Ramazanda stres faktörlerine karşı en büyük silah: Dengeli ve sağlıklı beslenme

AA |  02 Mayıs 2020 Cumartesi - 12:45 | Son Güncelleme : 02 05 2020 - 12:45

Beden sağlığı için vazgeçilmez bir unsur olan dengeli beslenmenin başrolündeki lif, vitamin ve mineral içeriklerinden zengin yiyecekler, ramazanda da stres faktörlerine karşı en büyük silahlar olarak öne çıkıyor.


Sağlıklı yaşam için en önemli unsurların başında gelen dengeli  beslenme, hem beden hem de ruh sağlığını korumada büyük önem taşıyor.
 
Yiyecekler, nasıl ve ne şekilde tüketileceği bilindiğinde insanoğlu  için adeta şifa kaynağı oluyor. İslam aleminin yeni tip koronavirüs (Kovid-19)  nedeniyle sosyal izolasyonla geçirdiği bu yılki ramazan ayında uzmanlar,  yiyeceklerin doğru kullanımıyla hem içinde bulunulan durumun hem de ramazanda  yaşanabilecek olası stresin önüne geçilebileceğine işaret ediyor.
 
Uzmanlar, Kovid-19 nedeniyle sosyal hayatın da felç olduğunu  vurgularken, sosyal izolasyon uygulamalarının, kısmi sokağa çıkma yasaklarının ve  beklenmedik bir dönemde evlere kapanmak zorunda kalmanın, süreç doğru  yönetilmediği takdirde stres ve kaygı faktörlerini artırarak huzuru  bozabileceğini bildiriyor.
 
Böyle bir sürece denk gelen ramazan ayında oruç tutmanın gerek vücudu,  gerekse psikolojiyi tahkim edecek en önemli aktivite olduğuna dikkati çeken  uzmanlar, bu süreçte bağışıklık sistemine zarar vererek, birçok rahatsızlığa  neden olabilecek faktörlerle karşı karşıya olunduğunun da unutulmaması ve tedbir  alma konusunda hassas davranılması gerektiğini hatırlatıyor.
 
Uzmanlar, haftalardır devam eden pandemi kaynaklı belirsizliğin  yeterli miktarda endişe üretip, kaygı faktörlerini harekete geçirdiğine işaret  ederek, bir miktar kaygının bağışıklık sistemini teyakkuzda tutarak insanı  hastalık tehditlerine karşı duyarlı hale getirdiğini ancak bu dönemde yaşanan  kaygının farklı olduğunu, bu nedenle sağlıklı beslenmeye dikkat edilmezse orucun  da bu durumu derinleştirebileceğini vurguluyor.
 
Tüm faktörler göz önüne alındığında uzmanlar, Kovid-19 ile mücadele  sürecinde bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine destek olan zengin antioksidan ve  vitamin kaynağı gıdaların tüketilmesine ramazan ayı boyunca da özen gösterilmesi  gerektiğinin altını çiziyor.
 
Stresle mücadelede dengeli beslenme kilit önemde
Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü ve Tıbbi Biyokimya Uzmanı  Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, stresin kalp ve  damar hastalıkları, tansiyon sorunları, bağışıklık sistemi zafiyeti, depresyon ve  kaygı bozukluklarından başlayıp madde kullanımı ve muhtelif bağımlılıklara kadar  uzanan birçok soruna yol açtığını dile getirdi.
 
Vücudun mükemmel bir şekilde yaratıldığını, stresle karşılaşıldığında  hemen kortizol salgılamaya başladığını belirten Karabulut, şunları kaydetti:
"Böbreküstü bezinin kabuk bölgesinde üretilen ve kan basıncı ile  şekerini arttıran bu harika hormon stresin en büyük düşmanı. Ona göz açtırmıyor.  Fakat vücudumuzun bu güçlü silahı aynı zamanda yeme isteğini de arttırıyor. Öte  yandan oruç tutarken söz konusu yeme isteği hemen giderilemeyeceği için  kortizoldan yeterli verimi alamıyoruz. Ama elbette çözümü var: İftar ve sahurda  dengeli besleneceğiz, uzun bir oruç gününün huzurlu dünyasına vücudumuzun  gereksinimlerini karşılayıp öyle gireceğiz."
 
Prof. Dr. Karabulut, "Orucu, en verimli ve rahat şekilde tutabilmek ve  de stresin önünde engel olma özelliğinden azami ölçüde istifade edebilmek için  her besin grubundan dengeli ve yeterli ölçüde tüketilmesi gerekiyor." dedi.
 
Stresin düşmanları: Soda, papatya ve yeşil çaylar
Ramazanda sıvı tüketiminin önemine de değinerek, stres düşmanı olan  magnezyum içeriği yüksek sodaların, bilimsel çalışmalarca kaygı bozukluğuna iyi  geldiği tespit edilen papatya çayının ve beyni dinlendiren yeşil çayın da  tüketilebileceğini aktaran Karabulut, "Yine içerisine tarçın, karanfil ve şekersi  limon eklenmiş reyhan şerbeti ya da çayı da hem lezzetli hem de rahatlatıcı  etkilere sahip bir içecek olarak masamızdaki yerini alabilir. Unutmadan, doğal  pekmezin içerisine zencefil, karanfil, erik, tarçın ve zerdeçal ekleyip strese  karşı en güçlü şekilde savaşmamıza katkı sağlayacak başka güzel içecekler de  yapabiliriz." diye konuştu.
 
Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, beyaz ekmekten uzak durulması  gerektiğine işaret ederek, tam buğday unu ile yapılan ekmeklerin tercih  edilebileceğini söyledi.
 
Kan şekerini dengede tutabilmeyi sağlayacak olan kuru baklagiller,  tuzsuz kuru yemişler, bitter çikolata ve meyvelerin öncelikli besinler olduğunu  belirten Karabulut, şunları kaydetti:
"İnsana mutluluk verip canlılık ve zindelik hissi oluşturan serotonin  üretimini arttıran ve stres hormonlarına karşı beynin sakin kalmasını temin eden  hindi eti, balık, yulaf ezmesi, havuç, fındık, fıstık, ceviz, kaju ve ay  çekirdeği ile içeriğindeki yüksek miktarda lif ile enerji oranını yükseltip  ihtiva ettiği magnezyum ile strese savaş açan ıspanak gibi gıdalar hem iftar hem  de sahur sofralarımızın başköşesinde yerini almalı. Güçlü bir antioksidan olarak  bilinen likopen kaynağı olan acı ve tatlı kırmızı biber ile C vitamini kaynağı  yeşil bibere ilave olarak brokoli, haşlanmış karnabahar, şalgam ve kırmızı lahana  da salata malzemelerimizi oluşturmalı. Hem beyni dinlendirip stresi uzaklaştıran  hem de depresif bir ruh haline düşmemizin önünde engel olan lif, karbonhidrat,  vitamin ve mineral içerikleri zengin bu türden yiyecekler ramazanda bizi tehdit  edebilecek olan stres faktörlerine karşı en büyük silahlarımız."
 
Meyve tüketimi de çok önemli
Stres ile mücadelede meyve tüketiminin de en az yemekler kadar önemli  olduğunu aktaran Karabulut, şu besinlerin tüketilmesini önerdi:
"Başta stres seviyesini düşürüp bağışıklık sistemini güçlendiren eşsiz  bir antioksidan olan C vitamini olmak üzere, birçok önemli vitamin ve minerali  ihtiva eden renkli, kırmızı ve altın rengi meyveler bu süreçteki  vazgeçilmezlerimiz. Doğada en yüksek miktarda antioksidan oranına sahip meyve  olarak bilinen yabanmersini ile strese karşı direnci arttıran lutein, betakaroten  ve E vitamini bakımından çok zengin olan avokado, aynı şekilde özellikle iftardan  sonra ortaya çıkacak şeker ihtiyacını karşılamak için kayısı, üzüm ve çilek  karışımı ya da iftardan sonra tahıllarla birlikte yoğurda katılabilecek kuru  meyveler... Bütün bunlar zamanla daha sakin ve huzurlu olmamızı sağlayacak hem de  orucumuzu sağlığımız açısından fevkalade bir kazanım haline getirecek bir  beslenme rejiminin en temel unsurları olarak zikredilebilir."
 
Öte yandan kükürtlü ve organik kayısının da hastalıklara karşı koruma  etkisinin fazla olduğunu dile getiren Karabulut, "Kükürtlü ve organik kayısının  çay, komposto, tatlı olarak ramazanda tüketilmesini öneriyorum. Ayrıca yoğurda  katılarak tüketilmesi de oldukça lezzetli ve koruyucudur. Kayısı çekirdeği de  içindeki amigdalin B17 vitamini aracılığıyla oldukça etkili bir antioksidandır.  Ekmeklere, çörek ve kahveye katılarak keten tohumu, badem ve cevizle birlikte  özellikle ramazanda daha çok sağlıklı beslenme ve şu süreçte korona gibi çağın  vebasına karşı doğal bir koruma kalkanı olacaktır." diye konuştu.
 
Stresle mücadeleye destek için hareket şart
Stres ile mücadelede beslenme rejiminin çok önemli olduğunu ancak  yeterli olmadığını belirten Karabulut, "Çünkü insan biyolojik olduğu kadar  psikolojik bir varlık ve maddi olduğu kadar, hatta bazen daha da fazla olarak  manevi gereksinimleri var. Dolayısıyla biyolojik gereksinimleri kadar  giderilmemiş psikolojik gereksinimleri de strese neden olabiliyor. Bu bakımdan,  öncelikle orucun huzur ve sükunet veren güvenli limanının sağlayacağı katkılardan  istifade etmek lazım. Çünkü oruç gerçek bir şifa kaynağı. İnsanın bedenini  dinlendirdiği gibi bağışıklık sistemini de güçlendiriyor. Beyindeki sinir büyüme  faktörlerinde artış sağlıyor, öğrenme ve hafıza özelliklerini olumlu yönde  etkiliyor; dolayısıyla da depresyon, kaygı ve stres bozukluğuna engel olabiliyor  ve bunama ve Parkinson gibi korkutucu hastalıklara giden yolun önünü tıkıyor."  değerlendirmesinde bulundu.
 
Stresle mücadele noktasında iradenin devreye sokulmasının bilinmesi  gerektiğini belirten Karabulut, sözlerini şöyle tamamladı:
"Düzenli uyumayı alışkanlık haline getirecek, evde yapabileceğimiz  nefes ve gevşeme egzersizlerini ihmal etmeyeceğiz. Yapabildiğimiz ölçüde hareket  edecek, temiz havadan istifade etmeyi unutmayacağız. Bunaltıcı sosyal medya  alışkanlıklarından, gerçek birer stres kaynağı olan asılsız ve olumsuz  haberlerden uzak durabilmeyi bileceğiz. Bunları yaymaktan, bunlar üzerinde  konuşup tedirginlik kaynağı oluşturmaktan imtina edeceğiz. Kendimize mümkün  mertebe zaman ayıracak, sevdiğimiz insanlarla vakit geçireceğiz. Telefon ya da  internetin sağladığı imkanları da kullanarak yanımızda olmayan aile bireylerimiz  ya da dostlarımızla irtibatımızı sürdürecek, üzerimizde olumsuz etki uyandıran  kişilerle iletişimimizi kısıtlayacağız. Bedenimizi sıkmayan rahat kıyafetler  giyecek, yaşlılarımızla ve çocuklarımızla vakit geçireceğiz. Ayrıca kafein ve  sigaradan uzak durulmalıdır."
 

ETİKETLER

Ramazan stres beslenme