Gazetevatan.com » Yazarlar » Affetmek

Affetmek

16 Haziran 2016 Perşembe

Bağışlamak; serbest bırakma, yatıştırma, iyileştirme, yeniden birleştirme ve oluşturma güçlerini akla getirir.


Bağışlamak; serbest bırakma, yatıştırma, iyileştirme, yeniden birleştirme ve oluşturma güçlerini akla getirir.Yüce Yaratıcımız bizleri “bağışlayıcı” olmaya, şöyle çağırmaktadır:  “Sen af  yolunu benimse, irfanla bildir ve cahillerden yüz çevir.” (A’raf, 199)
 
‘Allah bağışlayandır, esirgeyendir’
 
Bağışlamak özgürlüğün anahtarıdır!
Bağışlama, istemli bir davranıştır, yani iradeyle seçilmiştir. Ya bağışlamayı seçeriz, ya da bağışlamamayı. Ancak bağışlanma ile bağışlamanın aynı dinamikleri içerdiğini unutmamalıyız. Eğer, yanlış bir davranış için bağışlanmamızı bekliyorsak, bizim de benzer durumda aynı şeyi yapmamız beklenir. Yaradanımızla ilişkimizde de benzer motifler söz konusudur: 
“... affetsinler ve hoşgörsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nur,  22)
“... Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Teğabun, 14)
Bağışlama kolay olmayabilir. Haksızlığa uğradığımızda, bize üstün gelecek karmaşık duygu ağlarını parçalayacak irade ve bilince çoğu kez sahip değiliz. Kendi açımızdan, kaçamak yollara sapmak bize daha kolay görünebilir. Bu yüzden de karşımızdakini kınar, suçlar, mahkum eder, dışlar ya da kahrolsun diyebiliriz. Oysa; suçlama, yargılama, kızgınlık atmosferinde bağışlama kesinlikle düşünülemez. 
 
Sevgi bağışlamanın kaynağıdır
 
İyi insanların kötü davranmalarına neden olacak koşulları değerlendirmeye çalışmak gerekir. Ancak sevgiyle değerlendirerek, onların da bizler gibi duygulu ve incinmeye hazır, zayıflıkları, korkuları, panik ve zaafları olduğunu anlayabilir ve bağışlayabiliriz.  Sevgi, bağışlamanın en büyük kaynağıdır. Sevgi sayesinde, kötü davranışı bir kenara itip, bunu yapan kişiyi davranışından ayrı olarak göz önüne alabiliriz. Kötü davranışın nedenini anlamasak bile, bunun için çaba harcarız. Bu çaba sırasında, sevdiğimizle bir araya gelir, inancımızı yeniler; birbirimizi daha iyi anlar ve gücümüzü artırarak geleceğe yeniden güvenle bakarız. Bu yaklaşım Yüce Yaratıcının önerdiği bir davranıştır:
“Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlardaki haklarından bağışlama ile vazgeçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. (Al-i İmran, 134)
Bağışlama, kendimizi geçmişin etkisinden kurtarmak, geleceği daha akılcı yoldan yenilenmiş umut ve inançlarla karşılamaktır. 
Bağışlar, ama incindiğimizi, gücendiğimizi ve duygusal yönden kırıldığımızı belleğimizden çıkarmazsak, bu kırgınlıkların gölgesinde gerçek bağışlama oluşamaz. Bağışlama ve unutmama hakkında, “Bir baltayı toprağa gömüp sapını dışarıda bırakmak” denildiğini duymuştum.  
Bizler unutmaktan korkarız; çünkü, unutmayla, haksızlık ya da kötü davranışın silinip atılacağına, bunlara göz yumulmuş olunacağına ve karşı tarafın kötü davranışının sorumluluğunu bizim yükleneceğimize inanırız. Hatalı olan karşı tarafı, pişmanlığı ya da cezalandırılması olmaksızın bağışlamak zorunda kalışımıza üzülürüz. Din Psikolojisi alanında yapılan araştırma sonuçları, affetme sürecinin tamamlanması için “ALLAHA BIRAKMA,” yı önermektedir. Bizler yaşadığımız deneyim sürecini affeder ve kişiyi affetmeyi Allah’a bırakırız, havale ederiz. O anda gerçekten özgür olur ve insan olarak tüm işlevlerimizle özgürce geleceğe doğru hamle yapabiliriz. Duyarlı, incinmeye hazır ve mükemmel olmayan insanlar olduğumuzu kabul eder ve öylece de kabul ediliriz.
Kötülüğü uzaklaştırın!
“İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda kötülüğü uzaklaştır; o zaman, görürsün ki seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dostun oluvermiştir. (Fussilet, 34) 
Aslında bağışlamaya sadece yaşadığımız dünyada değil sonsuzlukta da ihtiyacımız olduğunu Hz. Muhammed (Allah’ın selamı O’nun üstüne olsun) şöyle dile getirir: “Kıyamet günü varlıklar toplandığı zaman, arşın altından üç defa ‘ey insanlar, Allah sizi affetti, siz de birbirinize olan hakkınızı bağışlayın’ diye seslenilir.” 
 
Yanlış yaptım, kendimi bir türlü affedemiyorum!
 
SORU: Kıymetli hocam. Ben çocuk yaşlarındayken sağlık sorunları yaşamıştım. Bir konuşmada, yapmış olduğumuz yanlış bir duanın sebep olabileceğini duydum. Üzerinde biraz düşününce yapmış olduğum yanlış duanın farkına vardım. Ama sonrasında kendimi çok suçladım nasıl böyle bir hata yaptım diye. Kendimi bir türlü affedemiyorum. Bana yardımcı olabilir misiniz?  NİHAL YILMAZ
 
İyilikler kötülükleri siler...
 
Bağışlamak bizi yaralayan duygulardan kurtulmak demektir. Bu duygulardan biri “suçluluk duygusu”dur. Suçluluk duygusu başlangıçta, hatamızı farketmemize yardımcı olabilir ve bizi olumlu davranışlara yönlendirebilir. Dengesini yitirdiğinde ise bize zarar verebilir. Bu konuda peygamberimiz şu öneriyi sunmaktadır: “Kötü bir davranış yaptığında çok üzülme, hemen güzel davranışlarda bulun. İyilikler kötülükleri siler götürür”. Bu yaklaşım Kur’an-ı Kerim’ de “tövbe “kavramı ile ifade edilmektedir. 
 
Sevgiyi ve affetmeyi yaşayın...
 
Din psikolojisi alanında, mahkumlarla ve kanser tedavisi gören hastalarla yaptığımız affetme çalışmalarında, “O günkü aklımla yaptım, bugünkü aklımla yapmayacağım” ifadesinin etkili olduğunu gördük. Sevgiyi  ve affetmeyi yaşamaya önce kendimizden başlayabiliriz.  
İbranice’de sevecen sözcüğü, rahim anlamına gelen reechen sözcüğünden türetilmiştir. Bundan çıkan sonuç, sevecenliğin, yeni bir doğum ya da taze bir başlangıcı düşündüreceğidir. Bu taze başlangıç, beraberinde daha derin anlayışı getirir. 
Şu anki ve gelecekteki olayları karşılamak için geçmişi anımsamak, çoğu kez, boşuna zaman harcamak olur ve insana pek az yarar sağlar.  Kuran-ı Kerim de: “Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir.” (Şura, 43) ayetiyle affetmenin üstün bir ahlak özelliği olduğu bildirilmektedir. Affetmek,  olumsuzlukları ortadan kaldıran, kişinin hem fiziken hem de zihnen sağlıklı bir yaşam sürmesine yardımcı olan bir değer, yüksek bir ahlak özelliğidir. 
 
SORULARINIZI BEKLİYORUZ
 
Ramazan ayı ve oruçla ilgili tüm sorularınızı, Prof. Dr. Öznur Özdoğan’ın oznurozdogan@gazetevatan.com adresine gönderebilirsiniz.