Gazetevatan.com » Yazarlar » Bir Datça hikayesi

Bir Datça hikayesi

22 Temmuz 2017 Cumartesi


Yaz tatiline henüz çıkamamış olabilirsiniz... Hatta çıkmak için henüz bir planınız bile olmayabilir. Endişe edecek hiçbir şey yok. Sokaklarında şarkı söyleyerek dolaşan mutlu insanların yaşadığı, hayvanlarının insanlardan korkmadığı, keçi sütünden yapılan dondurmalar ve bal ile bademin lezzetiyle doğa harikası Datça, keşfedilmeyi bekliyor

Muğla’nın ilçelerinden Datça, Bodrum ve Marmaris’in popülerliği yanında tüm ihtişamına rağmen mütevaziliğini korumaya devam ediyor. Kamp da yapabileceğiniz koyları, begonvil çiçekleri arasından yürüyeceğiniz buram buram tarih kokan eski Datça sokakları, neredeyse dibindeki her bir kum tanesini sayabileceğiniz denizi, ilçeye özel lezzetleri ve bence en önemlisi sakinliği ile tatil listelerimizin ilk sırasına yerleşmeye aday.

Tesadüf eseri gittiğim Datça’da kendimi bir anda emlakçıların satılık ev ilanlarına bakarken buldum. Daha sonra öğrendim ki bu bana özel bir durum değilmiş. Gelenlerin bir çoğu, yerleşme planı yapıyormuş. Yerleşenler de çoktan kendini Datçalı olarak tanıtmaya başlamış. Peki ama neden?

Mekanım Datça olsun…

- Öncelikle Datça; Bodrum, Marmaris, Alanya gibi ünlü tatil beldeleri kadar iyi bir doğaya sahip olmasına rağmen kalabalık arasında boğulmayacağınız bir yer. Otelde, plajda, restoranda hatta sokaklarda bile sakinlik hakim. İnsanların sokaklarda şarkılar mırıldanarak dolaşmasına şaşırmamak gerek.

- “Bir semtin sokak hayvanları sizden kaçmıyorsa orada yaşayın; çünkü komşularınız güzel insanlardır” demiş Goethe. Datça’da bunun canlı örneğini görmek mümkün.

- İlçenin bademi ve balı meşhur. Her yerde bal ve bademden yapılmış ürünler görebilirsiniz. Bademli kahve, bademli dondurma, ballı sabun vs... Kokusu bile iştah açıyor.

- Sanki başka bir evrene geçiyormuşsunuz hissi yaratan Eski Datça sokaklarına sahip. Arnavut kaldırımlı sokaklarda tarihi evler ve begonvil çiçekleri arasında zamanda yolculuk yapmak mümkün. Rengarenk süslenmiş kafelerinde oturup çay, kahve içmek terapi etkili.

- Can Yücel’in Eski Datça’da yaşadığı evini görmeden dönmek de olmaz. “Mekanım Datça olsun” diyen ünlü şairin evi müze olmadığı için sadece kapısı etrafında dolanabilsek de Eski Datça sokaklarında onun neden orayı o kadar sevdiğini anlayabiliyoruz.

- Eski Datça’da yerel halkın elleriyle yaptığı hediyelik eşyalardan almadan da dönmeyin. O kadar güzel nakışlı ev süsleri, defterleri var ki... Üstelik de oldukça uygun fiyata.  

- Her bir köşesi ayrı fotoğraf karesi gibi. Sosyal medyanızı renklendirmek için bundan iyi fırsat bulunamaz .

- Bir gününüzü tekne gezisine ayırıp Palamutbükü, Ovabükü, Hayıtbükü, Kargı ve tabii ki Akvaryum Koyu’nu gezebilirsiniz. Haa Diyivin Tour’un Necmi Kaptan’ı ile giderseniz sohbetin de tadını çıkarabilirsiniz.

- Kumsal Koyu’ndaki Maradona’nın yerinde balık, mezeler ve ambiyans ile kendinizden geçebilirsiniz. ‘Neden Maradona diye sorarsanız... Mekanın sahibi Akif Bey, kendi deyimiyle “Organik Datçalı”, futbol dünyasının efsanesi Maradona’ya gençliğinde ikizi kadar benziyormuş. Maradona aşağı Maradona yukarı sohbetleri artınca 1990’da açtığı mekana bu yüzden ‘Maradona’ ismini vermiş.

- Keçi sütünden yapılan dondurmalar da ayrı bir lezzete sahip. Benim gibi karadut sevenlerdenseniz akşam sahilde yürüyüş yaparken bir yandan da karadutlu dondurma keyfi yapabilirsiniz. 

 
Memleket aşkına

Deniz, sokaklar önemli ama en önemlisi kaldığınız otel. Ben Datça gezimde tavsiye üzerine Uslu Otel Royal Yachting’de kaldım. Tamamen ‘kafa dinleme’ amacıyla gittiğim tatilimde amacıma ulaşmamı sağladılar. Otelin ilginç bir de girişimcilik hikayesi var. Otelin sahibi ve genel müdürü Yiğit Uslu, henüz 28 yaşında. Datçalı. Ailesine ait apartta geçmiş çocukluğu. Bütün o yıllarda otel işletmeciliği ve gelen misafirlerle nasıl ilgilenilmesi gerektiği üzerine kafa yormuş. Oxford’a okumaya gittiğinde bile harçlıklarıyla merak ettiği otellerde gidip kalmış. Amaç tatil değil, araştırma. Gördüğü, beğendiği her şeyi üç yıl önce babasından devraldığı oteli yenilerken hayata geçirmiş. Gerçekten efsane bir yer yaratmış. Yiğit Bey, yurt dışında kalıp ülke ülke dolaşacak imkana sahipken Datça’ya dönüp ilçeyi herkese anlatmayı ve gelenleri rahat ettirmeyi seçmiş. Doğduğu, büyüdüğü yeri kalkındırmak için var gücüyle çalışıyor. 

Otelde şaşıracağınız uygulamalar var. Mesela kahvaltı 24 saat veriliyor. “Aman kahvaltıyı kaçıracağız” derdiniz olmuyor. Otelin tasarımı Yiğit Bey’in iç mimar eşi Cansu Hanım’a ait. Cansu Hanım o kadar ferahlatıcı tercihler yapmış ki daha otele girer girmez nefes aldığınızı hissediyorsunuz. Otelin çalışanları ise ayrı bir yazı konusu. Hayatımda hiç bu kadar disiplinli ve bir o kadar istekli çalışan bir ekip görmemiştim. Özellikle ‘otelin gülen yüzü’ Türkan Hanım ile tanışmadan dönmeyin. Her sorununuzda yanı başınızda. Türkan Hanım’ın hazırladığı detoks içecekleri de tatmadan dönmeyin.