Gazetevatan.com » Yazarlar » İntikam peşinde bir baba

İntikam peşinde bir baba

22 Ocak 2016 Cuma


Leonardo DiCaprio, ‘The Revenant’da (Diriliş) hem insanlarla hem doğayla mücadele eden Hugh Glass rolünü canlandırmıyor, adeta yaşıyor. Ayıyla dövüşüyor, insanlarla savaşıyor, aç ve yaralı bir şekilde dondurucu soğukta intikam peşinde koşuyor. Ve bunların hepsini neredeyse hiç konuşmadan yaparak oyunculuk dersi veriyor.       

 

Michael Punke’nın gerçek bir olaya dayandırdığı ‘The Revenant: A Novel Of Revenge’ adlı kitabından, dahi yönetmen Alejandro G. Iñárritu tarafından beyazperdeye uyarlanan ‘The Revenant’ (Diriliş) yer yer inandırıcılığını yitirse de kült yapımlar listesinde kendine yer bulacağı kesin. Ancak önemli bir uyarım var: Filme başlamadan önce sıkı sıkı giyinin!

Western ve macera türündeki film, ‘Hollywoodzadeler’ arasında yer alıyor. Vizyona girmeden kısa süre önce Oscar jürisine gönderilen zarfların ele geçirilmesiyle internetteki indirme (Torent) sitelerinde yayınlandı. Açık konuşmak gerekirse eğer gerçekten filmin hakkını vererek, keyif alarak izlemek istiyorsanız bi zahmet sinemada yerinizi ayırtın. Öyle güzel bir doğa manzarası ile başbaşa kalıyorsunuz ki filmde, bunu bilgisayar başında heba etmeyin derim. Fakat soğuğa da hazır olun. Görüntüler karşısında içinizin titreyeceği kesin.   

İntikam ateşiyle ısınıyor

Hugh Glass, bir kürk avlayıcısı. Bölgeyi en iyi tanıyan tuzakçı. Ekibiyle ve oğluyla (Hawk) birlikte 6 ay boyunca avladıkları kürkleri artık eve götürmeye hazırlandıkları günlerde yerli Kızıldereliler’in saldırısına uğruyorlar. Bölgedeki tek tehlike Kızıldereliler de değil. Fransız birlikleri de her an saldırıya hazır halde etrafta dolaşıyor ve kürk arıyor. Kızıldereli saldırısından kurtulan 10 kişi nehirde kıstırılacaklarını anlayıp (Hugh sayesinde) dağlardan dolaşarak merkezlerine ulaşmaya çalışıyor. Tam bu sırada bir boz ayı saldırısına uğrayan Hugh, büyük bir mücadele veriyor. Ölüm ile yaşam arasında gidip geliyor. Ekip bir süre arkadaşlarını taşımaya çalışsa da en sonunda pes edip onu yanında oğlu ve iki kişiyle ölüme terkediyorlar. Kalanların görevi; Hugh ölünce onu gömmek ve yola devam etmek. Ancak günler geçip Hugh hala ölmeyince John Fitzgerald (Tom Hardy) daha fazla dayanamıyor ve Hawk’ı öldürüp Hugh’u da ölüme terkedip yola çıkıyor. İntikam ateşi ile ısınan Hugh, sırf bunun için her şeyi göze alarak yaşama tutunuyor. Ve tahmin etmekte zorlanacağınız bir hayatta kalma savaşı başlıyor.  

- Öncelikle, 5 kez Oscar’a aday olan DiCaprio, eğer Oscar’ı bu film ile alırsa hem sevinirim hem üzülürüm. ‘The Wolf of Wall Street’ filminde uyuşturucudan yerde kıvrandığı sahne bile Oscar’lıkken bunu sadece geç gelmiş bir ödül olarak görürüm.

- İnsan ister istemez birbirine çok yakın zamanda vizyona giren, ikisi de ‘kar’ ve ‘kan’ ikilisini barındıran ‘The Hateful Eight’ ve ‘The Revenant’ı karşılaştırmadan edemiyor. İkisi de geniş açı manzaralarıyla mükemmel. Ancak The Hateful Eight tek mekanda sıkmadan 3 saat sizi ekran başına kitleyebiliyor ve resmen bulmaca çözdürüyorken The Revenant, tek bir olay üzerinde, çok az diyalogla dağ taş gezdiriyor. Bazı sahneler gereksiz uzunluk veriyor. The Hateful Eight’te inandırıcılığınızı sarsan hiçbir durum yokken, The Revenant’ta başına ne gelirse gelsin ölmeyen çizgi film karakteri izliyor hissine kapılıyorsunuz. Bu konuda biraz daha insaflı davranılabilirdi. ‘O kadar da değil’ dedirtmeye gerek yoktu bence.

Örnek vermek gerekirse; ayının saldırmasından sonra bile Hugh’un yaşaması imkansızdı. O darbeler hayatta kalınacak darbeler değildi.

- Beni çok etkileyen ve doğumu simgeleyen iki sahne vardı ki ağzım açık izledim desem yeridir. Adına yakışır bir şekilde gerçekten Hugh’un dirildiğini hissettim. Fakat aynı hissi Hugh ve Hawk arasındaki baba-oğul ilişkisinde hissedemedim. Olayın temelini oluşturan ve bir intikam meselesi haline gelen bu ilişki daha duygusal olmalıydı. Ona inanmadan diğerlerine inanmak zordu.

- Çok çok sevdiğim filmler arasında yer alan ‘Birdman’in de yönetmenliğini yapan Alejandro G. Iñárritu’nun, Birdman’de olduğu kadar olmasa da yine hareketli kamera tekniğini kullanması, izleyicinin olayın içinde bir hayalet gibi dolaşmasını sağlıyor. Tek bir yönden bakıp tiyatro gibi izlemiyorsunuz olanları. Yaşıyorsunuz. Bu hissi gerçekten seviyorum!

- Sağlam bir hayran kitlesi bulunan Tom Hardy, zamanında kafa derisi Kızıldereliler tarafından yüzülmüş, para ve yiyecek için yaşayan kötü adam rolünü çok iyi sırtlıyor. Yardımcı erkek rolünün hakkını gerçekten veriyor.