Gazetevatan.com » Yazarlar » Yaşama sevinci

Yaşama sevinci

18 Haziran 2016 Cumartesi


 
Bize yaşama sevincini veren, dünyada biricik olduğumuzun farkındalığını yaşamamız ve yaşam enerjimizi dış kaynaklardan çok içimizden almamızdır. Hepimizin kendimize özgü bir yolumuz var. Bu yola Kur’an-ı Kerim “sırat el mustakim” yani “dosdoğru yol” diyor. Varoluş amacımızı keşfedip bu amaç doğrultusunda yaşadığımızda içimiz coşkuyla dolar. Zaman kavramımız, geçmiş ve gelecekten çok, şimdiye odaklanır. Andaki huzuru keşfederiz. Bütün çözümlerin potansiyellerinin anda varolduğunu anlarız. Kaygı ve korkuların yerini sevgi ve yaşama sevinci almıştır. Peygamberimizin söylediği gibi, iki günümüz birbirine eşit olduğunda zararda olduğumuzun bilincindeyizdir. O zaman Mevlana gibi söyleriz: Her an yeniden doğarız bizden kim usana. Böylece, kendimize ve başkalarına şifa veren güzellikler üreten bir insan oluruz.
 
Yaşadıklarımızdan ders çıkarmak!
 
Dünyada her gün birçok olay meydana geliyor. Kimi insanlar başına gelen olaylardan ders çıkarıp yoluna devam edebiliyor. Ama kimi insanlar da hemen pes ediyor. Her olayın kötü yönünü düşünüyor. Yaşama sevinci olan biri, başına ne gelirse gelsin hedefine ulaşmak için elinden geleni yapar. Çünkü hedefler önemlidir. Bunu gerçekleştirmek için sabır, sebat ve hayata bağlılık da büyük etkendir. Her insanı mutlaka mutluluğa götüren bir yol, bir fırsat vardır.
 
Yaşadığımız deneyimlerden dersler çıkarmak, hayatın öğreticiliğine kendimizi açmak, yaşadıklarımızı anlamlandırmak da yaşama sevincimizi besler. Ünlü mutasavvuf Bayezid Bistami’nin söylediği gibi “İçimizde sonsuzluğun lambası yanmaktadır.” Bu bakış açısıyla hayatımıza baktığımızda gerçek gücümüzü fark ederiz. Olaylar bizi değil, biz olayları yönlendiririz ve fark ederiz ki biz istemediğimiz sürece kimse bizi üzemez, incitemez.
 
Yaşam coşkuları üst düzeydekiler...
 
Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Mevlana gibi bilgeler, varoluş amaçlarını Yüce Yaratıcıyla bağlantı içinde gerçekleştirdikleri için yaşam coşkuları üst düzeydedir. Yaşadıkları dönemde ve sonraki yüzyıllarda binlerce insanın yaşama sevinçlerini eserleriyle beslemişlerdir.
 
Yaşama sevinci insanın zihin ve beden sağlığını destekler. Bağışıklık sistemimiz ile yaşama sevincimiz arasında doğrudan bir ilişki vardır.  
 
Yaşama sevincimizi besleyen değerlerden biri de verme yaşantısıdır. Kültürümüzdeki bir söz bunu vurgulamaktadır: Veren el, alan elden üstündür.
 
Gülümsemek en üstün sadakadır!
 
Hz. Muhammed (Allah’ın selamı O’nun üstüne olsun) “Verecek bir şeyin yoksa gülümse, gülümsemek en üstün sadakadır.” diyerek, vermenin, sahip olmakla ilgili olmadığını vurgulamaktadır. Vereceğimiz şey koşulsuz sevgi olduğunda, verecek bir şeyimizin olması bizi iyileştirir ve yaşamak için güçlü bir neden oluşturur. İyi işlerde yarışan insanların olduğu bir toplumda barış kökleşir.
 
Bir bilge şu sözleriyle bizlere ışık oluyor:
 
Hayatından mutluluk duy,
 
Çünkü zaman düşündüğünden daha ileri…
 
İçsel güçlerinden mutluluk duy,
 
Çünkü onlar sendeki bütünlük ve kutsallığın kaynaklarıdır.
 
 
MODERN YAŞAM VE BİREYLERDEKİ BÜYÜK YALNIZLIK...
 
SORU: Modern yaşamın getirdiği yoğunluk ve koşturmaca içindeki bireylerde büyük bir yalnızlık duygusu görüyoruz. Yalnızlık konusunu nasıl ele almalıyız? MEBRURE GÜNEŞ
 
 
Günlük yaşamda yalnız olmak ile tek başına olmak aynı anlamda kullanılan kavramlardır. Oysa, tek başımıza olabiliriz, ama yalnız olamayız. Rabbimiz her an bizimle birlikte.
 
Yalnızlık ve tek başınalık. Bu iki kelimenin içeriğindeki duyguya baktığımızda farklılıklar olduğunu görmekteyiz. Yalnızlık duygusu insana ağır gelen bir duygu. Yaradanımızla bağımız zayıfladığında bu duygu gelir içimize. Rabbimize yöneldiğimizde ise hızla güçlenir bağımız; kutsi hadiste ifade edildiği gibi “Bana bir adım gelen kuluma on adım, yürüyerek gelen kuluma koşarak gelirim” Yalnız olmadığımızı hissederiz o zaman, tek başımıza olsak ta. “ …. Bana Allah yeter…”  ( Tövbe/ 129 )  bakış açısıyla yaşam sürecine umutla ve sevgi ile tutunuruz.
 
Şah damarımızdan yakın olan...
 
Bu bağla yaşadığımızda, “Allah ol der, hemen oluverir.” ayetinin bilinciyle bakarız hayata. Yaratıcımızın bize şah damarımızdan daha yakın olduğunun bilinciyle yaşarız. Hiçbirimiz yalnız değiliz. Hepimizin bir sahibi var, Rabbimiz var. Yunus Emre bunu şöyle ifade ediyor: “Ballar balını buldum kovanım yağma olsun.”
 
Din Psikolojisi alanında, 2009 yılından bu yana, Çocuk Esirgeme Kurumundaki çocukların manevi gelişimi hakkında yürüttüğümüz projede “annemiz babamız hayatta olmayabilir veya hayatta olsalar bile birlikte yaşamıyor olabiliriz, ama hiçbir zaman yalnız değiliz. Bizim bir sahibimiz var, Yaratıcımız var” bakış açısının, çocuklarda özgüveni ve okul başarısını desteklediğini gördük.
 
 
SORULARINIZI BEKLİYORUZ
 
Ramazan ayı ve oruçla ilgili tüm sorularınızı, Prof. Dr. Öznur Özdoğan’ın oznurozdogan@gazetevatan.com adresine gönderebilirsiniz.