Gazetevatan.com » Yazarlar » En yüce değerler insanın yaradılışında vardır

En yüce değerler insanın yaradılışında vardır


İnsanın kendini gerçekleştirmeye duyduğu temel gereksinimleri ile temel insani duygu ve yetenekler ‘iyi”dir. Yıkıcılık, sadizm, gaddarlık, kin, nefret gibi yaşantılar, insanın temel özellikleri olmayıp, gereksinim, duygu ve yeteneklerin engellenmesine karşı duyulan şiddet eğilimi tepkilerdir.... 
 
Psikoloji biliminde, varoluşçu ve insancıl yaklaşıma göre en yüce değerler, insanın yaradılışında vardır ve bu değerler keşfedilebilir. İnsan öyle bir yapıdır ki sürekli olarak varlığın daha çok tamamlanmasına yönelir.
Her birey, bir bölümü kendine özgü, bir bölümü de tüm insanlıkla ortak bir içsel doğaya sahiptir. 
Elimizdeki bilgilerin ışığında, bu içsel doğanın, temelde kötü olmadığını söyleyebiliriz. İnsanın yaşamaya, güvenliğe, ait olmaya ve şefkate, saygıya ve özsaygıya, kendini gerçekleştirmeye duyduğu temel gereksinimleri ile temel insani duygu ve yetenekler “iyi”dirler. Yıkıcılık, sadizm, gaddarlık, kin, nefret gibi yaşantılar insanın temel özellikleri olmayıp, gereksinim, duygu ve yeteneklerin engellenmesine karşı duyulan şiddet eğilimi tepkilerdir. 
 
İçsel doğamız: İyi ya da nötr!
 
İçsel doğamız kötü değil, tersine iyi ya da nötr olduğundan, açığa çıkarılması, desteklenmesi seçilecek en iyi yoldur. Kendi yaşamlarımızı yönetebilme şansına sahip olduğumuz takdirde, daha sağlıklı, üretken ve mutlu oluruz. 
Bu temel yapısı reddedildiği ya da baskı altına alındığı zaman insan sağlığı bozulur.
Dinin işlevi, doğru yaşandığında, insanı doğasına döndürüp, ona yabancılaşmasını engellemek ve böylece ondaki ilahi nefesi gerçekleştirmesini sağlamak ve kendisindeki sonsuz imkanları eyleme dökerek, dünyada sevgiyi, barışı egemen kılmaktır.
 
Allah’ın yarattığı doğa
 
Kur’an-ı Kerim’in amacı, insanın sahip olduğu güçlerinin bilincine varmasını sağlamak yani ona ilahi kaynaklı bir varlık olduğunu hatırlatmaktır. Rum suresi 30. ayette Yaradanımız bizlere şöyle seslenmektedir: 
“Sen yüzünü, batıl olan her türlü inancı reddederek, kararlı bir biçimde dine; Allah’ın insanları kendisine göre yarattığı doğaya yönelt; Çünkü Allah’ın yarattığı doğada hiçbir değişiklik yoktur. İşte gerçek din, insanların çoğu bilmese de budur.”  (Salih Akdemir, Son Çağrı Kur’an, 2005)  
 
Yönlendirme hep doğaya
 
Peygamberler ve bilgeler insanı hep doğalarına, yaradılışlarına yönlendirmeye çalışmışlardır. 
Mevlana, 
“Sende senden başka bir sen gizli”
diyerek bizlere özümüzü hatırlatmaktadır.
Düşünürümüz Yunus Emre insanın kendi doğasını, benliğini seyretmesini önermekte ve bu anlayışını dizelere şöyle yansıtmaktadır:
“Bende baktım bende gördüm benim ile bir olanı
Bu surete can vereni, kim idiğün bildim ahi.”
İslam dini insanın maddi ve manevi yanını birlikte değerlendirir. Abdest, insanın hem iç hem de dış kirlerden arınmasıdır. 
Öz yapısıyla din insanı doğasına döndüren ve bu doğayı besleyen en temel kaynaklardan biridir. Bu kaynaktan yararlandığımız nice günler dileğiyle.
 
 
ÖRNEK HAYATLAR
 
HZ. LOKMAN; NAZİK, KİBAR, SEVGİ DOLU
 
Hz. Lokman’ın oğluna nasîhatları ile, Yüce Allah’ın ilminin ve kudretinin sınırsızlığı bildirilmektedir. Yaradanımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: Lokmân’ın oğluna öğüdünü an. O şöyle öğüt veriyordu: ‘Ey yavrucuğum! Allah’a asla ortak koşma...
 
Lokman, Kur’ân-ı Kerîm’de bir surenin adıdır. Lokman sûresinde; Kur’ân-ı Kerîmin iyilere hidâyet ve rahmet vesilesi olduğu, iyilerin özellikleri ve mükâfâtları, Hz. Lokman’ın oğluna nasîhatları ile, Yüce Allah’ın ilminin ve kudretinin sınırsızlığı bildirilmektedir.  
 
Kur’an, O’mu örnek gösterir...
 
Günümüzde aile eğitiminde ana-babanın çocuklarına vermesi gereken temel eğitim ilkelerini Kur’an-ı Kerim, Hz. Lokman’ın çocuğuna verdiği öğütler modeli ile bize aktarmaktadır: Yaradanımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“Lokmân’ın oğluna öğüdünü an. O şöyle öğüt veriyordu: 
“Ey yavrucuğum! Allah’a asla ortak koşma. “
Hz. Lokman’ ın oğluna hitabı, Hz. İbrahim’in babasına hitap etme şeklinin aynısıdır. 
‘Ey babacığım.’
Birisi babasına, diğeri de oğluna bu nazik hitap şeklini kullanmıştır. İletişimde bu şekilde nazik, kibar ve sevgi dolu ifade önemlidir.  
Hz. Lokmân, öğüdüne şöyle devam etmiştir: 
“Yavrucuğum! Yaptığın iş bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.”
Bu ayetlerden yapılan işin ve eylemin küçüklüğünün veya büyüklüğünün önemli olmadığını; önemli olanın Yüce Allah’ın onu değerlendirmeğe tâbi tutması ve o işin asla kaybolmaması olduğunu anlıyoruz.
 
Ahlak ilkelerini içeren öğütler...
 
Hz. Lokmân, ahlak ilkelerini içeren öğüdüne şöyle devam ediyor:
“Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındırmaya çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azim ve kararlılık gösterilmeğe değer şeylerdendir.”
“Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri  sevmez.”, 
“Yürüyüşünde ölçülü ve dengeli ol. Sesini de alçalt…”  (Lokman suresi, 16-19)
 
Nesilden nesile aktarılan öğütler... 
 
Hz. Lokman’ın tarih kitaplarında yer alan, nesilden nesile aktarılan öğütleri de şöyledir:
“Yavrum âlimlerin yanında otur ve dizlerinle onlara çok yaklaş. Çünkü Allah, gökten indirdiği yağmurla ölü toprağı dirilttiği gibi, kalpleri hikmet nûruyla diriltir.
Yavrum! iyilerin hizmetinde bulun; fakat kötülerle dostluk kurma.
Kendini unutup da insanlara iyiliğe koşma! Yoksa senin durumun, insanlara ışık verdiği halde kendisi yanarak tükenen kandile benzer. 
Yavrum, gönlünü üzüntülerle meşgul etme.”
Bilge bir insanın Hz. Lokman’ın, çocuğuyla ilişkisinde ona aktardığı ve Yüce Yaradanımızın da onaylayarak Kur’an-ı Kerim de açıkladığı bu ilkeler hem bu dünyada hem de sonsuzlukta bizleri mutlu edecek evrensel değerlerdir.