilcisini çıkartarak “terör örgütünün üyesi olmamakla birlikte propaganda yapmasına alet olduğu” gerekçesiyle ifadesi alınıyor...

***

Örgüt, canlı yayından ötürü “Gazeteci’ye ölüm” pankartı taşıyor...

Devlet Güvenlik Mahkemesi’ni yapılan suç ihbarında ise Gazeteci; “terör örgütünün propagandasına alet olma suçu işlediği” iddiasıyla ifade veriyor...

***

Dün gözaltına alınan gazeteciler; arka çıktıkları iddia edilen terör örgütleriyle; Gazeteci’nin Metin Kaplan’la karşı karşıya kaldığı gibi, çatışmamış olabilirler...

Paralele yakın şeyler de söylemiş ve savunmuş olabilirler...

***

Gazeteci gibi; tek başına yalnız ve bağımsız bir gazeteci de olmayabilirler bazıları...

Yine de; “somut bir örgüt üyeliği, açık bir uluslararası istihbarat örgütü bağlantısı” olmadan, 

“terör örgütüne müzahir” olmaktan alınmaları; Türkiye’nin mutlu geleceği için arzu edilir bir tablo değil...