Gazetevatan.com » Yazarlar » Eylemler konuşuyor!

Eylemler konuşuyor!

02 Şubat 2018 Cuma


Kızının faili meçhul cinayetini aydınlatmak için zekice bir yola başvuran annenin hikayesinin anlatıldığı ‘Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri’, 2018 Oscar Ödülleri’nde 6 dalda 7 adaylığa sahip. Karakterlerin eylemleriyle konuştuğu film, birden fazla Oscar’ı kazanacak senaryoya ve oyunculuğa sahip 

17 yaşındaki kızı tecavüze uğrayıp yakılarak öldürülen bir anne ne yapar? Sanırım böyle bir annenin neler yapabileceği hakkında düşünebileceğimiz her şey eksik kalır. ‘Brüj’da’ ve ‘Yedi Psikopat’ filmleriyle tanınan Oscar ödüllü Martin McDonagh’ın 3’üncü uzun metraj yapımı ‘Three Billboards Outside Ebbing, Missouri’ (Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri) başlangıç dakikalarında kendinden nefret ettiren ancak ilerleyen dakikarda bu nefreti aşka dönüştüren bir film. 

 

Filmde, kızı öldürüldükten sonra kolluk kuvvetlerinin katili bulmak için hiçbir şey yapmadığını düşünen Mildred Hayes (Oscar ödüllü Frances McDormand), zekice bir plan yapıyor. Drinkwater Yolu üzerindeki 3 reklam panosuna kasabanın saygı duyulan ve kanser nedeniyle ölümü bekleyen polis şefi William Willoughby’i (Oscar adayı Woody Harrelson) hedef alan afişler astırıyor. Willoughby’i suçlayıcı yazılar haliyle kasabalının pek de hoşuna gitmiyor. İşin içine Hayes’in eski kocası, Willoughby’nin özellikle siyahilere şiddet eğilimi olan yardımcısı Dixon (Sam Rockwell) ve kasaba halkı da girince işler iyice karışıyor. Hayes ve kasabanın kolluk kuvvetleri arasındaki savaş başlıyor.

Hayes, duygularını kenara bırakalı uzun zaman olmuş, öfkeli ve yaptığı işte kararlı. Hiçbir şeyin onu yolundan çevirebilmesi mümkün değil. Hayes, bu afişler sayesinde televizyona çıkıp derdini anlatabiliyor ve herkesin unuttuğu/unutmak istediği olaya tekrar dikkat çekmeyi başarıyor. Hayes’a göre, yerel polis departmanı gerçek suçluları bulmak yerine siyahilere işkenceyle meşgul oluyor. Onların kafalarını asıl işlerine döndürmek, ancak böyle bir yolla mümkün.

 

Bu yıl 6 dalda aday olduğu Altın Küre’de ödüllerin 4’ünü almayı başaran yapım, Oscar’da ‘En İyi Film’, ‘En İyi Kadın Oyuncu’, ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’da iki adaylık, ‘En İyi Film Müziği’, ‘En İyi Özgün Senaryo’ ve ‘En İyi Film Kurgusu’ olarak tam 6 dalda yarışıyor.

McDonagh etkisi

Filmde gerilim arttıkça bölünmeler, öfkeler ve ahlak hesapları da ele alınıyor. Karakterler sözlerden çok eylemleriyle konuşuyorlar.   

 

McDonagh’ın bugüne kadar yazdığı en trajik hikaye olan film; kayıplar, haksızlıklar, acı çekmeler ve umutsuzlukları mizahla yumuşatarak anlatmayı başarıyor.  Kara komedi türündeki yapım; bazı izleyiciler için aşırı kasvetli gelse de herkesin içindeki iyi ve kötü yanları göstermesi açısından bana umut verdi diyebilirim. Bazen her şeyi göze alıp yıkıcı olmak istediğiniz anlarda bile bir tarafınız sizi durdurabilir. Yeri gelir size en büyük kötülükleri yapmış biriyle oturup bir kahve bile içebilirsiniz veya meyve suyunuzu onunla paylaşabilirsiniz. 

Güçlü karakterlerin doğal bir oyunculukla ekrana yansıtılması, kasvetli havasına rağmen dikkati canlı tutması ve konunun derinliği McDonagh’ın son yılların en iyi yazar ve yönetmenlerinden biri olduğunu kanıtlıyor.