Gazetevatan.com » Yazarlar » İlahi aşk yolunda bir derviş

İlahi aşk yolunda bir derviş

01 Nisan 2016 Cuma


‘Somuncu Baba Aşkın Sırrı’ filmi, yapıp dağıttığı ekmekler sayesinde halk arasında ‘Somuncu Baba’ olarak tanınan, Osmanlı kuruluş döneminin ünlü alimi Şeyh Hamid-i Veli’nin aşkın sırrını bulma yolculuğunu anlatıyor. Genç bir derviş olarak Kayseri’den Aksaray’a, Hicaz’dan Şam’a, Bursa’ya, Anadolu’ya giderek ilim alanında çalışmalar yapıp, manevi terbiye alan Somuncu Baba, Yıldırım Beyazıd tarafından yaptırılan Bursa Ulu Camii’nin açılış hutbesini de okuyor. Talebeler yetiştiriyor. Yetiştirdiği Hacı Bayram-ı Veli, Akşemseddin’in; Akşemseddin de Fatih Sultan Mehmet’in hocası oluyor.

 

Bir yıla yakın zamanda çekilen filmde, dört mevsimi de muhteşem görüntüler eşliğinde yaşıyoruz. Çekimleri Aksaray’da gerçekleştirilen filmin yapımcılığını ve yönetmenliğini Kürşat Kızbaz üstlendi. Somuncu Baba gibi sorumluluğu yüksek rolü ise Furkan Palalı…

Ayrıntılar es geçiliyor

Oyuncu kadrosu ile şaşırtan filmde; Ali Sürmeli, Altan Gördüm, Emin Olcay, Fırat Tanış, Gürkan Uygun, Saruhan Hünel, Tuvana Türkay gibi isimler yer alıyor.

Sevda, ayrılık, sabır ve tevazu gibi temaların işlendiği film, genel olarak anlatmak istediğini açık bir şekilde verirken asıl merak edilen ayrıntıları es geçiyor. Filmin ana meselesi olan ‘aşkın sırrını bulma’ anı biraz geçiştiriliyor. Mesela, ben Mevlana Müzesi’ne her gittiğimde çilehaneleri dikkatlice inceler, orada geçirilen sürede neler düşünüldüğünü merak ederim. Filmde, Somuncu Baba’nın çilehanede neler yaşadığını, nelerle yüzleştiğini, neler hissettiğini tam olarak anlayamıyoruz. Kısa bir süre ağlarken görüyoruz. Filmin genelinde de hep verilen öğütleri dinliyoruz. Birkaç kilit sahnede en azından iç sesini, hesaplaşmalarını duymayı çok isterdim.

Bir diğer konu ise, yıllar alan bu yolculuğun Furkan Palalı’nın fiziğinde hiçbir değişiklik yaratmadan çekilmesi… Yaz kış demeden uzun süre sakalları bile aynı uzunlukta kalıyor. Ufak ufak değişiklikler zamanın ilerlediğini anlatma açısından iyi olabilirdi.

Küçük ayrıntılara rağmen sıkılmadan izlediğim, hem müzikleriyle hem de görüntüleriyle etkileyici bir film. Dönem ve dervişlerin eğitimi hakkında bilgi edinmek için de bir fırsat.     

Deliormanlı’nın yumruğu

Bu hafta vizyona giren diğer film ‘Deliormanlı’; ‘Aşk Tutulması’ ve ‘Çakallarla Dans’ gibi genellikle komedi ağırlıklı filmler çeken yönetmen Murat Şeker’in imzasını taşıyor.

Avrupa Şampiyonluğu kazanan ve ‘Deliormanlı’ lakabıyla tanınan bir zamanların efsane boksörü Savaş Türkyılmaz (Sarp Levendoğlu), eşini kaybettikten sonra ringleri terk ediyor. Issız bir dağın tepesine yerleşip sadece annesinin tedavisi için şehre iniyor. Haber spikeri Hülya (Birce Akalay) ise işleri ters gidince iyi bir hikayeye ihtiyaç duyuyor ve Deliormanlı’dan röportaj koparmaya çalışıyor. Ancak ne Deliormanlı ne de Hülya için işler hiç de planladıkları gibi gitmiyor. Menajer ve mafya babası Tahsin Kara’ya (Gürkan Uygun) meydan okuyan Deliormanlı, herkesin hayatını tehlikeye atıyor. Ringlere dönme zamanı da böylece geliyor.

İlk olarak, oyuncuların karakterlerine cuk oturduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Sarp Levendoğlu’nun, Deliormanlı karakteri için ne kadar çalıştığını bir günün neredeyse yarısını antrenmanda geçirdiğini, alanında çok iyi hocalardan eğitim aldığını haberlerden biliyorduk. Bunun faydasını müthiş bir vücut yaparak görmüş. Boksörlük ona çok yakışmış. Aynı şekilde spikerlik de Birce Akalay’a… Daha önce yer aldığı yapımları da izlememe rağmen burada çok daha kendinden emin ve güzelleşmiş birini gördüm. Gürkan Uygur’un psikopat hallerini çok beğensem de aşırı karikatürize edilmesi, bir süre sonra etkisini yitirmesine neden oldu. Daha dozunda olsaydı tadından yenmezdi. 

Milli duygularımızın kabarmasına neden olan sahneler izlediğimiz film ile ilgili en merak ettiğim nokta ise filmin final maçının son sahnelerinde izleyicilerin nereye kaybolduğu? Haydarpaşa Garı’nı dolduran kalabalıktan neredeyse 50 kişi yoktu ki sahne de kalabalığı gerektiriyordu.  

Genel olarak, birbirine benzer komedi filmlerinden bunaldığımız son yıllarda, ciddi bir emek sarf edilerek farklı bir konu işlenmesi alkışı hak ediyor. Umarım devamı gelir.