Gazetevatan.com » Yazarlar » Yaratan Rabbin adıyla okumak

Yaratan Rabbin adıyla okumak


“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle yazmayı öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir” (Alak, 1-5)
 
610 yılı Ramazan ayının Kadir gecesinde Hz. Muhammed Hira’ da düşünmeye daldığı sırada Cebrail Ona OKU dedi. “Yaratan Rabbinin adıyla oku”. Ve Kadir suresinde bu başlangıcın bin geceden hayırlı olduğu bildirildi.
Kur’an-ı Kerim’in ilk inen ayetlerin, ilk vahyin “oku” emri ile başlaması ilmin insan hayatındaki önemini vurgulamaktadır. İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, düşünebilme, okuma ve yazma eylemleri olarak ifade edilebilir. Kişi bu eylemler ile var oluşunu anlamlandırır. Duygularını ifade eder. Kavramlar arasında ilişkiler kurarak yeni şeyler öğrenir.  İnsanın kendini tanıması, geliştirmesi de okumanın başka bir boyutudur. Yunus Emre “İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir/Sen kendini bilmezsen/ Bu nice okumaktır”diyor.    
Okumanın diğer boyutu, Allah’ın yarattığı doğayı, insanları ve hayvanları tanımak, keşfetmek ve sevgi enerjisi ile kuşatmaktır. 
Kur’an-ı Kerim’in, yaratılanlar arasında insanın farklı ve üstün yerini onun okuma, öğrenme…  ilim özelliği ile ifade etmesi oldukça anlamlıdır.   
Peki neyi nasıl okumalıyız? Bu ayette okuma eylemi ile kastedilen nedir? Kur’an-ı Kerim’i anlayarak okumak üzerinde düşünmek bu sorunun cevaplarından biridir. Ramazan ayındaki mukabele geleneği de bunun en güzel örneklerinden biridir. 
 
Nasıl bir bilim?
 
Yaratan Rabbin Adıyla Okuduğumuzda; ürettiğimiz ilim barışa hizmet eder. 
Yaratılan olduğumuzu hiçbir zaman unutmayız. O zaman vizyonumuzda, dilimizde olmaz ya da olur ifadelerinin yerini olabilir veya olmayabilir ifadeleri alır. Çünkü biliriz ki ALLAH OL DER HEMEN OLUR. (Bakara, 117, Yasin,82) Yaşadığımız olayları travma, musibet diye isimlendirmeyiz. Sadece kelimenin anlamında olduğu gibi isabet etmiştir. Nötr bir anlamı vardır. Bizim algımıza ve olayı karşılama biçimimize göre şekil alır. Kaldıramayacağımız yükün yüklenmeyeceğini bilirsek içimizdeki gücü potansiyelimizi, gerçekleştirme fırsatına dönüştürürüz isabet edenleri. Bu noktada tesadüfün olmadığı her şeyin Yaratıcının ol emriyle gerçekleştiği bilinci canlıdır içimizde. 
Tek başına olabiliriz ama hiçbir zaman yalnız olmayız. İnanan insan yalnız değildir. Her zaman Rabbimiz bizimle birliktedir. 
Kaybetmeyiz ve kaybolmayız. Ölüm sadece mekan değiştirmedir. Hakka göçeriz, Hakkın Rahmetine-sevgisine kavuşuruz.
Yaradılanı Yaradandan ötürü severiz. Üstünlük takva”dadır. Erkek ya da kadın birbirinden üstün değildir. Birbirini dengeleyen iki varlıktır. Fıtratımızın cinsiyeti yoktur. Kadın veya erkek olmayı kültürün, geleneklerin içinde öğreniriz. Bilimin söylediği gibi; Toplumsal Cinsiyet. 
Ve her zaman umutla dopdolu oluruz. Çünkü biliriz ki, ALLAHTAN ANCAK KAFİRLER-GERÇEĞİ ÖRTENLER- UMUDUNU KESER.(Yusuf,87)