Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘Oku’yarak güçlenmek; Kadir...

‘Oku’yarak güçlenmek; Kadir...

21 Haziran 2017 Çarşamba


610 yılı Ramazan ayının Kadir Gecesi’nde Hz. Muhammed, Hira’da düşünmeye daldığı sırada Melek O’na: “Oku” dedi. “Yaratan Rabb’inin adıyla oku.” Nedir okumak? Derin düşünebilmek, incelikleri kavrayabilmek, hikmetli konuşabilmek, doğruyu yanlışı ayırt edebilmek okumakla mümkündür...

610 yılı Ramazan ayının Kadir Gecesi’nde, Hira’da düşünmeye dalmış olduğu bir sırada, bir sesin kendisini ismi ile çağırmakta olduğunu duydu Hz. Muhammed. Allah’ın Selamı Onun üstüne olsun. Başını kaldırıp etrafına baktı; kimseyi göremedi. Bu sırada her tarafı ansızın bir ışık kaplamıştı, karşısında vahiy meleğini gördü. Melek O’na: “Oku” dedi. “Yaratan Rabb’inin adıyla oku.”

Nedir okumak?

Ve

Nedir Yaratan Rabbinin adıyla okumak? Derin düşünebilmek, incelikleri kavrayabilmek, hikmetli konuşabilmek, doğruyu yanlışı birbirinden ayırt edebilmek okumakla mümkün olabilir.

Yunus Emre dizelerinde okumanın ne olduğunu sormuş ve cevabını şöyle vermiştir:

“Okumaktan mana ne?

Kişi hakkı bilmektir.

Çün okudun bilmedin

Ha bir kuru emektir.”

Muhammed İkbâl’e göre insan çevresinde bulunan öteki varlıklardan daha fazla bir hakîkât derecesine sahiptir. Bütün yaratılmışlar arasında Hâlik’ın yaratıcı hayatına şuurlu bir şekilde iştirâk etmeye muktedir olan yegâne varlık insandır.

Okuyunca anlarız...

Yaratan Rabbimizin adıyla okuduğumuzda evrende hiçbir olayın tesadüf olmadığını anlarız. Kendimizi, diğer insanları ve yaşadığımız olayları yargılamayız, anlayışla çözüm arayışına gireriz. Her insan ve her olay bir öğretmendir bizim için. Peygamberimizin “Rabbim beni terbiye etti ne güzel terbiye etti” sözünde olduğu gibi. Öğretmen gözü ile bakılan bir şey kişiyi kızdırabilir mi, bunalımlara sürükleyebilir mi? İmkanlarımızı en iyi şekilde değerlendirir, önümüze konmuş her şeyin tadını çıkarabilir, olmayan bir şeyin hasretini de çekmeyiz. Acılarımızı gelişme fırsatına dönüştürürüz.

Üzüntüden kurtulmak...

Yapılan çalışmalarda, insanların kurtulmak için en fazla çaba sarf ettikleri ruh hallerinin başında üzüntü geldiği ve kederden kurtulmaya çalıştıkları sırada, çok daha varoluşlarını keşfettikleri bulgulanmıştır. Bir kaybın verdiği üzüntünün değiştirilemeyen bazı etkileri vardır. Eğlenceye, zevk alınan şeylere karşı ilgimizi keser, dikkati kaybedilen şeye odaklar, en azından bir süreliğine yeni girişimler için gereksindiğimiz enerjiyi tüketir. Bu durum kişiyi hayatın meşgalelerinden uzaklaştırıp, derin düşüncelere yöneltir. Kaybımızın yasını tutabilmemiz, anlamını derinlemesine düşünebilmemiz ve sonuçta hayatımızı devam ettirmemizi sağlayacak gerekli psikolojik ayarlamalarla yeni planlar yapabilmemiz için, bizi askıya alır.

Duygusal zeka açısından umutlu olmak; kişinin zorlu engeller veya yenilgiler karşısında bunaltıcı kaygıya yenik düşmemesi anlamına gelir. Umut besleyebilen kişiler, hedeflerine doğru ilerlerken diğerlerine oranla daha az kaygılı ve duygusal açıdan da daha az sıkıntılı görünür. Umut teknik anlamda her şeyin er geç yoluna gireceğine inanan aşırı iyimser görüşten öte bir şeydir. Hedefe ulaşmak için gerekli irade ve yönteme sahip olduğumuz inancıdır umut.

Kadir gecesinde Rabbimizin adıyla okuyalım hayatı, umutlarımız yeşersin…

PROF. ÖZNUR ÖZDOĞAN'DAN ÖRNEK HAYATLAR

KUR’AN-I KERİM HAYATIMIZA DOKUNDUĞUNDA…

İnsan, “Rabbin seni ne terk etti ne de sana darıldı” ayetini okuyunca bütün düşünceleri, alt üst oluyor. Ben bu ayet sayesinde kendimi hiçbir zaman çaresizlik ve yalnızlık içerisinde hissetmiyorum. Çünkü biliyorum ki beni terk etmeyen, beni dinleyen Allah var...

Aşağıdaki satırlarda Kur’an’ın insan hayatına dokunuşlarını, insanların kendi ifadeleriyle okuyacaksınız. “İslam dini açısından Kur’an-ı Kerim, Allah’ın nasihatlarıyla, ümitlendirmeleriyle kıssalar anlatılmasıyla, insanları yardımlaşmaya ve toplumsal huzura ve sağlıklı kişiliklere yöneltmesiyle “Rabb” sıfatını gerçekleştirdiği bir metindir. Ben, Kur’an-ı Kerim’in ve dolayısıyla Allah’ın “Pişmanlık tevbedir” prensibinden her an etkilenen biriyim. Çünkü insanoğlu hatalı bir varlık. Önemli olan hata yapmamak değil, onda ısrar etmemektedir.

Ümitsiz ve karamsar değilim...

Yani çoğu zaman hata yapıyorum ama hiç bir zaman ümitsiz ve karamsar bir insan değilim. İnanıyorum ve diliyorum ki her gün daha güzele doğru ilerliyorum. Belki hiçbir zaman mükemmel olamayacağım ama, olsun. Allah’ın ümitlendirmesi ve tevbeleri kabul etmesi (hatta pişmanlık bile yeterli) beni ümitli ve kendimle barışık bir insan haline getiriyor.”

Her ayet yeni pencere açıyor

“Kutsal kitaptan insanın etkilenmemesi mümkün değildir. Allahu Teala zaten bu kitabı insanlara göndermiş. İnsanlara değer vermiş ve insanı kendisine muhatab almıştır. Kitabın gönderilişi gayesi insanın iç ve dış gözlemini yapması, kendini tanıması, anlaması ve duygularını tanımlayabilmesi içindir. Biz her ayeti okuduğumuzda ayetlere kendi penceremizden bakmalı ve kendimize uygun almamız gereken dersi ondan çıkarmalıyız. Ben bu şekilde ayetleri okuduğum zaman bende her defasında yeni pencereler açılabiliyor. Hangi duygu potansiyeli içinde olursam Allah okuduğum o ayetle benim bu yönümü dengeliyor, düzenliyor. özellikle bir ayet söylemem gerekirse beni en çok etkileyen kendimi bulmamı sağlayan ayet şudur:

Rabbin seni terk etmedi!

Allah duha suresinde kuşluk vaktine ve birçok şeye yemin ettikten sonra “Rabbin seni ne terk etti ne de sana darıldı.” Bu ayeti insan okuduğu zaman gerçekten bütün düşünceleri, altüst oluyor. Ben bu ayet sayesinde kendimi hiçbir zaman çaresizlik içinde, yalnızlık içerisinde hissetmiyorum. Çünkü biliyorum ki beni terk etmeyen, beni dinleyen ve bana güvenen bir Allah var. Böyle düşününce ben de ona güveniyor ve çabalıyorum. İnsan hayatta bir çok engelle karşılaşıyor. Birçok insandan olumsuz tavırlar görüyor. Ama Allah böyle değil o bizim en olumsuz anımızda bile yanımızda. Bütün insanlara karşı hoşgörülü sevecen olabiliyor. Çünkü bu durumda insan özünü yakalamış ve kendisiyle barışık olmuş oluyor. Bu ayet beni çukurlara düşmekten kurtarıp, istikrarlı bir hayat sürmemi sağlıyor. Kur’an’ı bu yüzden çok seviyorum.”