Gazetevatan.com » Yazarlar » Hayallerin sihirli dünyası

Hayallerin sihirli dünyası

30 Aralık 2016 Cuma


Dünya prömiyerini 73. Venedik Film Festivali'nde yapan Aşıklar Şehri (La La Land), yılın en büyük Oscar favorilerinden. Ryan Gosling ve Emma Stone'un başrolünü üstlendiği müzikal-romantik türdeki filmde, bitmesini hiç istemememize neden olan bir sihir var 
 
Ryan Gosling (Sebastian), jazz müziğinin gereken değeri görmesi için çırpınan bir jazz piyanisti. Kendi mekanını açarak 'Ay ben jazz sevmem kiii' diyenlere jazz müziğini tanıtmayı, sevdirmeyi ve böylece ölmeye yüz tuttuğunu düşündüğü müziği kurtarmayı hayal ediyor.
Emma Stone (Mia) ise bir film platosu içerisindeki kahve dükkanında çalışarak geçimini sağlayan, ancak tüm zamanını seçmelere katılarak oyuncu olmaya adayan genç ve güzel bir kız. 
İkisinin de hayalleri çok büyük, tutkuları dizginlenemez durumda... Bu iki gencin tanışması ve aralarında bir bağ oluşması fazla uzun sürmüyor. Bir akşam Sebastian'ın parmaklarından dökülen notalar, Mia'nın büyülenmesine yetiyor. Birbirlerine destek olup hayallerinin peşinden gitme yolunda ısrarcı davranan ikili, gün geliyor hayalleri ve aşkları arasında seçim yapmak zorunda kalıyor.
Oscar ödüllü Whiplash'ın senarist ve yönetmeni Damien Chazelle'nin yine senaryosunu yazıp yönettiği film, kelimenin tam anlamıyla bir şahaser. Chazelle, henüz 31 yaşında, hırslı ve sinemaya olduğu kadar müziğe de büyük bir tutkuyla bağlı... Ondaki tutku, yarattığı karakterlerde de fazlasıyla var. Whiplash'de neyle karşı karşıya olduğumuzu hissettiren genç isim, La La Land ile bundan sonra olacaklar konusunda merakımızı artırıyor.        
 
Müzikale saygı duruşu
 
Aşıklar Şehri, Hollywood'un bir süredir pek de yüzüne bakmadığı müzikal türüne ilgiyi artırma amacı güdüyor. Klasik müzikal filmlerine birer birer saygı duruşunda dururken, bir yandan modern yapısıyla kendi alanında 'devrim' yapmayı da ihmal etmiyor. Ancak ne yaparsa yapsın sihrinden bir gram ödün vermiyor. Hani bitmesini hiç istemediğiniz anlar vardır... Bu filmin başladığı ilk andan itibaren bunu diliyorsunuz. Renk cümbüşü, danslar, müzikler, Gosling ve Stone'un inanılmaz uyumu arasında biraz daha biraz daha ekrana yanaşıyorsunuz. Bir süre sonra kendinizi piyanonun hemen dibinde müziğe kaptırmış buluyorsunuz. 
 
Sadece Whiplash ile 'En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu' ödülünü kazanan J. K. Simmons'un filmdeki bir dakikalık konuk oyunculuğu fazla kısa geldi. Filmin en sevdiğim özelliklerinden biri ise tüm aşka, hayallere, büyülü atmosfere rağmen gerçeklerden kopmamasıydı. İki aşığın seçimine göre geleceğin nasıl şekilleneceği bir masal gibi sunuldu önümüze. Ve evet, bu hikaye gerçek olsaydı büyük olasılıkla aynen bunlar yaşanacaktı.
 
Film, geçtiğimiz günlerde Washington Film Eleştirmenleri Birliği'nin (WAFCA) verdiği WAFCA Film Ödülleri'nde En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Özgün Senaryo, En İyi Yapım Tasarımı, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Kurgu, En İyi Beste ödüllerini kazandı. Her dalda uzun uzun konuşabilirdik eğer yerimiz buna yetseydi ama en kısa haliyle şunu söyleyebilirim ki benzer performansı Oscar ödüllerinde de bekliyorum. Şarkıları, görüntüleri, kostümleri ayrı ayrı büyüleyici.  
 
 
Daniel'in bürokrasi savaşı
 
Ken Loach’ın yönettiği, Dave Johns ve Hayley Squires'ın oynadığı 'Ben, Daniel Blake' (I, Daniel Blake) bu hafta Türkiye'de vizyona giriyor. Kalp geçirdikten sonra sosyal yardım alma konusunda bürokrasi engeline takılan marangoz Daniel Blake'in ve onun yardım etmeye çalıştığı Katie'nin hikayesinin anlatıldığı film 2016 Cannes Film Festivali'nde büyük ödül Altın Palmiye'yi kazandı. Mutlaka izlenmesi, hatta arşivlenmesi gereken filmlerden...