Gazetevatan.com » Yazarlar » Doğanın intikamı

Doğanın intikamı

14 Temmuz 2017 Cuma


‘Maymunlar Cehennemi: Savaş’, “Özgürlük için, aile için, dünya için” sloganıyla seriyi noktalıyor. Filmde bir türlü barış sağlayamayan zeki maymunlar ile insanlar arasında yaşanan savaş karşısında doğa, tüm mucizesiyle hangi safta yer aldığını gözler önüne seriyor

Fransız yazar Pierre Boulle’nin 1963 yılında yazdığı ‘Maymunlar Gezegeni’ (La Planete Des Singes) romanı, sinemada adını efsaneler arasına yazdıran bilim kurgu serisi ‘Maymunlar Cehennemi’ne ilham kaynağı oldu. Kitap, 1968 yılında ‘Maymunlar Cehennemi’ (Planet of the Apes) adıyla beyazperdeye uyarlandı. 

Maymunlara resmen bakış açımızı değiştiren, derinlerde onlara karşı bir korku yaratan yapım, daha sonra hem diziye hem de çizgi diziye uyarlandı.

Orijinal serinin beş filmden oluştuğu yapımın yeni serisinin üçüncü filmi, ‘Maymunlar Cehennemi : Savaş’ (War for the Planet of the Apes) “Özgürlük için, Aile için, Dünya için” sloganıyla bugün vizyona girdi.

İkinci serinin ilk filmi ‘Maymunlar Cehennemi : Başlangıç’ (Rise of the Planet of The Apes) 2011 yılında vizyona girmiş, hikayenin başlangıcını ele almıştı. Alzeimer hastası babası için çözüm arayan bilim insanı Will Rodman’ın (James Franco), maymunların genetiği ile nasıl oynadığı anlatılıyordu. Maymunların lideri Ceaser’ın (Andy Serkis) gelişiminin de anlatıldığı film, hikayeye oldukça duygusal yaklaşıyordu. 2014 yılında yayınlanan ‘Maymunlar Cehennemi: Şafak Vakti’ (Dawn of the Planet of the Apes), gerçeğe en yakın maymun görüntüsünün yer almasıyla, izleyenler üzerinde büyük etki yaratmıştı. İnsanlar ve maymunlar arasında sağlanan barışı korumanın ne kadar zor olduğunun altını çiziyordu.

Gönüller maymunlarla

Merakla beklenen serinin finali ‘Maymunlar Cehennemi: Savaş’, adından da anlaşılacağı üzere zeki maymunlar ve insanlar arasında barışın bir türlü sağlanamayacağını ve beklenen savaşın geldiğini haber veriyor.  Yönetmen koltuğunda Matt Reeves oturuyor.

Filmin açılışında, Ceaser ve kalan az sayıdaki maymunun ormana sığındığını, ancak maymunların kökünü kazımak isteyen Albay’ın emrindeki bir grup asker tarafından takip edilerek yok edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Ceaser insanlarla savaşmak istemiyor. Sırf bu yüzden yakaladıkları askerleri öldürmeyerek Albay’a mesaj olarak yolluyor. Bu barışçıl yaklaşıma karşı Albay, maymunların yaşadığı yere girip Ceaser’a yapılabilecek en büyük kötülüklerden birini yapıyor. Halkını yeni bir yaşam yeri bulmaları için çöle doğru yollayan Ceaser, intikam için Albay’ın peşine düşüyor. O, Albay’ı bulduğunda Albay’ın da onun halkını bulduğunu ve tutsak ettiğini görüyor. Ceaser bir yandan intikamını almak isterken diğer yandan halkını da kurtarmak zorunda kalıyor.  

Maymunlar Cehennemi, sadece görsel efektlerden, havalı karakterlerden oluşan bir yapım değil. Amacı sadece macera sunmak da değil. Aile ilişkilerini, duyguları, mücadeleyi, yaşam hakkını, dini, bilim adamlarının keyfine göre deneyler yapmasının sonuçlarını, dostluğu, sadık kalmayı ve barışın zorluğu gibi birçok konuyu işlemesi ile sinema dünyasında önemli bir yere sahip.  

Serinin finali de duygusal açıdan oldukça kuvvetli fakat bir o kadar da acımasız. Savaşın kötülükleri, takıntılı olmanın tehlikesi, intikam zehri, aile bağları, dostluk ve fedakarlık ön planda. Bu film için söylenebilecek en önemli şey sanırım artık tamamen maymunlardan yana olduğumuz. İnsanların kendi yaptıkları sonucunda doğaya ne kadar zarar verdiğini görüyoruz. İnsanlığın yok olmasına sevinecek hale geliyoruz. Fakat doğa, hafife almaya gelmez. Ne yapar eder o da intikamını alır.

Filmde, bazı maymunların korkudan insanlara hizmet etmesi gerçekten üzüyor. Maymunlara kötü davranan insanlar, onlara ‘eşek’ adını takıyor.

Maymunların, Nova’yı (Amiah Miller) yanlarına almaları, oldukça etkileyici. Kendilerine o kadar zarar veren bir ırkın çocuğuna zarar vermek istemiyorlar. Savaşın arasında Nova’nın masumiyetini görmek duygusallaştırıyor. Ve savaşlardan en büyük zararı yine çocuklar görüyor.