Gazetevatan.com » Yazarlar » 8 kötü adam bir araya gelirse...

8 kötü adam bir araya gelirse...

08 Ocak 2016 Cuma


 
Tarantino’nun, ‘başına gelmeyen kalmadık’ filmi ‘The Hateful Eight’ nihayet bugün Türkiye’de vizyona giriyor. Öncelikle senaryosu sızdırılan, ardından filmin kendisi internette indirme sitelerine düşen yapım, itiraf etmeliyim ki beklentilerimin çok çok üzerinde!
 
Samuel L. Jackson, Kurt Russell, Jennifer Jason Leigh, Walton Goggins, Demian Bichir, Tim Roth, Michael Madsen ve Bruce Dern’in rol aldığı filmin yapım aşaması hiç de kolay olmadı. Filmin senaristi ve yönetmeni Quentin Tarantino, ilk kez 2013 yılında bir Western (Vahşi Batı kültüründe geçen filmler) filmi üzerinde çalıştığını açıkladı. Bir yıl sonra filmin adı ve senaryosu sızdırılınca, Tarantino filmi yapmaktan vazgeçti. Senaryoyu kitap olarak yayınladı. Ardından Los Angeles’daki United Artists Tiyatrosu’nda canlı senaryo okuması düzenledi ve filmi yapacağını, iki farklı son hazırladığını açıkladı. Çekimler, 2014 yılının Aralık ayında, Colorado yakınlarında hava -30 dereceyken başladı. 
 
Ancak aksilikler bir türlü bitmedi. Film vizyona girmeden hemen önce büyük bir skandal yaşandı. Tahminlere göre, birçok Hollywood yapımının başına geldiği gibi, Oscar jürisinin izlemesi için yollanan, içinde filmlerin DVD’si olan zarflar ele geçirildi. Filmin tamamı internetteki indirme (Torrent) sitelerine düştü ve sadece 24 saat içinde 1.5 milyona yakın kez indirildi. Bu kadarla da kalmadı! Geçtiğimiz Ekim ayında siyahlara eşit davranılmaması ve polis şiddetine karşı eyleme katılan Tarantino’nun filmi, birçok polis departmanı tarafından boykot etti. 
 
 
Sürprizlerle dolu 
 
Bunların hepsini birer nazar boncuğu olarak bir kenara bırakıp içeriğe bakarsak... Her bir anı fotoğraf karesi olarak sunulan görsel şölen olarak rahatlıkla adlandırabileceğimiz film; senaryosu, oyunculukları, müzikleri, diyalogları ve elbette sürpriz içerikleri ile doyumsuz bir izleme keyfi veriyor. Açık söyleyeyim, Christopher Nolan’ın Yıldızlararası’ndan beri bu kadar iyi oyunculuk ve bu kadar iyi yazılmış bir senaryo izlememiştim. 
 
Filmin konusu kısaca şöyle: Cellat John Ruth (Kurt Russell), yakaladığı kaçak Daisy Domergue’yi (Jennifer Jason Leigh) başına konan 10 bin $’lık ödülü almak için Kızıl Kayalar’a götürmeye çalışır. Yolda, ödül avcılığı için kaçakları öldüren, eski Binbaşı Marguis Warren (Samuel L. Jackson) ve kasabanın şerifi olduğunu iddia eden Chris Mannix (Walton Goggins) ile karşılaşır. Yaklaşan tipide donmamaları için (mecburen) arabaya alır. Tipi gelene kadar Kızıl Kayalar’a varamayacaklarını anlayan yolcular, yolda Minnie’nin tuhafiyesine sığınırlar. Burada karşılaştıkları yaşlı bir adam, kovboy ve cellat ile akla hayale gelmeyen olaylar zinciri yaşanır. 
 
Kadro, Tarantino’nun filmlerinde görmeye çok alışık olduğumuz isimlerden oluşuyor ve 24 saat içerisinde yaşanan olaylar, eğer yolu saymazsak tek mekanda geçiyor. Ancak olaylar zincirine kendinizi o kadar kaptırıyorsunuz ki sıkılmanın s’sini yaşamıyorsunuz.
 
 
Samuel Jackson etkisi
 
Oyunculuk konusuna gelirsek… Samuel L. Jackson’ın bu yıl ‘En İyi Erkek Oyuncu’ Oscar’ına aday olacağı kesin gibi görünüyor. Müthiş bir kendini sevdirme ve nefret ettirme potansiyeli var. Tek bir göz veya el hareketi bile sizi kendine çekiyor. Filmin uzun bir kısmını tek başına sırtlıyor diyebiliriz. 
Oyunculuğuyla diğer ön plana çıkan isim ise onca erkeğin arasında hayatta kalmaya çalışan Jennifer Jason Leigh oluyor. Bazı sahnelerde yaptığı mimiklere inanamıyor insan.  
 
Filmin özel gösterimindeki versiyonu 187 dakika. Sinemalarda yer alan kısmı ise 20 dakika daha az. Kısa versiyonu konu için gayet yeterli. Tarantino’nun senaryoyu yazarken ve çekerken ne kadar zevk aldığı belli. Bol diyalog seven Tarantino, sanırım bir kısmını atmaya kıyamadığı için bu şekilde iki versiyon ortaya çıkarmış. 
 
Diğer bir konu ise filmin müzikleri… Filmin dönemine ve yapısına oldukça uyan müzikler, daha önce de birçok kez Tarantino ile çalışan, bir daha onunla çalışmayacağını açıklayan, ancak bu projeye ‘hayır’ diyemeyen Ennio Morricone’ya ait. Bence çok iyi bir karar olmuş. Dümdüz bir görüntüde dahi müziklerin etkisiyle gerilimi iliklerinize kadar hissediyorsunuz.