Gazetevatan.com » Yazarlar » Hiçbir şey imkansız değil

Hiçbir şey imkansız değil

04 Aralık 2015 Cuma


 

İster ‘yetenek’ deyin ister ‘çalışmanın zaferi’… 3 kez ‘Dünyanın En İyi Futbolcusu’ seçilen Cristiano Ronaldo’nun (CR7) hayatı bir başarı hikayesi. ‘Hiçbir şey imkansız değil’ ve ‘Kazanmak’ kelimelerine odaklanan bir adamın yaşamı…

Çekimleri 14 ay süren ‘Ronaldo’ belgeselinin DVD’si dün çıktı. Bir son dakika kararı olmaz ise maalesef ki yapım Türkiye’de vizyona girmeyecek.

Messi mi, Ronaldo mu?

Belgesel, Ronaldo’nun 2008 yılında Ballon d’Or (Dünyanın En İyi Futbolcusu) ödülünü kazandıktan sonra 4 yıl üst üste Messi’nin kazandığını görmenin ne kadar acı verdiği itirafıyla başlıyor. Tek amacı kazanmak olan biri için yıkım sebebi olan bu durum Ronaldo’yu daha da hırslandırıyor.

Portekiz’deki Madeira adasında doğan Ronaldo, futbola babasının malzemecilik yaptığı Andorinha’da başlıyor. Kendini göstermesiyle Sporting Lizbon’da oynamaya başlaması uzun sürmüyor. 12 yaşında ilk defa ailesinden ayrılıyor. 16 yaşındayken efsane menajer Jorge Mendes ile tanışıyor. 18 yaşında Mancester United takımına rekor bir fiyatla transfer oluyor. 12.500.000 £... Mancester United’da istediği başarıları elde ettikten sonra olduğu yer dar geliyor. Farklı bir lig, farklı bir futbol istiyor. Artık bir adım ileri gitmenin zamanı geliyor. Vee 2009 yılı… Real Madrid yılları başlıyor. 90 bin kişinin doldurduğu stadyum, karşılama için Ronaldo’yu bekliyor. Konuşmasında, “Real Madrid’de oynamak çocukluk hayalimdi” diyerek kalabalığı kendinden geçiriyor. Ancak, 10. Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırmak isteyen bir takıma giderek kendini büyük bir baskı altına da atmış olduğunu bilmenin stresini yaşıyor. Ne var ki onun yaşamasını, futbol oynayabilmesini sağlayan da tam olarak bu: Baskı! O bunu seviyor! “Bir unvan seçecek olsaydım ‘Şampiyonlar Ligi Şampiyonu’nu seçerdim” diyecek kadar da hedefini yüksek tutuyor.

Hayaller gerçek oluyor

24 Mayıs 2014… Atletico Madrid-Real Madrid Şampiyonlar Ligi final maçı. Sonuç: 4-1 Real Madrid kazanıyor. Ligde 17 gol atarak şampiyonluğun en büyük mimarlarından biri de Ronaldo oluyor.

Belgeselde; Ronaldo’nun annesi, babası, ağabeyi ve menajeri için ayrı ayrı bölümler oluşturulmuş. Ronaldo’nun büyük aşkı İrina Shayk’ın adı sadece bir kez geçiyor. Oğlu için ayrı bir bölüm olsa da neredeyse belgeselin her anında görünmesi sağlanmış. Erken yaşta bir erkek babası olmak ve kendi yerine oğlunu yetiştirmek isteyen ‘baba Ronaldo’yu bu sahnelerde tam olarak görebiliyoruz. Oğlu ile kahvaltı ediyor, okula bırakıyor, başka babalar ile sohbet ediyor… Benim gibi Ronaldo’nun ne kadar soğuk duruşlu biri olduğunu düşünenler için de ön yargıları yıkacak sahneler var. Bir ara Rihanna şarkısı söylüyor, annesiyle konuşabilmek için telefon sinyali arıyor… 

- Belgeselde Messi ile ilgili rekabete sıkça yer veriliyor. Ancak bunun iki tarafı da güçlendirdiği vurgulanarak gönülleri kazanıyor.

- Çekimler oldukça doğal. Bazen eve ya da arabaya yerleştirilen gizli kameralarla görüntü alındığını hissediyorsunuz. Bu da gerçek Ronaldo’yu görmek için daha iyi bir fırsat sunuyor.

- “Bilmediğimiz ne anlatıyor?” diye sorarsanız “Bildiklerimizin ve bir tık fazlasının 90 dakikalık bir özeti” cevabını verebilirim. Bu yüzden benim beklentilerimi karşılamadığını da açıkca belirtebilirim. Tam olarak çocukluğunu ya da takım içindeki durumunu öğrenemiyoruz. Futbolcu arkadaşlarına yer verilmemiş. Bununla ilgili “Ben yalnız bir adamım. Futbol çevresinden pek arkadaşım yok” açıklamasını yapsa da bana bu açıklama yetmiyor. En azından birkaç takım arkadaşına yer verilebilirdi.

- Tekrarlanan sahneler de ilgiyi düşürüyor.

Yine de favori futbolcularınızdan biri Ronaldo ise ya da biyografi, belgesel meraklısıysanız mutlaka arşivinizde bulunması gereken bir yapım.