Gazetevatan.com » Yazarlar » Dünyada ve ahirette güzellik ver

Dünyada ve ahirette güzellik ver


Ahiret inancı; hayatın bu dünyayla sınırlı olmadığına inanmak, anlam ihtiyacımıza cevap veren önemli 
bir inançtır.,
 

Bakara suresinin 201. ayetinde şöyle söylememiz önerilmektedir. “Rabbimiz bize dünyada da hasene - iyilik ve güzellikler, ahirette de hasene - iyilik ve güzellikler ver…” 

Bu ayeti birçok ibadetimiz sırasında okuruz.  Kabe’yi tavaf ederken bu ayeti okuruz hatta bu sırada anadili farklı Müslümanların okumalarını da dinleriz. Dünyanın en güzel yerinde en güzel duygular içinde, ahirette de güzellikler yaşamayı arzu ederiz.

Yaşamı sürdürmeye yönelik sebepler ve bunun kişiye sağladığı anlam ve amaç duygusu önemlidir. Kişinin kendi yaşamında bir anlam bulma arayışı, insandaki temel güdüleyici güçtür. İnanç insana, yaşamaya dair anlamlar sunabilmektedir. Bu anlam kimi zaman kişisel anlamlardan daha üst bir düzeyde olabilir. Ahiret inancı; hayatın bu dünyayla sınırlı olmadığına inanmak, anlam ihtiyacımıza cevap veren önemli bir inançtır. Bu inanç acıyı bir insan başarısına dönüştürmeye, kişinin, kendisini daha iyiye yönelik olarak değiştirme fırsatını kazanmasına ve yaşamın geçiciliğinden, sorumlu bir tavır almaya yönelik girişim gücü kazanılmasına olanak verir. Bunlara ek olarak, iyiliklerin ve kötülüklerin bir karşılığının olması, insanın zorluklar karşısında daha güçlü ve daha güvenli durmasını sağlayabilir. Geçici olan sıkıntılara sabretme güç ve becerisi kazandırabilir. Boşluk, yalnızlık ve çaresizlik hissinden korur. İnsanın yaşamını onurlu ve sağlıklı bir şekilde devam ettirmesini öneren Şeyh Galip, yaratılmışlar içinde en şerefli varlık olduğunu vurgulayarak, insanın yaratılışındaki hikmeti kavraması ve ona göre düşünüp hareket etmesi gerektiğini savunur. O, insanın bazen kendisini çok zayıf, güçsüz, umutsuz ve yılgın hissettiğini ifade ederken bu durumda insanı yıkık bir viraneye benzetir. Ancak insanın özünde böyle olmadığını, sadece içindeki gücü henüz keşfedemediğini savunur. Yine hazinelerin viranelerde bulunduğuna da gönderme yapar. Şeyh Galip, zatına hoşça bak derken, insanın varoluşu üzerine derin düşünmesi gerekliliğinin yanısıra, ümitsizliğe düşmenin, dünya dertlerinin altında ezilip kalmanın, mücadeleden vazgeçmenin insan onuruna yakışmadığına ve yaşama daha güzel bir gözle bakılması gerektiğine işaret eder:

Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen.

(Kendine dikkatlice bak, sen alemin özüsün.)

Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen.

(Sen varlıkların gözbebeği olan insansın)

Varoluşumuzun, özbenliğimizin bilinciyle yaşayarak hayatımızı güzelleştirelim. Kendimizi güzelliklere layık görelim ve güzel işler yapalım.  Rabbimize güzel armağanlarla kavuşalım.

“Allah güzeldir, güzeli sever”.

ANADOLU’NUN KADIN EVLİYALARI
 
KÜMBET HATUN

Kümbet Hatun’un eşi, sürekli içen ve karısına kötü davranan biridir. Bu kadar kötü davranmaya rağmen Kümbet Hatun, sesini hiç çıkarmaz ve hep sabreder. Kocasının olumsuz hiçbir tarafını etrafındakilere anlatmaz, kalbini sadece Allah’a açar ve her bunaldığında ellerini açıp duaya durur. Merzifon’dan Hac vazifesini icra etmek için kutsal topraklara giden hacılar, Kümbet Hatun’un orada tavaf ettiğini görür. Hacılar, Kümbet Hatun’un hacca gelmediğinden emin oldukları için bu duruma hem çok şaşırır hem de kendisine ve sabrına hayranlıkları kat kat artar. Ermiş olduğuna inanılır.

Her hac dönemi

Hacdan dönen hacılar, Kümbet Hatun’a kutsal topraklarda gördüklerini anlatır. Mütevazı kadın, hakkındaki müspet söylentilere dahi hiç kulak asmayarak vefat edene kadar çizgisinden ayrılmadan yaşar. Ancak bu olay her hac döneminde devam eder. Merzifon’dan giden her kafile, mutlaka Kümbet Hatun’u kutsal topraklarda görür. Benzer bir rivayette de, Kümbet Hatun’un kötü bir kadın olduğunu dile getirenler, onu kutsal topraklarda Zemzem Suyu’nun başında görünce pişman olur ve erdiğine inanırlar.

Türbenin yıkım kararı

Halk arasında anlatıldığına göre, Kümbet Hatun 14. yüzyılın sonlarında vefat edince buraya defnedilir. Ancak o bölgenin yıkılması için emir verilir. Görev, Ahmet Efendi’ye verilir. Ahmet Efendi, birkaç kez kazmayı taşa vurur. O anı görenlerin anlattığına göre ardından aklını kaybeder. Eve gidip yanan sobanın üzerine oturarak vücudunu da yakar. Bu olay, Kümbet Hatun’un mezarını kaldırmak isteyenlere ibret olur.

Kocasından dert yananlar

Kümbet Hatun Türbesi, genelde kocasından dert yanan ve çocuk sahibi olmak isteyenler tarafından ziyaret edilir. Türbeye, kadınların elleriyle sardığı dilek bebekleri türbeye konulur. Merzifon kadınları, Hıdrellez günü yemeklerini yapıp toplu olarak türbeyi ziyaret eder.