Gazetevatan.com » Yazarlar » Yaşadığımız herşeyle başedebilecek gücümüz var

Yaşadığımız herşeyle başedebilecek gücümüz var

07 Haziran 2018 Perşembe


Bakara suresi 286. ayette “Allah hiçbir kimseye yaratılış kapasitesinin üstünde bir yük yüklemez” buyrulmaktadır

Tüm medeniyetlerde tarih boyunca psikolojik sağlık ve maneviyat ayrılmaz bir bütündür. İnsana dönmek, insanda başka insanlarla, kainatla ve Yaratıcı ile birleşen bir iç ben keşfetmek fikri, Sokrat’tan Pascal ve Bergson’a Heidegger, Jaspers, Jung, Rogers, Maslow ve Fromm’a kadar birçok filozof ve psikologların temel düşünceleridir. İnsanın içindeki bitmek bilmeyen arayışın ve deneyimlerin anlamı sorgulanmıştır.

Kur’an-ı Kerim’ de Yaradanımız; “Sizin şer diye bildiklerinizde hayır, hayır diye bildiklerinizde şer olabilir.” der ve ilahi bir hikaye ile, Yusuf peygamber kıssasıyla bu bakış açısını detaylandırır: (Yusuf Suresi, 4-102)

Yapıcı acı ve bunun gerekliliği konusu ile yüzleşmek kaçınılmazdır. Gelişim ve kendini gerçekleştirmede acı, üzüntü, keder ve kargaşa etkin olabilir. Bunun için, insanları sürekli korumaya çalışmaktan kaçınmalıyız. Acılar yapıcı olabileceğinden, insanları acılarını yaşamaktan alıkoymak, aşırı korumaya dayanan bir ilişki yaratabilir. Bu da kişinin, kendi içsel doğasının bütünlüğüne olan saygısının azalması ve gelişiminin engellenmesi anlamına gelir. Görünenin ardındakini görmek önemlidir. Yani, gerçekten kazanmak için görünürde kaybetmek gerekebilir.

İnanırsak ve dolayısıyla hayata güvenirsek, her ne yaşarsak yaşayalım yüce iyiliğimiz için olduğu bilincini canlı tutarsak anı yaşayabiliyoruz. Anı yaşadığımızda taptaze bir enerjiyle besleniyor, zihin ve beden sağlığımızı korumuş oluyoruz. Ümidimizi canlı tutuyoruz.

Kaldıramayacağımız hiçbir deneyimi yaşamayız. Yaşadığımız her şeyle baş edebilecek gücümüz var. Bu gücümüzü büyütmek için “yumuşak huylu olmak” önemlidir.

Kur’an-ı Kerim’ de Yaradanımız, “Allah’ın Rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer, kaba ve katı yürekli olsaydın insanlar etrafından dağılıp giderlerdi” (Al-i İmran, 159) diyerek Hz. Muhammed’i övmüş ve bizlere örnek göstermiştir.

Mevlana “Toprak ol” başlıklı şiirinde, yumuşak huylu olmayı toprak simgesiyle dizelere yansıtmıştır.

“Taş yeşermez,

Gelmiş de olsa nevbahar.

Toprak ol da bak nasıl güller açar.

Taş gibi idin,

Çok gönül kırdın,

Yeter!

Toprak ol,

Üstünde hoş güller biter.”

Gül, Hz. Muhammed’in, Allah’ ın Selamı Onun Üstüne Olsun, simgesidir. Hem görsel olarak bizi mutlu eder, hem sevdiklerimize sevgimizin bir simgesi olarak sunarız, hem de güzel kokular yayar.

Biz de toprak gibi, güzellikleri ürettiğimizde hoş kokular yayarız. Yani, o davranışımıza tanık olan insanlar hoş duygular hissederler.