Prostat kanseri artık gözden kaçmayacak

08 Nisan 2016 Cuma - 11:03 | Son Güncelleme : 08 04 2016 - 11:03


 
Minimal İnvaziv Üroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cenk Yücel Bilen: "Erkeklerin korkulu rüyası prostat kanserinde, tanı eziyeti sona erdi. Prostat kanseri tanı ve tedavisinde devrim yaratan üç boyutlu yarı robotik füzyon biyopsi uygulaması artık Türkiye'de de uygulanıyor" 
Prof. Dr. Bilen, erkeklerin korkulu rüyası prostat kanserinde tanı eziyetinin sona erdiğini ve prostat kanserinin MR yöntemiyle geliştirilen tekniklerle en azından en kötülerini artık görebilmeyi başardıklarını belirterek, "Prostat kanseri tanı ve tedavisinde devrim yaratan üç boyutlu yarı robotik füzyon biyopsi uygulaması artık Türkiye'de de uygulanıyor. Günümüzde prostat kanseri erken evrede yakalandığında ve doğru tedavi uygulandığında başarı oranı yüzde 90'ların üzerine çıkmaktadır. Yapılan araştırmalar tarama yoluyla prostat kanserinden ölüm oranının yüzde 30 oranında azaldığını göstermiştir. Tanı anında kanser sadece prostatla sınırlı ise hastanın tamamen iyileşme şansı çok yüksektir" dedi.
 
"PROSTAT BABADAN OĞULA GEÇİYOR"
 
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Sinan Sözen de prostatın önemli bir sağlık sorunu olduğunu, erkeklerde de en sık görülen kanser türü olduğunu anlattı.
 
Türkiye'de her 12 erkekten birinin, ABD'de ise her 7 erkekten birinin prostat kanseri olduğuna dikkati çeken Sözen, "Türkiye'de erkek popülasyonunda en sık görülen kanser halinde. Kansere bağlı ölümlerde ikinci sırada. Sadece Amerika'da 2012 yılında 30 bin kişi prostat kanserinden öldü. Böyle bir sağlık sorunu olunca kongrelerde ilk konularımız prostat kanseri oluyor" dedi.
 
Türkiye'nin prostat kanserinde riskli bir ülke olmadığını, ancak bu hastalığın babadan oğula geçtiğini dile getiren Sözen, "Magnetik Rezonans (MR) teknolojisindeki gelişmeler ve yenilikler, özellikle 3 Tesla denilen yüksek çözünürlükteki cihazların gelişmesiyle birlikte prostatın daha iyi değerlendirilebilmesi artık mümkün. MR ile elde edilen görüntülerde özellikle saldırgan kanser odakları yüksek oranda tespit edilebilmektedir" diye konuştu.
 
Biyopside kullanılan iğnenin sapma olmadan kanserli bölgeye yüksek doğrulukta ulaşmasının sağlandığına dikkati çeken Sözen, "Navigasyon özelliği kanserli bölgenin yerini gösteriyor. Bu teknoloji sayesinde doğru yerden parça alınması mümkün oluyor" ifadesini kullandı.
 
“KAPALI YÖNTEMLE BÖBREK NAKLİ”
 
Türkiye’de ilk defa laparoskopik böbrek naklinin geçtiğimiz günlerde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Ender Özden, Doç. Dr. Y. Kamil Yakupoğlu ve Prof. Dr. Şaban Sarıkaya tarafından gerçekleştirildiğini ifade eden Bilen, kongrede bu operasyonla ilgili bilgilerin paylaşıldığını söyledi.
 
Türkiye'de ilk kez kapalı yöntemle böbrek nakli ameliyatını gerçekleştiren Minimal İnvaziv Üroloji Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ender Özden de Kasım ayında gerçekleştirdiği ameliyata ilişkin bilgi verdi. 
 
Dünyada ilk defa 2010 yılında hem laparoskopik hem de robot yardımlı laparoskopik yöntemle böbrek nakilleri gerçekleştirildikten sonra, yavaş yavaş belli merkezlerden laparoskopik ve robotik böbrek nakillerinin sonuçları gelmeye başladığını belirten Özden, bu yöntem üzerine 2 yıl önce çalışmaya başladıklarını söyledi. Önce hayvanlarda denediklerini ve kadavradan nakle karar verdiklerini belirten Özden, "Normalde böbrek nakli 2- 2.5 saat sürer. Bizim yaptığımız kapalı yoldan 3.5 saat sürdü. Sonuçları itibariyle 'Minimal invaziv cerrahinin avantajlarını bu hasta yaşıyor' noktasında oldu. Bunlar, naklin daha az ağrılı, yara enfeksiyonu riskinin daha az, daha hızlı nekahet dönemini geçirmesi gibi durumlar" diye konuştu.