comScore
Gazetevatan.com » Magazin » Polis kızı olmak zor!

Polis kızı olmak zor!

Polis kızı olmak zor!

Oyuncu Saadet Işıl Aksoy ile Polis Başmüfettişi annesi İnci Aksoy yazarımız Leyla Umar’a konuk oldu


Oyuncu Saadet Işıl Aksoy ile Polis Başmüfettişi olan annesi İnci Aksoy, yazarımız Leyla Umar’a konuştu. Siirt’teki kızların polis olabilmesi için hazırlanan projenin yüzü olan Aksoy, projeyi ve kızını anlattı:

LEYLA UMAR: Anne ve babanızın polis olması sizin yaşamınızı nasıl etkiledi?

SAADET IŞIL AKSOY: Annem polis başmüfettişi dediğim zaman herkes şaşırıyor oysa o benim için sadece bir anne. Benim için annem evde yemek yapan, veli toplantılarıma gelen biriydi.

L.U: Arkadaşlarınıza anne ve babanızın polis olduğunu söylediğiniz de tepkileri ne oluyordu?

S.I.A: Arkadaşlarımın arasında annem babam polis diye farklı bir yerde durmak istemedim. Üstelik birçok arkadaşım çok yakın olana kadar annemin ve babamın polis olduklarını bile bilmiyorlardı bunu saklıyordum.

***


L.U: Peki İnci Hanım sizin için bir yandan çalışmak bir yandan çocuk büyütmek zor olmadı mı?

İNCİ AKSOY: Saadet benim işlerimin en yoğun olduğu sıralarda doğdu. Okul çağlarında (1991-1993) görevim ağırlarmış ve Türkiye’nin ilk ilçe kadın Emniyet Amiri olmuştum. İş yoğunluğumdan dolayı zaman zaman tercihler yapmam gerekti ve görevimi tercih ettiğim zamanlar oldu.

L.U: Yoğun temponuz Saadet’i üzmüyor muydu?

İ.A: Hiç unutmuyorum bir kaç gün iş nedeniyle üst üste eve gelemeyince eşim beni arayıp ‘Telsizle sizin kanala geçeceğim; Saadet sesini duymadan yatmıyor’ dedi. O zaman ben bir bahaneyle anons yapmaya başladım. Kızım sesimi duysun diye...

S.I.A: Annemin sesini telsizden duyuyordum.. Tabi hayal meyal hatırlıyorum. (gülüyor)

L.U: Memleketiniz olan Siirt’te isminizin verildiği bir projenin yüzü oldunuz....

İ.A: Siirt Emniyet Müdürlüğü ve Siirt Valiliği ortak bir proje yapıyor. Yaptıkları bir çalışma sonucunda Siirt’li kadın polis memurlarının azaldığını farkettiler. Annemin Siirtli olmasının yanı sıra 1. sınıf Emniyet Amiri olmamdan dolayı adımı vererek beni davet ettiler. Böyle bir projede yer almaktan gurur duyarak kabul ettim. Amacımız lise dengindeki kızlarımızı polis okulu sınavlarına hazırlamak. Bunun için bizlerin isteğiyle Yeşeren Umutlar Derneği kuruldu. Çalışmalar için Siirt’e gittim ve bütün kızımızla tanıştım.

L.U: Bu projede sizi zorlayan hiçbir olay olmadı mı?

İ.A: Olmaz olur mu... Bazı aileleri ikna etmek hiç de kolay olmadı. Özellikle, şehir dışına çıkmalarına izin vermek istemediler. Ben de İstanbul’u kazananlara kefil olacağımı söyledim. ‘Onlar da benim çocuklarım; en az kendi çocuklarım kadar ilgilenirim’ dedim. Bu yüzden ikna olup kızlarını dersaneye yollamaya razı olan birçok aile oldu.

L.U: Kızınız Saadet’in polis olmasını ister miydiniz?

İ.A: Biz, ona kendi işimizin zorluklarını anlatmıştık. Zaten aynı ortamda yaşadığımız için neler olduğunu görüyordu. Bunun dışında diğer meslekler için de fikirlerimizi söylemiştik. Saadet oyunculukğu tercih etti ve çok da güzel yapıyor.

L.U: Saadet’in oyunculuğuyla sizi nasıl etkiliyor? Yani oynadığı rolle sizi ağlattı mı?

İ.A: Bir gün eşimle, Saadet’in rol aldığı ‘Çelik Manolyalar’ adlı tiyatroyu izlemeye gittik. Oyunun konusunu hiç bilmiyordum. Kızımın arkadaşı beni oyunla ilgili uyarmıştı. Bir sahnede ‘Saadet şeker krizine girecek, kan kusacak, hazırlıklı ol’ dedi. Eşimle en önde oturuyorduk; hemen ona da söyledim. Bunu duymamız sadece çığlık atmamızı engelledi, ama çok ağladık. Kız şeker komasında, biz ağlama krizinde... Düşünün artık oyunu bildiğimiz halde bu kadar kendimizi kaptırıyorsak hiç bilmesek herhalde sahneye atlardık.

ETİKETLER



Yorum Yap Yorumlar (6)