Gazetevatan.com » Yazarlar » Yargılamak yerine anlamak

Yargılamak yerine anlamak


“Allah ol der, hemen oluverir.” ayeti Kur’an-ı Kerim’de defalarca tekrarlanır. (Yasin, 82; Meryem, 35; Mümin, 68; Enam, 73; Bakara, 117) İnanan insanlar olarak defalarca bu ayeti okuruz, ama hayatımızın akışında “olmaz” - “olur” anlayışları egemendir: Şunları yapan insan cennete, şunları yapan cehenneme gider; bunu başaramam; o bunu yapamaz…

‘Allah ol der, hemen oluverir’

Allah ol der hemen oluverirse, kul olarak biz sadece olabilir veya olmayabilir diyebiliriz. Yani insana yakışan, esnek bakış açısı. Maslow: “Yalnızca esnek bir bakış açısına sahip olan, yenilikleri güvenle ve korkusuzca karşılayabilen insan geleceğin üstesinden gelebilir” diyor.

Hz. Muhammed,  (Allah’ın selamı O’nun üstüne olsun) Uhud savaşından 8 yıl sonra o bölgeden geçerken veda hutbesinde: “Sizin bir daha puta tapıcılığa dönmenizden korkmuyorum. Endişe ettiğim şey, sizin dünya işlerine dalmanız ve maddeyi put edinmenizdir” diyor .  Bizler, maddeden güç alarak, sahip olma   dürtüsüyle adeta birbirimizle yarışıyor, birbirimizi yargılayabiliyoruz.

‘Ayna gibiyim, bakan kendini görür’

Mevlana Mesnevi’de bu yaklaşımı şöyle bir hikayeyle anlatmaktadır:

Ebucehil bir gün peygamberimize: “Beni Haşimden senden daha çirkin suratlı biri gelmemiştir” dedi.

Peygamberimiz: “Her ne kadar haddini aştınsa da yine de doğru söyledin” dedi.

Biraz sonra Hz. Ebubekir peygamberimizin yanına gelince: “Ey güneş yüzlü elçi, senden daha güzel daha parlak bir yüz görmedim” dedi.

Peygamberimiz bunun üzerine: “Ey gerçek dost, ey dünya bağlarından kurtulan, doğru söyledin” dedi.

Orada bulunanlar bu durum karşısında şaşırıp: “Ey peygamber, bu ikisi de birbirine zıt şeyler söylediler, sen her ikisine de doğru söylediniz dedin, bunun sebebi nedir?” diye sordular.

Peygamberimiz: “Ben bir ayna gibiyim, bana bakan kendini görür. O baktı kendini gördü, o baktı kendini gördü” dedi.

‘Mümin, müminin aynasıdır...’

Benzer nitelik taşıyan ifadeleri Hz. Muhammed “Mümin müminin aynasıdır.”, sözüyle dile getirmiştir.   

Mevlana, yine Mesnevi’de şöyle seslenmektedir:

“İnsanlarda ayıptan başka hiçbir şey görmeyene ayıplar olsun. Gayb aleminden gelen temiz ruh, aynı yerden gelen kardeşlerde nasıl olur da ayıp görür?

-Ayıp hiçbir şey bilmeyen kişiye göre ayıptır. Fakat her şeyi hoş gören, olduğu gibi kabul eden Allaha karşı ayıp değildir.

-Bize göre kafirlik afettir, ama Allaha göre onda bir hikmet vardır.

-Birisinde yüzlerce faziletle beraber bir de ayıp bulunsa, o ayıp armudun sapı, üzümün çöpü gibi kınanmaz bir ayıptır.

-Terazide her ikisini de beraber tartarlar, çünkü sapla veya çöple meyve, beden ile can gibi birbirleri ile uyuşmuşlar, birbirlerinden hoşlanmaktadırlar.”

İlişkilerimizde, daha derindeki sorunları fark etmeden, yüzeydeki niteliklerle ilgilenmek ve yargılamak, bir başkasının kalbinin kutsal köşelerini çiğnemek demektir.

İnsanın, hayatına, yargılamak yerine anlayışı yerleştirmesi hem ona , hem de iletişim içinde olduğu insanlara huzur verecek ve geliştirecektir.

Ailemize iftar sofrası hazırlamak da sevap mıdır?

SORU: İftar sofraları kurarak misafir davet etmenin, muhtaçları doyurmanın ramazan ayında çok sevap olduğunu biliyorum. Kendi ailem için de sofra hazırladığımda bu sevabı alır  mıyım? SERPİL BAŞER

“İyilik yapmaktan, iyi olmaya fırsat bulamayan insanlar vardır” sözü kendimi unutarak yaptığım işlerde hep özüme döndürür beni.

Bazen kendimizin ve yakınlarımızın ihtiyaçlarını gözardı ederiz, erteleriz, başkalarına emek verirken.

İslam dinini kaynaklarından okurken vermeye önce, ailemiz ve yakınlarımızdan başlamak gerektiğini öğrendim. Zekat ibadetinde, kurban kestiğimizde etini dağıtırken, önce ihtiyacı olan yakınlarımızdan başlamamızı öneriyor dinimiz.

Furkan suresi 74. ayette Yaradanımız şöyle dua etmemizi öneriyor:

“Rabbimiz, bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı bağışla. Ve bizleri takva sahiplerine; Allahın bilincinde olanlara önder kıl.”

Ayette geçen, göz aydınlığı, göz nuru şeklinde tercüme edilen kelimeyi, Peygamberimiz namaz ibadeti için de kullanmıştır;  “gözümün nuru namaz.”

Kelimelerin arapça köklerine baktığımızda duanın içeriğini şöyle de ifade edebiliriz. Allahım öyle aileler kuralım ki, eşimizin ve çocuklarımızın nuru, gözümüzü ve gönlümüzü aydınlatsın, başka bir arayış içinde olmayalım. Ve ailemizle birlikte Seninle her an güçlü bir bağ içinde, Seninle birlikte olalım.

Ailemizdeki mutluluk, coşku, bereket çevremize yansısın, ülkemizi huzurlu yapsın, kalkındırsın. Sofra kültürümüz, ramazan ayının bütünleştiren niteliği ve feyziyle birleşerek yepyeni güzellikler getirsin.

SORULARINIZI BEKLİYORUZ

Ramazan ayı ve oruçla ilgili tüm sorularınızı, Prof. Dr. Öznur Özdoğan’ın oznurozdogan@gazetevatan.com adresine gönderebilirsiniz.