Gazetevatan.com » Yazarlar » Cesaretin simgesi: Malala

Cesaretin simgesi: Malala

04 Mart 2016 Cuma


 
11 yaşındaki bir çocuk için en büyük başarı derslerinden iyi not almak, tek başına kurabiye yapmak (mutfağa tek girmesine izin verilirse) veya arkadaşlarıyla oynarken oyunda önemli bir görevi üstlenmektir. Pakistanlı Malala Yousafzai için durum çok farklı... O, bütün kadınların sesi olmayı başarıyor.
 
Oldukça yalın anlatımının yanı sıra gerçek görüntüler ve animasyonlarla tamamlanan ‘Benim Adım Malala’ belgeseli, geçtiğimiz hafta !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali kapsamında ilk kez Türkiye’de izleyici ile buluştu. DVD’si ise dün çıktı. Evinizde mutlaka olması gereken eserlerden biri...  
 
1997 yılında doğan Malala’nın adı, fikirlerini açıkca söylediği için öldürülen Malala adlı kızdan geliyor. Baba Ziauddin, onu böylesine cesaretli bir kızın adıyla yaşatmak istiyor. Taliban örgütünün güçlü olduğu Svat Vadisi’nde yaşayan ailenin babası bir öğretmen. Kendi elleriyle, bir okul yapıyor. Tek amacı kendi fikirleri, kendi doğruları olan ve bunları cesurca ifade edebilen bir genç nesil yaratmak. İşte Malala da böyle bir ortamda büyüyor!
 
Ziauddin: “Onu bir insan öldürmeye çalışmadı. Onu bir ideoloji öldürmeye çalıştı.” 
 
Radyodan vaaz
 
Ancak, gelecek günler hiç de aydınlık görünmüyor. Akşam olduğunda radyodan Taliban lideri Fazlullah’ın vaazları dinleniyor. Öyle ki Fazlullah, ‘Şimdi evdeki erkekler dışarı çıksın sadece kadınlarla konuşacağım’ dediğinde erkekler dışarı çıkıyor ve zaten doğru düzgün eğitim almayan kadınların tek iletişim kurduğu kişi bu adam oluyor. O konuşuyor, toplum kabul ediyor. Kabul etmeyenler evi basılarak ya da köy meydanında linç edilerek öldürülüyor.
 
Ne pahasına olursa olsun eğitimine devam etmeye çalışan Malala, bir gün BBC muhabirinin bölgeden bilgi almaya çalıştığını öğreniyor. Babasının, ‘Sen yapmak ister misin?’ sorusuyla her gün olanları ve duygularını günlüğe yazmaya başlıyor. Akşamları da bunları telefondan anlatıyor. ‘Gul Makai’ adıyla gazetede yayınlanan yazılar sayesinde, insanlar orada neler olup bittiği hakkında fikir sahibi oluyor.
 
"Malala’nın hikayesinden ilham alınarak birçok sosyal sorumluluk projesi hayata geçti. Bunlardan biri de Türkiye’deki ‘Kızlara Ses Ver’ projesi."
 
İlk başkaldırış Ziauddin’den
 
Malala’nın babası Ziauddin, bu durumun böyle gitmeyeceğini, buna sessiz kalamayacağını anlayıp topluma konuşmalar yapmaya başlıyor. Ardından okullar bombalanıyor ve kız çocuklarının okula gitmesi yasaklanıyor. Hükümet artık duruma el koymaya karar verdiğinde insanlar evlerinden çıkıp gidiyor ve savaş başlıyor. Malala da artık sessiz kalamayacağını anlıyor. Bir takma adın ardına sığınmak da istemiyor ve kameralar karşısına çıkıp olanları anlatmaya başlıyor.
 
11-12 yaşında olanları dünyaya duyurmaya çalışan Malala, 13-14 yaşlarında Taliban’a kafa tutuyor. Kızların eğitim hakkını savunuyor. ‘Erkeklerle eşit olmalıyız’ diyor. Vee 2012 yılının 9 Ekim’inde okuldan eve dönerken başından ve boynundan vuruluyor. İki arkadaşı daha bu sırada yaralanıyor. 15 Ekim’de Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait özel bir hava ambulansıyla İngiltere’ye götürülüyor. Aylarca yoğun bakım ve terapinin ardından yaşama tutunuyor.
 
Malala, çok cesur ve çalışkan olmasının yanı sıra çok da pozitif. Yaşananlara kızmıyor. Tek düşündüğü bir şeyleri değiştirerek insanlığa fayda sağlama... 2014 yılında Nobel Barış ödülüne layık görülen Malala, şu an İngiltere’de yaşıyor. Fakat en kısa sürede Pakistan’ı tekrar görmek istiyor. Giderse vurulacağını biliyor. Hergün tehdit mesajları alıyor.
 
  *Malala ne kadar cesur olsa da babasının yaşananlardaki etkisi, kızına desteği her saniye hissediliyor. Kızına ‘ruh ikizim’ diyor.