Gazetevatan.com » Yazarlar » David’in intikamı

David’in intikamı

12 Mayıs 2017 Cuma


Alien (Yaratık) serisinin son filmi ‘Alien: Covenant’ bugün vizyona giriyor. Serinin başlangıcına dair soruları cevaplandıran yapım, sentetik David ve Walter’ın savaşına da yer veriyor. İki karakteri de canlandıran Michael Fassbender etkileyici bir oyunculuk sergiliyor

1979 yılında usta yönetmen Ridley Scott tarafından çekilen ilk film ‘Alien’, bilimkurgu ve korku filmlerinin temellerinden biri olarak kabul ediliyor. Ridley’in ilk filminden sonra James Cameron ‘Yaratıklar’ (1986), David Fincher ‘Yaratık 3’ (1992) ve Jean-Pierre Jeunet ‘Yaratık: Diriliş’ (1997) filmlerini çekerek seriyi devam ettirdi. Ve Ridley, 2012’de tekrar serinin başına geçerek Alien’in geçmişini anlatan Prometheus’u çekti. Olayların başlangıcını üç filmle anlatacağını açıklayan Ridley’in ilk filmi Prometheus serinin hayranlarını aksiyon ve hikaye bakımından pek memnun etmedi.

Yeni dünya arayışı

Başlangıcı anlatan ikinci film ‘Alien: Covenant’, yaşamın kökenini irdeleyen bir konuşma ile açılıyor. Sentetik David (Michael Fassbender) ile yaratıcısı arasında geçen konuşmayla David’in kendi yaratıcısını, haliyle insanlığı küçümsediğini anlayabiliyoruz. Bu da filmimizdeki olaylar zincirinin temelini oluşturuyor.

İki binin üzerinde uyutulmuş insan ve yüzlerce embriyo ile uzun bir uzay yolculuğuna çıkan Covenant mürettebatı, insan yaşamına olanak sağlayan Origae-6 gezegenine ulaşmaya çalışıyor. Bir uzay fırtınası sırasında geminin şarj yelkenleri zarar görünce Kaptan Branson (James Franco) ve birkaç kişi daha çıkan patlama sırasında ölüyor. İkinci kaptan Oram (Billy Crudup) kaptanlığı devralıyor. Eskiden din adamı olan Oram’ın inançlı biri olması vurgulanırken filmin geri kalanında bu konuyla ilgili bir gelişme yaşanmıyor.

Ve Alien doğuyor

Çarpışma sırasında alınan bir sinyali izleyen mürettebat yedi yıl sonra varacakları Origae-6’dan çok daha yaşanabilir bir gezegeni keşfediyor. Tekrar kapsüllere girerek yıllarca uyumak istemedikleri için de gezegene inmeye karar veriyorlar. Bir grup gezegene inip keşif yapmaya başladığında ortaya çok ilginç sahneler çıkıyor. Mesela henüz gezegendeki deniz görünümündeki sıvının nasıl bir bileşene sahip olduğunu, oksijenin insan vücudu için nasıl bir tepkime yaratacağını düşünmeyen bilim insanlarının rahat tavırlarını izliyoruz. Her gördüklerini elleyen bu keşif ekibinin üzerinde gayet yaşadığımız dünyada yürüyüş yaparken giyilecek kıyafetler var. Böyle bir filmde çok daha ayrıntılara dikkat edilmesini beklerdim açıkçası.

Zaten mürettebatın başına bir şeyler gelmesi de uzun sürmüyor. Ne olduğunu anlamadan iki kişi rahatsızlanıyor. Kısa süre sonra onların vücutlarını bir rahim gibi kullanarak doğumunu sağlayan bir yaratık ortaya çıkıyor. Cennet bekledikleri gezegenin cehenneme dönüşmesiyle tam da ne yapacaklarını bilemedikleri anda Prometheus görevinden tek sağ kalan sentetik David ile karşılaşıyorlar. Bu durum, iki karakteri de canlandıran Fassbender için oldukça iyi bir fırsat sunuyor. Fassbender, intikam duyguları kuvvetli David’i de onun geliştirilmiş, daha duygu ve fikirlerden arındırılmış yeni versiyonu Walter’ı da çok başarılı bir şekilde canlandırıyor. Üstelik iki karakter de sentetik oldukları için poker face (duyguların yüzde belli olmaması, mimiksizlik) bir yüze sahipler. Özellikle Fassbender’ın tek başına oynadığı flüt öğretme sahnesi, filmin en iyi sahnesi olmaya aday.

Kadınların gücü

Katherine Waterston’ın canlandırdığı Daniels karakterinin o kadar narin durmasına rağmen yaptıkları şaşırtıyor. Serinin diğer filmlerinde savaşçı kişiliğiyle hayatta kalmayı başararak gönülleri fetheden Sigourney Weaver’in hayat verdiği Ripley’in boşluğu Daniels ile dolduruluyor.

Hollywood’da artık olmazsa olmaz unsurlardan ‘gay bir çift’e yer verme geleneği bu filmde de var. Herkesin merak ettiği Doktor Elizabeth Shaw’ın akıbeti ise filmde kuşku bırakmayacak şekilde veriliyor.

Yönetmen Ridley, Covenant ile birçokları için hayal kırıklığı yaratan Prometheus’dan sonra serinin hayranlarını daha memnun eden bir aksiyon sunuyor. Birçok soruyu cevaplandırıyor ve finaline kadar ilgiyi ayakta tutmayı başarıyor.