Gazetevatan.com » Yazarlar » Uzayın süper kahramanları

Uzayın süper kahramanları

26 Ağustos 2016 Cuma


 
Tam 50 yıl önce ABD’li yazar ve senarist Gene Roddenberry’nin yarattığı ‘Star Trek’ defalarca dizi, sinema filmi ve roman olarak yayınlandı. ‘Bitti’ dendiği anda J.J Abrams, orijinal Star Trek ruhuna sadık kalarak Kaptan Kirk ve mürettebatının maceralarını kaldığı yerden devam ettirdi. Ve biz bugün, yeni serinin üçüncü filmi ‘Star Trek: Beyond’ (Uzay Yolculuğu: Sonsuzluk) ile buluştuk. “Işınla beni Scotty”i duymak eski bir dosta rastlamak gibi.
 
 
Kaptan Kirk (Chris Pine) ve mürettebatı, 5 yıllık uzay boşluğunda yaşanabilir gezegenleri keşif görevinin 3. yılında. Kısa süreliğine Birleşik Gezegenler Federasyonu’nun da merkezi olan Yorktown’a indiklerinde gemisini ve mürettebatını, Nebula’nın ardındaki Altamid adlı gezegende kaybettiğini söyleyen bir kaptana yardım etmeleri konusunda görevlendiriliyorlar. Altamid’e doğru ilerlerken saldırıya uğruyorlar. Gemi Altamid’e düşerken, mürettebat da ‘Krall’ tarafından ele geçiriliyor. Akla ilk gelen soru haliyle Kaptan Kirk’in neden hemen bu görevi kabul ettiği oluyor. Evet amaç bir yerleri keşfetmek olabilir, bu sırada birilerine yardım etmek de hoş olabilir ama yine de Nebula’nın içinden geçilecek bir görev için daha fazla düşünülebilirdi. Diğer yandan İdris Elba’nın canlandırdığı kötü adam Krall, çok klişe. Kitle imha silahıyla tüm Federasyon’u yok etmek istiyor. Kendince haklı sebepleri var elbet… Ve saldırı sahneleri çok keyifli. Arılar gibi koloni halinde saldıran uzaylılar, Kaptan Kirk’in elini kolunu bağlıyor. Tabii ki USS Atılgan’ın paramparça olmuş hali insanı üzüyor. Ancak ‘Dibe batmayan yükselemez’ misali, ekip elindeki her şeyi kaybedince, ‘Şimdi ne olacak?’ soruları başlıyor. 
 
 
Aksiyon adamı Justin Lin
 
Senaristler, bu kez filmi Kaptan Kirk ve Spock (Zachary Quinto) merkezinden kurtarıp diğer karakterleri de görünür kılmak istemiş. Bu yüzden içine düşülen durumdan kurtulma sırasında ilginç eşleştirmeler yapmışlar. Örneğin bu filmde Kaptan Kirk’i daha genç ve özgür ruhunu ortaya çıkarmak için hevesli, iyimser Chekov (Anton Yelchin) ile; yarı Vulcan, ciddi komutan Spock’ı ise komik ve huysuz doktor Bones (Karl Urban) ile bir araya getirmişler. Başmühendis Montgomery Scott (Simon Pegg) ya da popüler adıyla ‘Scotty’ ise yeni dünyada Jaylah (Sofia Boutella) ile tanışıyor. Jaylah, ailesini kaybettikten sonra bulduğu eski USS Franklin gemisini çalıştırıp Altamid’den kaçmayı planlıyor. Filmde yaratılan yeni ırkların içinde en dikkat çekeni Jaylah. Makyajı, kostümü, savaşma taktiği harika... Bu sırada Kaptan Kirk’i kahramanlaştırma çabaları gözden kaçmıyor. 
 
J.J. Abrams, Star Wars’ta yaptığı gibi ‘gerçeğe’ dokunmaya çok özen göstermiş. Bir aile oluşturmak istemiş ve başarmış. USS Atılgan gemisinin üyeleri, her ne şartlar altında olurlarsa olsunlar birbirlerini bırakmıyorlar. (Oyunculuklar tam olarak duyguyu veremese de...) 
 
İlk iki filmde yönetmen koltuğunda oturan Abrams, bu sefer koltuğu ‘Hızlı ve Öfkeli’ serisinin yönetmeni Justin Lin’e bıraktı. Filmde bir an olsun aksiyonun düşmemesinin, zamanın nasıl geçtiğini anlayamamamızın baş sorumlusu Lin… Çok doğru bir karara imza atıldığı ortada.    
 
 
 
Altamid ve Yorktown
 
Filmde iki yeni gezegen ile karşılaşıyoruz: Altamid ve Yorktown… Yapım tasarımcısı Tom Sanders, sert kayalardan oluşan ıssız Altamid’i Vancouver’da, 23. yüzyılın metropolü Yorktown’ı ise Dubai’de yaratmış. Müthiş bir çalışmanın ürünü iki gezegenden en dikkat çekeni Yorktown… Abrams, bu ütopik uzay limanını kıskandığını saklamıyor. “Çeşitli medeniyetler, kültürler ve türler tek bir yerde birlikte yaşıyor. Görsel açıdan Federasyon’un temsil ettiği her şeyi çok hoş bir şekilde sunuyor. Keşke bunu ben düşünseydim” bile diyor. Böyle bir isimden böylesine cümleler duymak… Darısı Türk sinemasının başına! Fakat teknoloji harikası Yorktown’ın savunmazlığı insanı çileden çıkarabiliyor. Elini kolunu sallayan da giremesin bi zahmet!
 
 
Pavel Chekov karakterini canlandıran, geçtiğimiz Haziran ayında bir trafik kazasında kaybettiğimiz, bu filmde de yer alan 27 yaşındaki Anton Yelchin’i oynarken görmek ve ‘Spock Prime’ı canlandıran Leonard Nimoy’un vefatından sonra filmde de ölüm haberinin verilmesi duygusallaştırıyor.  
 
50. yıl anısına 50 farklı ırk yaratılmış filmin 3 boyutlu olması dezavantaj. 360 derece dönen sahnelerde bir süre sonra başınız dönüyor ve mideniz bulanabiliyor.