Gazetevatan.com » Yazarlar » Sevgi kendini başkasında, başkasını kendinde bulmaktır

Sevgi kendini başkasında, başkasını kendinde bulmaktır

24 Haziran 2017 Cumartesi


Sevginin olmadığı yerde; öfke, kırgınlık, çözülme ve birbirinden kopukluk gibi olumsuzluklar ortaya çıkar. Sevginin değerini yalnızca seven bilir. Sevgi bir çıkar aracı olmadığından seven karşılık beklemez. Dost gerçek sevendir... 

Sevgi insanda birleştirici, bütünleştirici bir eğilim niteliğindedir. Yunus Emre, sevgiyi Allah ve onun yarattığı tüm varlıklara karşı duyulan bir yakınlık, bir eğilim diye anlar. Sevgi kendini başkasında, başkasını kendinde bulmaktır. Sevginin olmadığı yerde, öfke, kırgınlık, çözülme ve birbirinden kopukluk gibi olumsuz durumlar ortaya çıkar. Sevginin değerini yalnız seven bilir. Yeterince aydınlanmamış, Yüce Yaratıcının ışığından yoksun kalmış bir gönülde sevginin yeri yoktur. Sevgi bir çıkar aracı olmadığından seven karşılık beklemez. Dost gerçek sevendir. Dost daha derin bir anlamda Yaratıcımız’dır, kişinin gönlünde ışıyan özdür.

Peygamberler, bilgeler bize O dostu, Yaratıcımızı hatırlatmışlar,  bizlerin kalplerini duygunun dilinden konuşarak, fethetmişlerdir. Aynı zamanda onların sundukları öğreti çoğumuzun manevi yönünü beslemiş, güçlendirmiştir. Hem dünyayı olabildiğince anlamaya, hem de ona bağlanmayıp, aşkın yanımıza, sonsuzluğa dikkat çekmişlerdir.
Hz. Muhammed Allah’ın selamı Onun üstüne olsun, hayatının başlangıcından itibaren zorlu deneyimler yaşamaya başladı. Babasını hiç görmedi. Annesi o altı yaşında iken hakkın rahmetine kavuştu. Çok sevdiği dedesi de iki yıl sonra vefat etti. Yani Hz. Muhammed sevdiklerinden ayrılmayla erken yaşlarında tanışmıştı. Ama O hep ileriye baktı. Yeteneklerini ve ahlakını geliştirmeye çalıştı. Güzellikler üretmeye devam etti. Yaratıcısını dost edindi. 
 
En iyi sadaka: Gülümsemek
 
“Verecek bir şeyin yoksa gülümse, gülümsemek en üstün sadakadır” diyerek, vermenin, sahip olmakla ilgili olmadığını vurguladı.
Vereceğimiz şey koşulsuz sevgi olduğunda, verecek bir şeyimizin olması bizi iyileştirir ve yaşamak için güçlü bir neden oluşturur. İyi işlerde yarışan insanların olduğu bir toplumda barış kökleşir.
Kur’an-ı Kerim’ de Yüce Yaradanımız “Kendileriyle huzur bulacağınız eşinizi yarattım” diyor. 
 
Eşimiz bizi anlayandır...
 
Yani bizim gerçek eşimiz bizi yaradılış olarak anlayan, yargılamayan, seçimlerimizde destekleyen ve bize güvenen insandır. Böyle bir ilişkide huzur vardır. Hz. Hatice bir peygamber eşi olarak Hz. Muhammed’in en ihtiyaç duyduğu anlarında ona huzur ve mutluluk yaşatmıştır. Onu görevinde yüksek sevgi ve anlayışla desteklemiş ve yüreklendirmiştir. 

 

Hz. Muhammed’in Mekke’ den Medine’ ye göçü sırasında yaşadıklarından, eğer inanır ve iyi işler yaparsak Yüce Yaradanımızın bizi koruyacağını ve hiç tahmin edemeyeceğimiz yardımlar edeceğini öğreniyoruz. Aslında hepimizin hayatında hicretler olabilir. Hayatımızın zor dönemlerinden daha aydınlık dönemlerine beklemediğimiz anlarda geçiş yapabiliriz. İnanıp güzellikler üretmeye devam ederek umudumuzu hiç yitirmeyelim.
 
ÖRNEK HAYATLAR
 
Onlar doğruluktan ayrılmadı umutlarını hiç yitirmedi...
 
Peygamberler, bilge insanlar ve liderler hayatlarında sevgi, anlayış, sabır, doğruluk, güven gibi değerleri yaşayıp, akıl ve gönül güçlerini birlikte kullandılar... 
 
Örnek hayatlar adlı bölümde peygamberlerin, bilge insanların ve liderlerin hayatlarında sevgi, anlayış, sabır, doğruluk, güven gibi değerleri yaşadıklarına tanık olduk. Akıl ve gönül güçlerini birlikte kullandıklarını fark ettik. Onlar hayatlarının hiçbir döneminde hedeflerinden vazgeçmediler. Doğruluktan ayrılmadılar. Umutlarını hiç ama hiç yitirmediler. Onların hayatlarının bizlerin hayatlarına her zaman ışık tutması, içimizdeki gücü beslemesi dileğiyle tekrar hatırlayalım:   
 
Hz. Adem, İdris ve İbrahim...
 
İlahi öğreti, Adem’ in hikayesiyle Yaradanımızın tövbe eden-dönüşüm yaşayan insana sunduğu sonsuz hoşgörüsünü ve insanı kazanma yaklaşımını, bizlerin de uygulamamız için örnek göstermektedir.  
İdris peygamber, ilgilendiği bütün ilimlerle insanlığa faydalı olmaya çalışmıştır. Önemli buluşlarla insanlığın gelişimine büyük katkılarda bulunmuştur. İlgilendiği ilimler sayesinde Allah’ın bilgisine ulaşmıştır. Yaptığı bütün işlerde sabrı tavsiye etmiş ve sabrı sayesinde Allah tarafından yüceltilmiştir.
İbrahim peygamberin hikayesinden, Yaradanımızın her zaman bizimle birlikte olduğunu,  bizleri koruduğunu öğreniyoruz. Yüce Yaratıcımıza sonsuz güvendiğimizde önümüzde hiç beklemediğimiz yollar açılır. Bu güven duygusu bizi huzurlu ve mutlu kılar. Eylemlerimizi daha dinginlik içinde gerçekleştiririz.
Süleyman peygamber kıssasından Yaradanımıza insanlığa hizmet için dua ettiğimizde yüksek yeteneklerle donatılacağımızı öğreniyoruz. O sadece insanları değil, diğer varlıkları da anlama yeteneğiyle donatılmıştı. Onun yöneticiliği sırasında sadece insanlar değil, karıncalar bile korunmuştu. Özellikle kuşlar Hz. Süleyman’ a hizmet etmişlerdi. Bu durum tümüyle Allah’ın Hz. Süleyman’a olan rahmetinin bir sonucudur. Bunun farkında olan Süleyman peygamber halkına yaptığı açıklamada bu ilmi kendisine Allah’ın öğrettiğini özellikle belirtmiştir. Böylece Allah’a karşı olan sevgisini ve teslimiyetini belirtmiştir. Yaradanımız Kur’an-ı Kerimde şöyle ifade etmiştir. “Ve gerçekten, katımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir geleceği vardı.”  (Sad Suresi, 40) 
 
Doğayla barış dolu iletişim
 
Süleyman Peygamber’in diğer varlıkları anlama yeteneği bütünüyle bizde olmayabilir. Ama bizler bitkileri ve hayvanları derinden hissedebilir, onlarla iletişim kurabilir, doğayla bütünleşebiliriz. Doğayla barış dolu bir iletişim içinde onu daha güzelleştirerek mutlu bir dünya oluşturabiliriz. Süleyman peygamberin hikayesi bizi bu yönde güçlendirebilir. Ayrıca insanlığa yararlı olacak işler yapmayı istediğimizde Yüce Yaratıcımız bize o dönemin ihtiyacı olan ilim ve yetenekleri vererek güzellikler üretmemize imkan sağlar. Bu gerçekleştiğinde Allah’a şöyle seslenebiliriz: “Sen yücesin. Bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.”