Gazetevatan.com » Yazarlar » Savaş Tanrısı Ares’in savaş isyanı

Savaş Tanrısı Ares’in savaş isyanı

02 Haziran 2017 Cuma


Gal Gadot’un ‘Wonder Woman’ı canlandırdığı ‘Wonder’ filmi, süper kahramanımızın geçmişine ışık tutuyor. Savaş Tanrısı Ares’in savaşları çıkarmakla suçladığı insanların yanında yer alan Wonder Woman, ilk kez aşk duygusunu da tadıyor  

Wonder Woman, geçtiğimiz mart ayında seyirciyle buluşan ‘Batman v Superman: Adaletin Şafağı’ filminde kısa bir rol üstlenmişti. O filmde sinyalleri verilen, DC evreninde kötülerle savaşmak için kurulacak ‘Adalet Birliği’ (Batman, Superman, Aquaman ve Flash) içinde yer alacak olan süper kahraman Wonder Woman’ın (Amazonların prensesi Diana) hikayesinin anlatıldığı ‘Wonder’ filmi vizyona girdi.

Filmin yönetmenliğini ‘Monster’ filminden ve ‘The Killing’ dizisinden hatırladığımız Patty Jenkins üstleniyor. Film, DC evrenindeki bir süper kahramanın tek başına yer aldığı ilk yapım olma özelliğini de taşıyor.

Cennet adadan gerçek dünyaya

Filmin konusuna gelince... Adaletin Şafağı filminde Batman / Bruce Wayne, Wonder Woman’ın eski bir fotoğrafını bulmuş ve geçmişini merak etmişti. Wayne, dünyayı kurtarmaya çalışmadığı, yani Wonder Woman olmadığı zamanlarda Paris’teki Louvre Müzesi’nde çalışan Diana’ya fotoğrafı yolluyor ve hikayeyi dinlemek için sabırsızlandığını belirten bir not iliştiriyor. Fotoğrafla birlikte anılara dalan Diana ile tüm hikayeyi biz de öğreniyoruz.

Zeus tarafından cennet gibi bir adada Savaş Tanrısı Ares’ten korunan Amazonların prensesi olan Diana, annesinin tüm çabasına ve engellemelerine rağmen savaş eğitimi alıyor. Pilot Steve Trevor’ın (Chris Pine) (Star Trek’in Kaptan Kirk’ü) Alman askerlerden kaçarken adaya düşmesiyle Diana, ilk kez bir erkekle tanışmış oluyor. Steve’in dünyada büyük bir savaş olduğunu, 27 ülkeden milyonlarca insanın öldüğünü açıklaması üzerine Diana dayanamıyor ve Steve ile birlikte korunaklı adasından çıkmaya karar veriyor. Amacı, Almanya’daki savaş cephelerine gidip Savaş Tanrısı Ares’i öldürüp tüm dünyadaki savaşların sonunu getirmek. Burada Yunan mitolojisi ile yetişen Diana ve Steve’in gerçek dünyası birbirine karışıyor. Diana, gerçek dünyadaki olayları anlamakta zorlanıyor.

Yolculuk ile kendi güçlerini de keşfeden, insanlarla birlikte savaşan Diana, aynı zamanda ilk defa aşk duygusunu da yaşıyor. Güzeller güzeli Gadot’un karşısındaki Pine, bu anlarda hem oyunculuğu hem de yakışıklılığıyla kendini ezdirmemeyi başarıyor.

Kadınların gücü adına

William Moulton Marston’ın yarattığı Wonder Woman karakterinin filminin senaryosunu Allan Heinberg yazdı. Derli toplu ve tüm soruların cevaplandırıldığı senaryonun beyazperdeye aktarılması da oldukça başarılı. Filmin başından sonuna mesajı hiç değişmiyor. Tüm savaşların sorumlusu olarak gösterilen Savaş Tanrısı Ares, aslında suçlunun insanlar olduğunu, dünyayı onların nefretinin ve bitmek bilmeyen isteklerinin mahvettiğini söylüyor. Diana’yı da kendi tarafında yer almaya, dünyayı insanlardan temizleyerek daha yaşanılabilir bir dünya yaratmaya davet ediyor. Ne yalan söyleyeyim ‘Hadi dünyayı ele geçirelim’ için iyi bir bahane :)

Filmde, adını efsaneler arasına yazdıran ‘Game of Thrones’ dizisinin görüntü yönetmeni Matthew Jensen ve müziklerin bestecisi Rupert Gregson-Williams harika bir iş çıkarmış. Ancak aynı şeyi efektler için söyleyemeyeceğim. İnanılmaz sayıda kişinin efekt ekibinde çalıştığı filmde bazı dövüş sahneleri animasyon filminden hallice...

Süre olarak 10-15 dakika daha kısa olsa izleme keyfini arttıracak film, 120 milyon dolara mal oldu. Eminim fazlasıyla bu masrafını çıkartacak olan filmde, erkek egemen süper kahraman dünyasında bir kadını izlemek mutluluk verici. 

Film, Lübnan’da yasaklanmak isteniyor. Nedeni ise Gal Godot’un İsrailli olması ve 3 yıl önceki Gazze - İsrail savaşında Hamas’ı eleştiren açıklamalar yapması. Aynı zamanda Gadot, 2005-2007 yılları arasında İsrail ordusunda askerlik yaptı.