Gazetevatan.com » Yazarlar » Harry Potter’dan köstebekliğe

Harry Potter’dan köstebekliğe

16 Eylül 2016 Cuma


 
8 filmlik Harry Potter serisinde küçük sihirbaz ‘Harry Potter’ olarak tüm gelişimini takip ettiğimiz Daniel Radcliffe, ‘Imperium’ (Köstebek) filminde bir neo-Nazi grubuna sızmaya çalışan FBI ajanı olarak karşımıza çıkıyor.
 
Köstebek filminin konusu, Michael German adlı bir FBI ajanının gerçek hikayesi diyebiliriz. Yönetmen ve senarist Daniel Ragussis, beyazların üstünlüğünü savunan bir grubun içine sızan ve yıllarca onlarla birlikte yaşayan Michael’ın anlattıklarından yola çıkarak bu filmi yapmış.
 
 
Yıllarca Harry Potter olarak izlediğimiz Daniel Radcliffe, FBI’da analist olarak çalışan Nate Foster’ı canlandırıyor. Nate, IQ’su yüksek, oldukça çalışkan ve geleceği parlak… Kendini yavaş yavaş göstermeye başlasa da büyük bir atılım yapabilmek için can atıyor. Klasik müzik ve şarap eşliğinde sürekli araştırmalar yapıyor. Pek sosyal sayılmaz. Bu sırada, radyoaktif bir patlayıcı malzemesinin ülkeye girdiğini öğrenen FBI, olası bir terör saldırısını önlemeye çalışıyor. Nate, Toni Collette’nin canlandırdığı ajan Angela Zamparo’nun saldırıyı yerel halkın yapacağını düşünmesiyle kendini bir neo-Nazi grubunun içine sızmaya çaışırken buluyor. Yeni bir kimliğe bürünüyor, beyaz ırkının üstünlüğüne inanıp “Beyaz gücü, beyaz hakları, beyaz özgürlüğü” diye haykırarak yürüyüşlere katılıyor. Beyazlar hariç herkese nefret kusuyor. Bir yandan kendini gruba kanıtlaması gerekirken diğer yandan saldırı ile ilgili bilgi bulmak zorunda kalıyor. Ve, bunun için fazla zamanı da yok. Her an hayatı tehlikeye girebilir.
 
FBI’ın eğitim eksikliği
 
Radcliffe, ne kadar Harry Potter olarak gönüllerimizde taht kursa da kendini gösterebileceği başka bir rol bulamadı. Hala geçmişin ekmeğini yiyor. Bu filmde de şaşırtıcı bir oyunculuk göremiyoruz. Açıkçası ben Radcliffe’in karşısındaki adamlardan biri olsam ondan hemen şüphelenir ve bırak bilgi vermeyi anında ortamdan uzaklaştırırdım.
 
 
Filmdeki beyazların yürüyüş sahnesi saç baş yolduracak cinsten. Radyo programcısı Dallas Wolf’un önderliğinde gerçekleşen yürüyüş, Wolf’un televizyon programlarına çıkmasını sağlıyor. Önde kimin yürüyeceği tartışmaları yaşanıyor. Ancak koca yürüyüş sahnesinde sadece 10-15 kişi kullanılıyor. Bu yüzden yönetmen sadece öndeki birkaç kişiye yakın plan çekim yaparak yürüyüşü sonlandırıyor. Bu da birkaç arkadaş bir araya gelip film yapmışlar hissini yaşatıyor ki hiç profesyonel değil.
 
Yalnız her şey bir yana, Nate köstebek olmak istediğinde FBI’ın bunu kısa sürede kabul etmesi ve neredeyse hiçbir eğitimden geçmemesi beni şaşırttı. Evet, Nate istekli, müdürü onu bir kez olabilecekler konusunda uyarıyor, Angela da biraz yeni kimliği üzerine çalıştırıyor ama herhalde gerçekte FBI’da işler böyle yürümüyordur. Birkaç uzman eşliğinde eğitim yapılıyordur diye düşünüyorum.
 
Geçtiğimiz yıl ‘Seni Şimdiden Özledim’ filminde kanser hastası Milly olarak izlediğimiz Toni Collette’nin oyunculuğuna ayrıca değinmek gerek. Ağzında sakızıyla kendinden emin sorgulayışları çok başarılıydı. “Yıllarını FBI’da geçirmiş, neler görmüş neler…” dedirtti.
 
Klasik müzik sevgisi de aşılamayı kendine görev bilmiş film, klişe bir konuyu işlerken maalesef farklılık yaratamıyor. Slayt gösterisi olarak uzayıp giden fotoğraflar, bir sunumdaymışız hissi veriyor.