Gazetevatan.com » Yazarlar » Asıl ölüm unutulunca olur

Asıl ölüm unutulunca olur

15 Haziran 2018 Cuma


2 Oscar ödüllü Coco, bir kez daha vizyona giriyor. Tam da Babalar Günü’nde bir baba, kızı ve torununun hikayesini anlatıyor. Müzik eşliğinde, asıl ölümün seni kimse hatırlamadığında yaşandığını söylüyor

2018 Oscar Ödülleri’nde ‘En İyi Animasyon Filmi’ ve ‘Remember Me’ ile ‘En İyi Özgün Şarkı’ ödülünü kazanan Coco, Ocak ayındaki ilk gösterim sonrası bugün tekrar vizyona giriyor. Her animasyonun kaderi olan ‘çocuk filmi’ olarak görülmesi Coco’nun da başına gelse de film bunun altından başarıyla kalkıyor.

Film, birkaç kuşaktır ayakkabıcılık ile uğraşan, müziği yasaklayan Meksikalı ailenin küçük oğlu Miguel’in yaşadıklarını anlatıyor. Miguel’in hayali, idolü Ernesto de la Cruz gibi büyük bir müzisyen olmak. Bir film düşünün ki henüz izlerken ölüm hakkındaki hisleriniz değişiyor, korkularınız azalıyor. Tam ‘Amann konu klişeymiş’ derken ters köşe yapıyor.

Beni hatırla

Meksika’da ‘Ölüler Günü’ olarak ölülerin anıldığı günde düzenlenen yarışmaya katılarak yeteneğini kanıtlamak isteyen Miguel, köpeği Dante ile birlikte kendini bir şekilde Ölüler Şehri’ne geçmiş olarak buluyor. Asıl dünyada yakınları tarafından hala hatırlanan ve fotoğrafları asılan ölüler, iki dünya arasındaki çiçek yaprakları ile süslenmiş yol üzerinden yürüyerek yakınlarının yanına geçebiliyor ve bu anma gecesini ailesiyle geçirebiliyor. Ölüler Şehri’nde büyük büyük annesi, akrabaları, Hector, Ernesto de la Cruz ve hatta Frida Kahlo ile tanışan Miguel, kendini hiç tahmin etmediği bir hikayenin içinde buluyor. Cruz ile tanışabilmek için Hector’dan yardım alan Miguel, aynı zamanda ailesinin nesillerdir neden müziği yasakladığının gizemini de çözüyor.

Hayatta en önemli şeyin aile ve aile bağları olduğunun vurgulandığı yapım, fotoğrafları yaşayanlar tarafından sunağa konulmayanların diğer dünyada ikinci kez öldüğünü buna da ‘Nihai ölüm’ denildiğini söylüyor. Açıkçası ölüm ve unutulmak hiç bu kadar güzel işlenmemişti. Müzikleriyle birlikte zamanın nasıl geçtiğinin anlaşılmadığı film, Babalar Günü yaklaşırken harika bir baba, kız ve torun hikayesi sunuyor. Erkekleri de ağlatan film olması cabasıyken Pixar için de asıl ruhuna dönüşü niteliyor.   

Filmde Sandra Bullock (Debbie Ocean), Cate Blanchett (Lou), Anne Hathaway (Daphne Kluger), Mindy Kaling (Amita), Sarah Paulson (Tammy), Awkwafina (Constance), Rihanna (Nine Ball) ve Helena Bonham Carter (Rose Weil) rol alıyor.

Soygun mu, şov mu?

Bugün vizyona giren diğer filmimiz ise ‘Ocean’s 8’. 2001 yılında yayımlanan ilk film ‘Ocean’s 11’de erkekler ön plandaydı. George Clooney’den Brad Pitt’e, Matt Damon’dan Julia Roberts ile Casey Affleck’e kadar Hollywood’un en şöhretli oyuncuları oynuyordu. Soygun konusunun işlendiği yapımın 2004 ve 2007’de devam filmleri çekildi. Ancak ilk filmin başarısını yakalayamadı. Vizyona giren 4. film, başrolüne 8 kadını yerleştiriyor. Spin-off olan yapımda yan karakterlerin hikayeleri anlatıldığı için diğer filmlerden farklı konuya sahip. Sandra Bullock’un canladırdığı Debbie Ocean karakteri serinin ana karakteri Danny Ocean’ın kardeşi. Hırsızlık mesleğini devam ettiriyor. Plan her yıl Metropolitan Müzesi’nin düzenlediği Met Gala adındaki defile sırasında 150 milyon $’lık pırlanta gerdanlığı çalmak. 

Senaryosu daha ayrıntılı düşünülse, kadınların çekiciliği ve kıyafetleri değil de asıl olaya önem verilse serideki en başarılı yapımlardan biri olurdu. Ancak film, müthiş kadrosuna rağmen eğlendirmenin üzerine çıkamıyor.