Gazetevatan.com » Yazarlar » Çevik ailesinin gücü

Çevik ailesinin gücü

09 Aralık 2016 Cuma

İsmini duyunca bile ister istemez gülmeye başladığımız Tolga Çevik’in, kızı Tuna ve oğlu Tan ile birlikte kamera karşısına geçtiği ‘Sen Benim Her Şeyimsin’ adlı komedi filmi, finalde vurucu darbesini yapıyor ve bolca güldürdükten sonra ağlatmayı başarıyor


Sedat (Tolga Çevik), babasının “Korku bir kurda benzer. Onu yenmek için tam gözünün içine bakacaksın” sözleriyle, birbirinden korkutucu olayların içine daldırıp çıkardığı bir çocukluk geçiriyor. Ancak erken yaşta babasını kaybediyor ve pek de babasının istediği gibi korkusuz biri olamıyor. Çapkın mı çapkın, hayatına girip çıkan kadınları bile hatırlamayan biri oluyor. Sahil kenarındaki Çıralı kasabasında günü birlik işlerle hayatını geçiriyor. Vee sürpriz... Bir gün kapı çalıyor ve “Bu senin kızın” deyip kucağına bir çocuk bırakılıyor. Çocuğun annesi Pınar (Melis Birkan), geldiği taksiye parasını verme bahanesiyle gidip ortadan yok oluyor.
 
Masal dünyasında bir baba-kız
 
Pınar’ı bulmak için İstanbul yollarına düşen Sedat, kızına aşık olmuş bir baba olarak onun geleceği ve eğitimi için korkulu rüyası İstanbul’da yaşamaya başlıyor. Tanıştığı Birol (Cengiz Bozkurt) sayesinde de filmlerde dublörlük yapıyor. Kızını dünyanın tüm kötülüklerinden korumak için masal dünyasında büyütüyor. Her hafta annesinden gelen (!) mektuplarla da ‘kahraman anne’ yaratıp kızının üzülmemesi için her şeyi göze alıyor. Filmde, Çevik’in canlandırdığı Sedat karakterinin çocukluğunu, Çevik’in kendi oğlu Tan, kızını ise kendi kızı Tuna oynuyor. Şunu söyleyebilirim ki çocukları da en az Tolga Çevik kadar yetenekli. Yanı sıra kamera önündeki rahatlıkları ve yaptıkları işi gerçekten severek yaptıkları acayip derecede izleyene yansıyor.
 
Yer yer animasyonların yer aldığı filmde, hareketlilik ve renk cümbüşü yaşanıyor. Olaylar hızlı bir şekilde ilerliyor ama baba kızın arasındaki rüya ilişki ayarında bir şekilde aktarılabiliyor.
 
Finali değiştiren karar
 
Okuduklarımız kadarıyla finalde değişiklik yapılmasında Tolga Çevik’in “Ben bu sahneyi kızımla çekemem” diyerek duygusal yaklaşımı etkili olmuş. Gördüğüm kadarıyla çok büyük bir değişiklik yok. Bu gerçekten duygusal bir karar ise şaşırırım açıkçası. Ancak amaç, bu filmin komedi unsurunun ağır basması ve insanları drama boğmamaksa evet bu bir tercihtir ve saygı duymaktan başka çaremiz yok. 
 
Filmin yönetmen koltuğunda ise ‘Atatürk’, ‘Topkapı Sarayı’, ‘Gelibolu’ gibi belgesellerde imzası bulunan, ardından ‘Devrim Arabaları’, ‘Kaybedenler Kulübü’ ve ‘Labirent’ gibi farklı türlerde de ne kadar başarılı olduğunu kanıtlayan Tolga Örnek oturuyor. Örnek gibi farklı türlerde eserler verenler beni hep heyecanlandırmıştır. Her adı geçtiğinde ‘Bu sefer nasıl bir şey olacak acaba?’ diye düşünmek sinema sektörünü de ayakta tutacak bir tutku yaratıyor.  Diğer bir konu ise filmin tanıtımı boyunca, “Tolga Çevik bir dublörü canlandırıyor. Kılıktan kılığa giriyor” diyerek bas bas bağırılmasıydı. Yapmayın! Bir iki kostüm harici öyle sürekli kılıktan kılığa girme durumu yok. Beklentileri farklı bir şekilde yükseltmek bence var olan işe zarar bile verebilir. İnsanlar o sahneleri beklerken asıl güzellikleri kaçırabilir.   
 
‘Sen Benim Her Şeyimsin’, 2013 yapımı ‘Instructions Not Included’ filmden birebir uyarlama. Açıkçası, ben iki filmi karşılaştırdığımda Çevik ailesinin oyunculuğunu ve uyumunu daha çok beğendiğimi söyleyebilirim.