Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘İnsanat’ Bahçesi’nde umut yolculuğu

‘İnsanat’ Bahçesi’nde umut yolculuğu

31 Mart 2017 Cuma

The Zookeeper’s Wife (Umut Bahçesi), Zabinski ailesinin işlettiği hayvanat bahçesinin, Alman işgali sırasında nasıl ‘İnsanat’ bahçesine dönüştüğünü etkileyici bir şekilde anlatıyor


Film, 2. Dünya Savaşı sırasında Polonya’da Varşova Hayvanat Bahçesi’ni işleten, hayvanat bahçesinde yaşayıp tüm zamanını hayvanların daha iyi şartlarda yaşaması için geçiren Antonina (Jessica Chastain), kocası Dr. Jan (Johan Heldenbergh) ve çocukları Ryszard Zabinski’nin gerçek yaşam hikayesine dayanıyor. 1939 yılında ülke Almanlar tarafından işgal edilip, hayvanat bahçesi kapatılıyor. Yahudiler birer birer toplama kamplarına götürüldüğünde Zabinski ailesi hayatlarının kararını vermek zorunda kalıyor. Ya bu olaylara tamamen sessiz kalıp, hayvanat bahçesinin tüm sorumluluğunu zoolog Lutz Heck’e (Daniel Brühl) teslim edecek ve evlerinde savaşın bitmesini bekleyecekler ya da o güne kadar dost olarak yaşadıkları yüzlerce insanı kurtarmak için bir şeyler yapacaklardı. Zabinski ailesi zor olanı seçiyor!

Çift, hayvanat bahçesinin altındaki tünellerde ve ölen hayvanların kafeslerinde insanları saklamaya başlıyor. Dr. Jan direnişçilerin arasına katılıp Almanlara karşı savaşırken, Antonina ise zoolog Lutz’un evde yaşananları anlamaması için elinden geleni yapıyor. Her an ölümle burun buruna olan aile, daha fazla insanı kurtarmak için yıllarca çabalıyor.

Antonina’nın sırrı

Filmin yapım süreci ilginç. Diane Ackerman’ın yazdığı ‘The Zookeeper’s Wife’ adlı kitabı, 2007 yılında yapımcı Diane Miller Levin’in eşi, karısına hediye ediyor. Kitaptan çok etkilenen Levin, kitabı sinemaya uyarlamaya karar veriyor. Gerçek hayatları sinemaseverlere anlatmayı seven, ‘Balinanın Sırtında’ ve ‘Tek Başına’ gibi filmlerin yönetmeni Niki Caro tarafından yönetilen film, hayvanlardan bitkilere, insanlara, yani tüm canlılara değer verilen bir dünyanın savaş sırasında nasıl yerle bir edilmeye çalışıldığını anlatıyor.

Özellikle Antonina’nın kahramanlığına odaklanan yapım, bir kadının mecbur kaldığında neleri göze alabileceğini de çok iyi anlatıyor. Antonina, bir yandan ilgisini belli eden Lutz ile başa çıkmaya çalışırken diğer yandan evinde onlarca insanı saklamaya çalışıyor, her gün kocasının yolunu gözlüyor ve çocuğunu büyütüyor. Hepsini yaparken de tüm sakinliğini korumak zorunda kalıyor. Yaralı ve hırçın hayvanlarla nasıl ilgileneceğini bilen Antonina, insanları da bir şekilde idare etmesini başarıyor.

Etkileyici oyunculuklar

Tamamen gerçek hayvanların kullanıldığı çekimlerde, sadece hayvanları tehlikeye sokabilecek sahnelerde efekt kullanılması da şaşırtıcı. Filmi izlediğinizde gerçekten hayvanların da adeta birer oyuncu gibi yapmaları gerekenleri yaptıklarını göreceksiniz. Çekimlerin sırf bu açıdan bile ne kadar zor geçtiğini tahmin edebiliyorum ve takdir ediyorum.

Yapım, oyunculuk açısından oldukça etkileyici. İki kez Oscar ödülüne aday gösterilen, duru güzelliği ile Hollywood’un en güzel kadınları arasında yer alan Jessica Chastain, sıkışıp kaldığı duvarları izleyenlere de hissettiriyor. Johan Heldenbergh aşık bir baba ve bir direnişçi olarak duygulandırırken, Daniel Brühl ise yaptıklarıyla kendinden nefret ettirmeyi başarıyor.

124 dakikalık yapım, yer yer Yahudi oldukları için toplama kampına götürülürken oğluna esir kampının ve savaşın bir oyun olduğunu anlatarak korkmamasını sağlayan Guido’nun hikayesinin anlatıldığı ‘Hayat Güzeldir’ (1997) ve soykırım zamanında bin 100’den fazla Yahudinin hayatını kurtaran Nazi partisine üye Oscar Schindler’in gerçek hikayesinin anlatıldığı ‘Schindler’in Listesi’ (1993) filmlerini hatırlatıyor.

İzleyenleri ilk dakikasından itibaren etkisi altına alan filmi izlerken yanınızda mendil taşımanız şart. Oyunculukları, görselliği ile yılın en başarılı yapımlarından biri olan Umut Bahçesi, bir anlamda belgesel niteliği taşıyor.  Filmi izledikten sonra, hala faaliyette olan Varşova Hayvanat Bahçesi’ni de ziyaret etmek isteyebilirsiniz :)