Gazetevatan.com » Yazarlar » Hindistan işi Gulyabani

Hindistan işi Gulyabani

31 Ağustos 2018 Cuma


Netflix’in gizli bir sorgu merkezinde yaşananların anlatıldığı Hint yapımı korku türündeki dizisi ‘Ghoul’, 3 bölümde yayınlanan bir film gibi. Yapımın çekildiği mekan korku unsurları açısından merak uyandırıcı ama dizinin geneli bunu zirveye taşıyamıyor

Netflix, yerel yapımları bünyesine kazandırma konusunda oldukça iddialı bir şekilde ilerliyor. 100’ü aşkın yapım çoktan hazırlandı bile. Avrupa’nın yanı sıra ilk defa Ortadoğu ve Afrika’dan da yapımlar bu yıl Netflix çatısı altında kendine yer buldu. Şirketin sloganı da fena değil: “Menşeine değil, hikayesine bak”. Her zaman söylediğim şey, aslolan hikayedir. Oyunculuklar belki çok iyi olmayabilir, belki iyi yönetilmeyebilir ama hikaye sizi bir yerden yakalarsa yapımın başarısız olduğunu söyleyemeyiz.
 
Netflix de farklı topraklardaki, kültürlerdeki konuları tüm dünyaya açıyor. 
 
Bu hafta Hint yapımı korku dizisi ‘Ghoul’ da bu anlayışla seyirciyle buluştu. Burada ilginç olan Hindistan deyince akla ilk olarak korku yapımı gelmez. Rengarenk kıyafetler, danslar ve hem eğlendiren hem hüzünlendiren, mesajını da eksik etmeyen yapımlar gelir. Bu konuda ters köşe yapan Netflix, korku dizisi seçimi ile beni şaşırttı. 
 
3 bölümden oluşan dizi, bir askeri sorgulama uzmanı olan Nida Rahim’in (Radhika Apte) gizli bir gözaltı merkezinde göreve atanmasını ve sonrasında yaşananları anlatıyor. Rahim, müslüman ve ülkesine sıkı sıkıya bağlı bir asker. Henüz açılış sahnelerinde profesör olan babasının öğrencilerine müfredat dışı bilgiler öğrettiğini öğrenince onu şikayet ediyor. Babasını resmen terörist yerine koyuyor. Gözü kara...
 
Said, Nida’ya  emanet
 
Nida’nın özellikle bu gizli merkeze atanmasının bir nedeni var. Teröristlerin başı Ali Said yakalanıyor ve sorgusunu Nida’nın yapması isteniyor. Fakat bırakın sorguyu yapmayı, bütün merkezde Ali Said geldikten sonra hayatta kalma mücadelesi başlıyor. Doğaüstü güçlerin etkisiyle ortalık savaş alanına dönüyor. Mr. Robot izleyenler iyi bilir. Hacker kahramanımız kötü insanların sırlarını ortaya çıkarıyordu ilk zamanlar, sonra işler büyüdükçe büyüyordu. Ali Said’in hedefinde de kötülük yapmış, birilerine zarar vermiş insanlar var. Bu sırada ana hedef de Nida’yı bazı gerçeklerle yüzleştirmek. Devlet sistemine karşı bolca mesajlı.
 
Başrol Radhika Apte, Netflix’in kısa süre önce yayınlanan suç ve gerilim türündeki dizisi ‘Sacred Games’in de başrolünde. Açıkçası oyunculuğunu hiç beğenmedim. Ortalık yıkılıyor, o gayet sakin bir tavırda ezberlenmiş sözleri sıralıyor. Ve neden aynı yerde üst üste yayınlanan 2 dizide de aynı kişi oynar? İlginç. 
 
Film formatında
 
Patrick Graham’ın yazıp yönettiği dizi ayrıca bence bir dizi de değil. İzleyince tüm bir filmin belirli yerlerden bölündüğü hissini yaşarsınız. Bölümlere uygun bir giriş- gelişme- sonuç kısmı yok. Başlangıçta gösterilen açılış sahnesi kafaları karıştırıyor. Zaten korku dense de yapım tam bir korku da değil. İlk bölüm gayet sessiz sedasızdı. 2’nci bölüm “Hadi bir şeyler olacak galiba” derken, 3’üncü bölümde mantık hatalarıyla beraber bir final yaptı. 
 
Görüntü yönetmeninin tüm çabası, karanlıklar içinde enfes görüntüler sunmasına rağmen yönetmenlik onu desteklemeyince o konuda da bir etki göremedim. Yani büyük umutlarla başladığım dizide beklediğimi bulamadım. Deneysel bir çalışma gibi duran yapımın en güzel taraflarından biri çekildiği mekandı. Tam bir online oyun mekanı.