Gazetevatan.com » Yazarlar » İnsan olmak...

İnsan olmak...

27 Haziran 2016 Pazartesi


İnsan olmak onurlu olmak, kendi onuru kadar başka insanların da onuruna saygı göstermektir. İnsan olmak çağını anlamak, çağının gerisinde kalmamak, geçmişle bugünün doğru sentezini yapabilmek, geleceği bugünden görebilmek, sözcüğün tam anlamıyla uygar olabilmektir. İnsan olmak bilimi, sanatı, inancı yaşamın en gerçek yol göstericisi olarak benimsemek; güzeli ve doğruyu nerede olursa olsun görebilmek, ondan yararlanabilmektir. Bilim ve sanatın bulgularından, ürettiklerinden uzak kalan insanlar ne yaşamın ne de kendilerinin farkındadırlar. Yeni bir düşünceden, buluştan yararlanabilmek bir meziyettir Kim olursa olsun her insanın mutlaka kendine ve insana yararlı olarak üretebileceği bir şeyler vardır. İnsan olmak dünyanın barış içinde yaşamasını ilke edinmektir.

İnsan olmak acıyı da paylaşmaktır...

İnsana, doğaya, kendine karşı sorumluluk taşımak; yaşamayı sevmek; sevinçleri olduğu kadar acıyı da paylaşmaktır insan olmak. En yüce değerler insan doğasında vardır ve bu değerler insanın doğasında keşfedilebilir. 

İnsanların kendilerini geliştirdiklerinde hangi değerlere eğilim gösterdiği, hangi değerlerin peşinde koştuğu ve sağlığını yitirdiğinde hangi değerleri yitirdiğini keşfedebiliriz: Sağlıklı olgun, gelişmiş, kendini gerçekleştirmiş, bireyselleşmiş olarak nitelendirdiğimiz insanların, uygun koşullarda, en iyi ve güçlü durumlarındayken yaptığı özgür seçimler, yüksek değerler, ebedi erdemler olarak adlandırılan erdemler, ahlakla hemen hemen aynıdır.

“Ahlak iledir kemal-i adem

Ahlak iledir nizam-ı alem”

sözü bu anlayışı çok güzel ifade etmektedir.

Gerçek, iyi ve güzelin potada eritilmesi...

Kendini gerçekleştiren insanların karakteristik özellikleri olarak belirlenen tanımlama, dinler tarafından ortaya konulan ideallerle aynı doğrultudadır. Benliğin aşkınlığı, gerçek, iyi ve güzelin bir potada eritilmesi, diğer insanlara katkı, bilgelik, dürüstlük ve doğallık, bencil kişisel güdüleri aşkınlık, ”daha alt düzeydeki” tutkuların “daha yüce olan” için terk edilmesi, arkadaşlık ve incelik, amaçlar; yani dinginlik, huzur ve barış ile araçların; para, güç ve statünün rahatlıkla ayırt edilebilmesi, düşmanlık ve acımasızlık gibi duyguların azalması gibi.  

İçsel doğamız-fıtratımız kötü değil, tersine iyi ya da nötr olduğundan, açığa çıkarılması, desteklenmesi seçilecek en iyi yoldur. Kendi yaşamlarımızı yönetebilme şansına sahip olduğumuz takdirde, daha sağlıklı, üretken ve mutlu oluruz.

Kur’ anı Kerimde Yüce Yaradanımız insanı en şerefli ve en güzel şeyleri yapacak bir varlık olarak yarattığını açıklamaktadır. ( Tin, 3)

Mevlana’ ya göre insan, ölümlü ile ölümsüzü, iyi ile kötüyü, ilahi ile beşeriyi benliğinde birleştiren bir varlıktır.  

İnsan ölümsüz ben dediğimiz “ilahi nefha” nın ölümlü beden bineği içinde bir olgunlaşma-tekamül seyrini yaşamak için bu alemdeki görünümüdür.

Yunus Emre bunu dizeleriyle dile getirmiştir:

“Ete kemiğe büründüm

Yunus diye göründüm”

Yaratıcı eserini insanda seyreder...

Böylece varlığın özü yani Yaratıcı kudretle insanın özü birleşmektedir. Bu birlik insanı varlığın gayesi yapmıştır. Varlık anlamını insanla kazanır. Yaratıcı eserini insanla seyreder. Çünkü insan ‘Hak’ kın gözü ve aynasıdır. Mevlana “Mümin müminin aynasıdır” hadisini açıklarken şöyle konuşmaktadır:

“Yaratıcının adlarından biri de “el-Mümin”dir. İman eden kula da mümin denir. Mümin müminin aynasıdır, demek Yaratıcı o insanda,o aynada tecelli etti demektir.

Hem insancıl, varoluşçu ve ben ötesi psikoloji kuramları, hem İslam dini, hem de kültürümüz insanın yaradılışının yüksek nitelikte olduğunu söylemektedir. Yaradılışımızda var olan bu niteliklerle insanlığımızı yaşadığımız ve yaşattığımız çok güzel günler dileğiyle…

Maneviyatın desteğiyle özgüven yükseltilebilir mi?

SORU: Üniversite öğrencisiyim. Sınavlardan istediğim puanı alamadığımda kendime güvenim sarsılıyor, maneviyatın desteğiyle özgüvenimi yükseltmek için ne yapabilirim? TUĞÇE ÜNAL

Hayatın akışı içinde anlaşılamadığımız, yargılandığımız yaşantılar içinde bulabiliyoruz kendimizi. Zihin ve beden sağlığımızı yitirebiliyoruz. Bu durumlarda özümüze güvenmeye ne kadar ihtiyaç duyuyoruz. Yetiştirilirken bireyselliğimiz, öz yeteneklerimiz yeterince desteklenmediği için, özgüven düzeyimizi yükseltmek daha çok kendimize düşüyor. Özgüvenin oluşumu ve yükselmesi sürecinde ilk adım olarak insanın kendine ve başkalarına, yerine getirebileceği sözler vermesi önerilmektedir. Bu sözler çok basit olabilir, ama mutlaka yerine getirilebilecek nitelikte olması gereklidir. Yarın şu saatte seni arayacağım dediğimizde, şartlarımızın onu o saatte aramaya uygun olacağını kestirebilmeliyiz. Ve bunu küçümsemeden gerçekleştirmeliyiz. Aynı durum kendimize vereceğimiz sözler için de geçerlidir. Sağlığımız için, diyet yapmaya karar veririz, yani söz veririz. Unutmayalım hiçbir yiyecek, kendimize verdiğimiz sözü yerine getirdiğimizde alacağımız hazzı veremez. Bunun için uygulayabileceğimiz, gücümüzün yetebileceği diyetlere karar verelim ve uygulayalım. Üniversitede dönem başında öğrencilerimin “hergün notlarımı temize geçireceğim, ardından 5 saat çalışacağım” gibi uygulayamayacakları  kararları aldıklarını gözlüyorum. Onlara şunu öneriyorum: “Notlarımı temize geçirdikten sonra yarım saat çalışacağım deyin ve uygulayın. Eğer uyumak ve dinlenmek için zamanınız kalırsa süreyi uzatın”. Sözlerimizi yerine getirdikçe özgüvenimiz ve gücümüz yükseldiği için, daha önemli daha kapsayıcı sözler verebiliriz.

Kendimize ve başkalarına verdiğimiz sözü yerine getirmediğimizde, bütünsel anlamda dürüst olamadığımız için, stresin yolunu açmış oluyoruz. Çünkü, ne kadar dürüst olursak o kadar kendimizle barışık oluyoruz ve kendimizle barışık olma düzeyimiz ne kadar yüksekse o kadar stresten uzak oluyoruz. Peygamberimizin, “Beni Hud suresi ihtiyarlattı.” diyerek vurguladığı, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” ayeti dürüstlüğün insan hayatı için önemini sergilemektedir...

SORULARINIZI BEKLİYORUZ

Ramazan ayı ve oruçla ilgili tüm sorularınızı, Prof. Dr. Öznur Özdoğan’ın oznurozdogan@gazetevatan.com adresine gönderebilirsiniz.