Gazetevatan.com » Yazarlar » Sanal devrimin ayak sesleri

Sanal devrimin ayak sesleri

02 Ağustos 2016 Salı

Kapitalist dünyanın sonunu sanal devrim mi getirecek? Sanal dünyadaki Robin Hood’lar, bize daha yaşanılabilir bir dünyanın kapısını açabilecek mi? 2. sezonundan 4. bölümünü de izleyici ile buluşturan Mr. Robot, bu soruların cevaplarını arıyor.


 
Dizi dünyasının geçen seneki bombası hiç kuşkusuz Mr. Robot’tu. Daha pilot bölümüyle 2 sezonluk onayı kapan Mr. Robot, öyle beğenildi ki birçok izleyici için fenomen haline geldi. Ben de bu hafta 2. sezonun 4. bölümünü de yayınlayan ve şimdiden efsaneler arasına adını yazdıran bu diziyi ele alalım istedim.
 
Dizinin yaratıcısı, senaristi ve yönetmeni aynı kişi: Sam Esmail. Bu durumun en büyük artısı, ne yazılıyorsa onu izlememiz… Bazı sahneler yönetmenin “Aaa bu olmaz atalım bu sahneyi” deme lüksüne kalmıyor. Esmail, American Psycho, Taxi Driver, A Clockwork Orange, Fight Club, The Matrix ve Breaking Bad gibi yapımlardan oldukça etkilenen Amerikalı bir yazar. 
 
 
Dizinin ana karakteri, Rami Malek tarafından canlandırılan Elliot Anderson. Elliot, dizinin ilk bölümlerinde gündüz Allsafe şirketinde siber güvenlik mühendisi olarak çalışan geceleri ise hackerlik yapan, asosyal ve bazı ağır psikolojik sorunları olan bir karakterdi. Ancak onun hackerlığı biraz Robin Hood tarzındaydı. En basit anlatımıyla kötü insanları (pedofili olanları, eşine, sevgilisine yalan söyleyenleri vb…) hackleyerek tehdit ediyor ve kendince adalet sağlıyordu. Taa ki karşısına Mr. Robot (Christian Slater) çıkana kadar. Mr. Robot, Elliot’a gerçekten herkesin aklını bulandıracak bir teklifte bulundu: ‘fsociety’ adlı gruba katılıp, toptan kapitalist sisteme başkaldırmak… Ekonomiyi ele geçiren Evil Corp gibi büyük şirketlerin sistemini çökertmek… Elliot’un geleceği buydu! Artık daha geniş düşünmeli ve “Dünyayı kurtarmalıydı!” 
 
Çalışma tarzı ve maske tasarımında ünlü aktivist hacker grubu Anonymous’tan ilham alındığı çok açık biçimde belli olan fsociety grubu, bir devrim yolundaydı. Kim bilir belki de sistem karşıtlarının beklediği devrim, çağa uygun olarak sanal alemden başlayacaktır… 
 
 Birinci sezon, birçok izleyiciyi tatmin etmiş olacak ki sezonu 9.1 IMDB puanıyla kapatmıştı. Elliot’un hem kendiyle hem de dünyayla savaşı gerçekten bu puanı hak ediyordu.
 
Kontrolü sağlayabilecek mi?
 
Başrol oyuncuları, verdikleri röportajlarda ikinci sezon daha karanlık bir dilin hakim olacağını ve beklentileri yüksek tutmamız gerektiğini açıkladığında ben bu kadarını beklemiyordum. Resmen her sahnede bulmacanın bir parçasını çözüyormuşum gibi… Elliot’ın geçmişi hakkındaki birçok bilgiye ikinci sezonda ulaşabiliyoruz. Ancak bazı parçaları büyük resimde bir yere yerleştiremeyince bölüm sonunda yorulduğumu bile hissediyorum. Fakat işin güzelliği de burada. Mr Robot, sizi öyle bir dünyaya götürüyor ki neyin gerçek neyin gerçeküstü olduğunu bilmiyorsunuz. Hangisi gerçekten yaşanıyor, hangisi Elliot’un iç çatışmaları arasındaki hayali sahneler?
 
2. sezonda Elliot, akıl hastanesi veya hapishaneye benzer bir yerde görünüyor. Hayatının kontrolünü eline almak için çırpınırken büyük bir disiplin örneği göstererek her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkıyor, ev işlerine yardım ediyor ve klise grubuna katılıyor. Edindiği arkadaş ile uzun uzun komedi dizileri üzerine konuşma dinliyor, basketbol izliyor. Bunlar kontrolü ele geçirmek için yeterli mi? Mr. Robot tekrar onu ikna edip yarım bıraktığı işe devam ettirecek mi? İşte şu an tam olarak o ince çizgi üzerinde gidip geliyoruz.
 
 
Her şey bir oyun
 
2. sezon, 10 bölüm olarak planlanırken 12 bölüme çıkartıldı. Son iki bölüm sadece finale ayrıldı. Bu karardan benim anladığım; ne kadar karışık olursa olsun bir şekilde cevapların en sonunda verileceği. Fakat bana sorarsanız verilmese de olur. Bazen bazı yapımları finali için izlemezsiniz. Ana konu içinde verilen diğer mesajlar, oyunculuklar ve müzikler ayırdığınız zamanı kaliteli kılıyorsa bu yeterlidir. 
 
Dizi, 2. sezonuyla öylesine izlenecek bir yapım olmadığını bence kanıtladı. Sizi rahatsız ederek fena halde düşünmeye, sorgulamaya sevk ediyor. İnsanların maskelerle dolaştığını, yaşamın bir tiyatro sahnesi olduğunu da gösteriyor. Olduğumuz toplum neyi kabul ediyorsa biz de aynılarını kabul ediyoruz. Büyük kahve zincirlerinden kahvelerimizi alıyor, ofisteki sebilin önünde her gün aynı sohbetleri ediyoruz. Daha acısı, hiç istemediğimiz halde gülümsüyoruz. Farklı olmak kolay değil, farklılığı kabul etmek de… Ancak tek tip insan olup, aynı hayallerin esiri olmak hepsinden zor ve kötü. 
 
 
Malek mi, Redmayne mi?
 
Rami Malek oyunculuğu için ayrı bir yazı yazmak gerek. Kısaca, ‘Bugüne kadar Eddie Redmayne’nin ardından en çok etkilendiğim aktör’ desem yalan olmaz. Redmayne, dramı sonuna kadar hissettiğimiz ‘Her Şeyin Teorisi’ ve ‘Danimarkalı Kız’ ile büyüledi. Ancak Malek, ne kadar iyi bir oyunculuk sergilerse sergilesin dizinin asıl amacı mesajı iletmek olduğundan Malek’in oyunculuğuna yabancılaşmamız sağlanıyor. Drama boğulup mesajdan uzaklaşmamıza izin verilmiyor. Bu yüzden Malek, şimdilik bir adım geride kalıyor.
 
 
Mr. Robot, KasperskyLab’da çalışan güvenlik uzmanlarının da açıklamalarına göre bugüne kadar hackerlık alanında yapılmış en iyi yapım. Her şey gerçek hacker dünyasında yaşanabildiği ve yaşanabileceği gibi… Kodlar üzerine de çok iyi çalışılmış.