Gazetevatan.com » Yazarlar » Özümüzün gürleşmesi; özgürlük

Özümüzün gürleşmesi; özgürlük

14 Haziran 2017 Çarşamba


İslamiyet, insanlara doğruyu ve yanlışı göstermiş; fakat hiçbir zaman onları inanma konusunda zorlamamıştır. Kimsenin kimseye baskı kuramayacağını belirten İslam dini, herkesi eylemlerinde özgür bırakır. Bu durum Kur’an’daki Bakara suresinde şöyle dile getirilmiştir: “Dinde zorlama yoktur…”

Hayatın en temel değerlerinden biri özgürlüktür. Hem iç dünyamızda hem de dış dünyada özgür olabilmek insan olmanın vazgeçilmez gereklerindendir. İç özgürlüğümüzü, özümüzün gürleşmesi olarak da anlayabiliriz. Yani Yaradanımızın bize üflediği ruhumuzu daha çok fark edip yaşayabilmek iç özgürlüktür. 

İslam inanma konusunda zorlamaz!

İnanmak, insanın doğasında var olan bir değerdir. İnanç ilkelerini bünyesinde barındıran İslam dini, insanlara doğruyu ve yanlışı göstermiş; fakat hiçbir zaman onları inanma konusunda zorlamamıştır. İslam dini, her zaman insanın özgürleşmesine katkıda bulunmuştur. Çünkü, insanların barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşamalarını ister. Kimsenin kimseye baskı kuramayacağını belirtir ve herkesi eylemlerinde özgür bırakır. Bu da insanın özgür olmasını sağlar. Bu durum Kur’an’da şöyle dile getirilmiştir:

“Dinde zorlama yoktur…” (Bakara suresi, 256)

“Gerçek Rabbinizdendir. Öyleyse dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin…” (Kehf suresi, 29)

Yaradanımız, insanlara seçme hürriyeti vermiştir. Bu nedenle Hz. Muhammed’e şöyle bildirmiştir:

“Resule düşen vazife ancak duyurmaktır.” (Maide suresi, 99)

“O halde Resulüm, hatırlat, öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin, hatırlatıcısın. Onlar üzerinde bir zorlayıcı değilsin.” (Gaşiye suresi, 21-22)

“Eğer Rabb’in dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederdi. O halde sen inanmaları için insanları zorlayacak mısın?” (Yunus suresi, 99)

Hz. Muhammed sevgiyi seçti...

Özgür olan yanımız, esas anlamda ruhumuzdur. Mevlana’nın dediği gibi:

“Hadi, ben bensiz geleyim, sen sensiz gel” sürecini yaşayabilmek, egodan kurtulmak gerekir. Ego özgürlüğün önündeki en büyük engeldir. Eğer zihnimiz, önyargılarla, ve korkuyla doluysa düşünme yeteneğini gittikçe kaybedebilir ve sonuçta önyargıların,  korkuların esiri olarak özgürlüğünü yitirebilir. İnsanlar bir şeylerden ya da başka insanlardan korktukça mutluluk olmaz. Oysa, egolarımızı  aşacak tek yol sevgidir. 

Hz. Muhammed, Allah’ın selamı Onun üstüne olsun, yaşamının hiçbir döneminde insanlara karşı zor kullanmamış, yöntemi hep sevgi olmuştur. Mekke fethedildiği ve insanların telaş içinde olduğu bir zamanda o, Mekkelilere şöyle seslenmiştir:

“Bugün hiçbir şekilde hor görülmeyeceksiniz. Haydi şimdi dağılın. Hepiniz hür ve serbestsiniz.”

Hz. Muhammed, “sizin dininiz size, benim dinim bana” diyerek  Mekkelilerin inançlarına saygı göstermiş, özgürlüklerini kısıtlamamıştır.

İnsan özgürse mutlu olabilir...

İnsan, özgür olduğu sürece mutlu olabilir. Özgürlük, onurlu bir varlık olan insanın yaşamındaki en büyük erdemdir. İnsanın insanca yaşayabilmesinin garantisidir. Mevlana bunu şöyle ifade etmiştir:

“Ayran kasem önümde durdukça,

Vallahi kimsenin balını düşünmem.

Azıksızlık ölümle kulağım bursa bile,

Hürriyeti köleliğe satmam ben.”

ÖZGÜRLÜK VE PEYGAMBERLER

Yusuf peygamber ‘Hür’ olmayı, sadece bedenin hürriyeti olarak algılamadı. Asıl hürriyetin ‘asl’ olanın hürriyeti olduğunu, yani ruhun hürriyeti olduğunu sergiledi. Dışarıda esareti yaşamaktansa, hapishanede özgürlüğü ve iffetli olmayı tercih etti

Kıssa, Arapça k-s-s kökünden türetilen bir kelimedir: Anlatmak, haber vermek, sözü nakletmek, hikaye etmek, izlemek, kesmek anlamlarına gelmektedir. Kutsal kitaplarda tarihi olayların, anlatılmasıdır. Kıssalar insanların hayatına çok erken yaşta girmektedirler. 

Kıssalardaki edebi yön...

Kıssalarda kullanılan kelimeler ve kavramlar olayları insanların zihinlerinde canlandırmalarına ve kahramanlarla empati kurmalarına imkan vermektedir. Kıssalarda görülen önemli bir tema edebi yöndür: İnsanın özünde, yaradılışında var olan psikolojik ve sosyal nitelikleri göz önünde tutarak anlatım ve ifadede canlı ve etkili bir  takip edildiğini görmekteyiz. Kıssalarda olaylar gözlerimizin önünde gerçekleşmişçesine anlatılır. Kıssaların diliyle yüksek dini değerler yaşanan olaylarla ve gerçek kahramanlarla insanlara sunulur. Böylece kıssaların verdiği mesajlar  zihinlere ve gönüllere yerleşir. Birey kendi yaşantılarıyla bağ kurarak öğrendiklerini içselleştirir ve yaşamında uygulayamaya başlar.

Rüya yorumlama ilmi verildi

Yusuf peygamber, dışarıda hata yapmaktansa zindanda olmayı tercih etmişti. Kurtuluşunun bunda olduğunu fark etmişti. Zindanda bulunduğu sürede Yüce Yaradanımız ona hem rüyaları yorumlama ilmini öğretmişti. Yusuf peygamber hapishanedeki arkadaşlarına öğrendiği ilimle eğitim verdi.  “Hür” olmayı, sadece bedenin hürriyeti olarak algılamadı, böylece  hayatın sadece bedenden ibaret  olmadığını gösterdi. Asıl hürriyetin “asl” olanın hürriyeti olduğunu, yani ruhun hürriyeti olduğunu sergiledi. Dışarıda esareti yaşamaktansa, hapishanede özgürlüğü ve iffetli olmayı tercih etti. 

Yunus Peygamber örneği...

Yunus peygamberin yaşadığı deneyimde, balığın karnında günlerce kaldıktan sonra, oradan kurtulmasına sebep olan şeyin döktüğü pişmanlık gözyaşları olduğunu hatırlayalım. Yunus’un adalet anlayışı henüz sevgiyle bütünleşmemişti. Görevini yapmamak için kaçarken kendini bir balinanın karnında bulması, burada sevgisizliğinin ve dayanışma duygusundan yoksunluğunun onu sürüklediği soyutlanma ve hapsolunma durumuyla simgelenmektedir. Karanlıktan aydınlığa, onu, isyan değil, tövbe kavuşturmuştu: “Ben kendime zulmettim, sen merhametlilerin en merhametlisisin…” diye tövbesini ifade etmişti. Yunus peygamberle aynı adı kullanmasının tesadüf olamayacağını düşündüğüm Yunus Emre’nin de, fiziksel olarak hür olmasına rağmen, Yunus peygamberin balığın karnındaki karanlığını, kendi ruh dünyasındaki karanlığa benzetmesi özgürlüğün mekanlarla sınırlı olmadığını gösteren güzel bir örnektir. Ancak, ruhu özgürlüğe kavuştuğu zaman kendisini özgür hissedebilmiştir. Elbette bu bir bakış açısıdır. Bu bakış açısını Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın bir sözüyle vurgulamak istiyorum.

“Görenedir görene

Köre nedir köre ne?”

Şer gibi görünen şeylerde hayır olabileceği (Bakara suresi 216) düşüncesiyle hayatı algıladığımızda, yaşadığımız deneyimlerin hikmetini, anlamını fark eder,  olumsuz olarak algıladığımız deneyimlerin  kurtuluşumuza vesile olabileceğini anlarız.