Gazetevatan.com » Yazarlar » Elveda Katniss…

Elveda Katniss…

24 Kasım 2015 Salı


 
‘The Hunger Games’ (Açlık Oyunları), ‘Yeraltı Günlükleri’ serisinin yazarı Amerikalı Suzanne Collins’in 2008 yılında yayınladığı roman olarak hayatımıza girdi. Kitap, yayınlandığı yılın en iyi kitaplarından biri seçildi. Arada olumsuz eleştiriler olsa da genel olarak çok beğenildi. Böylesine bir hikayenin film olmasına karar verildi ve ilk film 2012 yılının Mart ayında izleyiciyle buluştu. İlk kitap ve film o kadar sevildi ki ikinci kitap ‘Ateşi Yakalamak’ 2009 yılında raflardaki yerini aldı. Filmi 2013 yılında vizyona girdi. Serinin üçüncü kitabı ‘Alaycı Kuş’ 2010 yılında yayınlanırken, filmin 1. bölümü 2014 yılında 2. bölümü ise geçtiğimiz Cuma günü vizyona girdi.
 
 
Ayrılmak kolay 
 
Collins, savaşa realty şovu ekleyerek bilim kurgu, dram ve aksiyon türündeki bu yapımla bir döneme damgasını vurdu. Alaycı Kuş’un serinin son kitabı olmasının duyurulmasıyla Katniss’e ‘Elveda’ demek hiç kolay olmadı. Öyle ki Katniss karakterini canlandıran ve bu karakterle dünyada büyük bir üne kavuşan Jennifer Lawrence de geçtiğimiz günlerde yapılan filmin son galasında Katniss karakterinden ayrılmaya henüz hazır olmadığını söyledi. 4 yıldır canlandırdığı karakterle bir bağ kurduğunu anlattı. Ne diyelim… Duygular karşılıklı!
 
Öldürmek tek çare
 
Seride kurgusal Panem ülkesindeki iki farklı yaşamı izliyoruz. 12 mıntıkaya ayrılmış ülkede, mıntıkalardaki halk açlık ve sefaletle boğuşurken başkenttekiler zenginlik ve refah içinde yaşıyor. 12 mıntıkanın her birinden her yıl 12-18 yaşlarındaki bir kız ve bir erkek başkentin başkanı Snow tarafından yönetilen ‘Açlık Oyunları’ için seçiliyor. Açlık Oyunları’nın kazananı 1 yıl boyunca mıntıkasına yiyecek kazandırıyor. Fakat bunun için oyunlarda diğer mıntıkadan gelen gençleri tek tek öldürmek zorunda kalıyor. 
 
İlk filmde, 12. mıntıkadan Katniss, kız kardeşinin yerine oyunlara katılmaya gönüllü oluyor. Katniss’in oyunlardaki davranışları başkentin otoritesini sarstığı için Başkan Snow bu durumdan rahatsız oluyor ve uydurma bir kuralla bir sonraki yıl oyunlara tekrar çağırılıyor. Ancak Katniss, kolay lokma olmadığını ikinci oyunda da kanıtlıyor. Yapacağını yapıp halkın ayaklanmasına cesaret veriyor. İkinci filmin sonunda isyanın temelleri atılıyor. Son film Alaycı Kuş’un ilk bölümünde planlar yapılıyor ve karşılıklı kılıçlar kuşanılıyor. Tanıtım filmlerinin, göstermelik video’ların bir halkın üzerinde ne kadar etkili olduğunu bu bölümde görüyoruz. İkinci bölümde, yani serinin finalinde artık beklenen savaş gelip çatıyor. 
 
Katniss’in bu savaşta tek amacı var: Başkan Snow’u öldürüp bu adaletsizliğe bir son vermek. Gençlerin, eğlence uğruna öldürülmesini engellemek. Savaş, özgürlük savaşı! Bu yolda gözünü bile kırpmadan her türlü tehlikeye atılmaya hazır Katniss ve artık özgürlükten başka bir şey düşünemeyen isyancılar başkente saldırmaya başlıyor. Ve kaçınılmaz son: Açlık Oyunları bütün ülkeyi sarıyor.
 
Aşk üçgeni
 
Katniss’in yanında bu sırada birlikte büyüdüğü, oyunlara katılmadan önceki sevgilisi Gale, aynı mıntıkadan olup oyunlar sırasında yakınlaştığı Peeta ve bir grup isyancı var. Güzel kızımız bir taraftan savaşırken bir taraftan da iki erkeğin sevgisi arasında kalıyor. Ancak bu durum da onun hedefe kilitlenmesini engellemiyor. 
 
Final tatmin ediyor mu?
 
- Final genel olarak bekleneni veriyor. Şaşırtmıyor. 
 
- Yönetmen Francis Lawrence’in başarısıyla görüntüler izleyeni yormuyor. Oldukça kalabalık sahneler gayet akıcı bir şekilde kendini izlettiriyor. 
 
-Alaycı Kuş Bölüm 1’de uzun uzun izlediğimiz savaşa hazırlık aşamalarının Bölüm 2’de de devam etmesi heyecanı biraz kırıyor.
 
- Katniss’in isyancılar tarafından sadece bir simge (Alaycı Kuş) olarak kullanılma çabaları günümüz kahramanlarını sorgulamamıza neden oluyor. Acaba izlediğimiz her şey sahte mi?
 
- Katniss’in yaşadıkları karşısında eski isyankarlığından uzaklaşması karakter dönüşümü açısından doğru olsa da insan inanmak istemiyor.
 
- Müziksiz bir devrim düşünülemezken finalde isyanın melodisi ‘The Hanging Tree’ye bile neredeyse hiç yer verilmemesi en büyük hayal kırıklığı oluyor.
 
Ne olursa olsun bütüne bakmak gerektiği için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki ‘The Hunger Games’ unutulmayacaklar ve her daim izlenebilecekler listesine çoookktaann girdi. Gerçek hayattaki açlık oyunlarında hepimize başarılar.