Gazetevatan.com » Yazarlar » Düşünmeye davet

Düşünmeye davet


 
Düşünce ve fikir olmadıkça, insan hayatı tamamlanmış olmaz. Hayatın dayandığı düşünce doğru olduğu oranda hayat da sağlam olarak akışına devam eder.
 
Bu konuda Yüce Yaratıcımız Kur’an-ı Kerim’ de bizlere şöyle seslenmektedir:
 
“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 9),
 
 “Allah sizden inananları bir derece ve kendilerine ilim verilenleri ise derecelerle yükseltir.” (Mücâdele, 11)
 
“Müjdele kullarımı: Onlar ki, sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer, 17-18)
 
Etrafımızdaki dünya, olmasına niyet ettiğiniz gibidir. Herhangi bir konudaki başarı ya da başarısızlığımız başkalarından ne kabul ettiğimize ve kendimizle konuşurken ne söylediğimizle yakından ilişkilidir.
 
Mevlana “Erlerin güzelliği dillerinde gizlidir.” diyerek şöyle devam ediyor:
 
“Güzel sözler daima yücelere gider ve rahmet olur, iner; bu ikisi sende, senin varlığın boyunca sürer gider.”
 
İnsan, kendisi hakkında düşündüklerinden başka bir şey değildir. Başarı ve gelişme için eski olumsuzları silmiş, yerine yeni olumlu düşünce ve inançları koymuş bir bilinç gereklidir. Bu ise ancak bireyin kişisel çabasıyla gerçekleştirilecektir. “Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.” diyor düşünürumuz Hacı Bektaş Veli.
 
Kur’an-ı Kerim’ i bir bütün olarak ele alıp, ayetlerini inceledigimizde, üç yüzü aşkın ayette insanların düşünmeye, öğüt almaya, akletmeye davet edildiklerini görürüz. Kur’an, hem dış dünyayı hem de insanın kendisini, Allah’ın hakikatini gösteren deliller olarak sunmaktadır; Düşünme tövbe, sabır, şükür, ümit, birlik, tevekkül gibi üst düzey erdemlerin aşama aşama gerçekleşmesinin yolunu açmaktadır.
 
Kur’an da düşünmek farklı kavramlarla ifade edilmektedir.
 
Tefekkür: Tüm nesneler, olaylar ve oluşlar üzerinde akıl yorup bir sonuca varmak, ibret almak, bu nesne olay ve oluşların kabuğunun örttüğü, altta yatan gerçeğe ulaşmaya çalışmak anlamında kullanılır.”Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün ardarda olmasında akıl sahipleri için ayetler vardır. Onlar, ayakta, oturarak ve yanları üzere iken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler .” (Al-i İmran,190-191)
 
Teakkul: Sebeb sonuç arasında ilişki kurmak demektir.
 
Tezekkür: Aklını kullanan her insanın idrak edebileceği kutsal kitaplarda bildirilmiş olan hakikatleri tekrar hatırlamak ve düşünmek demektir.
 
Tedebbür: Özellikle Kur’an-ı Kerim ayetleri üzerinde düşünmek  demektir.
 
Gönlüyle düşünümek: Yeryüzünde hiç gezmediler mi ki, düşünebilecekleri kalpleri ve işitebilecekleri kulakları olsun? Zira asıl kör olan gözler değil, göğüslerdeki kalplerdir . (Hac ,46)
 
Hz. Muhammed -Allah ın Selamı O’ nun üstüne olsun- “Rabb’im, bana eşyanın hakîkatini göster...” diyerek kendini yüksek gerçeklere açmıştır.
 
Bizleri diğer varlıklardan farklı kılan aklımız ve gönlümüzle gerçekleştirdiğimiz düşünce gücümüzdür. Düşüncelerimiz hayatlarımızı öylesine güzelleştirsin ki, başarı, sağlık ve mutlulukla doluversin günlerimiz.