Gazetevatan.com » Yazarlar » Çocuk gözünden Amerikan rüyası

Çocuk gözünden Amerikan rüyası

23 Şubat 2018 Cuma


Zengin ve gösterişin arka sokaklarını, günü kurtarmaya çalışarak hayatta kalmaya çalışanları bir belgesel izlettirir gibi anlatan yönetmen ve senarist Sean Baker, yine yapacağını yapıyor. Florida Sosyal Konutları’nı, 6 yaşındaki Moonee ve arkadaşlarının gözünden anlatarak Amerikan Rüyası’na darbeyi vuruyor

 

Bir fotoğrafçı, her gün binlerce turistin akınına uğrayan mekanların hemen yan taraflarındaki karışık, çirkin görüntüleri fotoğraflamıştı. Çöp yığınlarından tutun da turistlere musallat olan satıcılara ya da farklı eğlenceler vaat edenlere kadar... 

‘The Florida Project’, rüyaları gerçek kılan Disneyland’in hemen yanında Florida Sosyal Konutları’nda kalan fakir insanların hayatlarını çocukları üzerinden anlatan, ‘Amerikan Rüyası’nı yıkan bir film. 2015’te telefon ile çektiği, hayat kadını olarak çalışan trans bireyleri yansıttığı ‘Tangerina’ filmi ile adını duyuran yönetmen ve senarist Sean Baker, kendi şahaserini yaratmayı başarıyor. Film, adeta bir belgesel şeklinde ilerliyor. Bir odalı motel tarzındaki konutlar, ‘marjinal’ olarak nitelendirilen, genelde toplumun görmek, duymak istemediği kişilerin yaşam sürdüğü bir yer. Halley (Bria Vinaite) ve 6 yaşındaki kızı Moonee de onlardan sadece biri. Halley, çok genç yaşta anne olmuş. Daha önce neler yaşadığını, nasıl bu kadar yalnız kaldığını bilmiyoruz. Kızıyla birlikte günü kurtardığı bir hayatı var. Parfüm satarak ya da başka işlerle kirasını ödeyecek kadar para kazanıyor. Ertesi günü o gün geldiğinde düşünüyor. Bazen lüks otellerin açık büfesine sızarak karınlarını doyuruyorlar bazen de komşularının çalıştığı yerden gizlice verdikleri yiyeceklerle.

Büyümüş de küçülmüş

Film, bunca fakirliğin içinde kendi dünyalarını yaratan Moonee ve onun arkadaşları üzerinden anlatılıyor. Moonee’yi canlandıran Brooklyn Prince’in oyunculuğu bugüne kadar izlediğim en doğal oyunculuk. Arkadaşlarıyla birlikte yaptıkları yaramazlıklar aslında onların kendilerini kanıtlama ve eğlenme yöntemleri. İlk dakikalarda çocukların yaptıkları, çıkardıkları sesler rahatsızlık verse de kısa sürede onların dünyasına alışıyorsunuz. Her biri büyümüş de küçülmüş gibi. Büyükleri resmen parmaklarında oynatıyorlar. Kendi çocukluğunuzu, yaptıklarınızı hatırlatıyorlar. Buldukları herhangi bir eşyayı yaratıcı bir şekilde oyuncak olarak kullanmaları, karınlarını doyurmak için yaptıkları, birbirlerine sahip çıkmaları... ‘Çocukluk güzel şey’ dedirtiyor bir kez daha ve 2 saat boyunca sıkılmadan izlemenizi sağlıyor. Moonee, bize çocukların tüm olaylara ve durumlara karşı ne kadar güçlü kalabileceğini de kanıtlıyor. Fakirliğin en dip seviyede yaşandığı yer, çocukların eğlence parkı olabiliyor.

 

Baker, film boyunca izleyiciyi drama boğmaktan kaçınıyor. Böylece olayın gerçekliği daha etkili oluyor. Konutların sert ama bir o kadar da duyarlı yöneticisi Bobby’yi canlandıran Willem Dafoe’nin de kadroda olması bazen çocukların yaramazlıklarıyla yorduğu izleyiciye nefes aldırıyor. Dafoe, bu rolüyle Oscar Ödülleri’nde ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ dalında aday.

Görüntü yönetmeninin büyülü bir atmosfer yarattığı filmde renk cümbüşü yaşanıyor. Özellikle gün batarken şahane görseller sunuyor.