Pes etmedim ve oyuncu oldum

Melis Güvenç (mguvenc@gazetevatan.com) |  20 Mayıs 2017 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 20 05 2017 - 2:30

19 yaşındaki Bahar Şahin eniştesi Ufuk Özkan’ı örnek alarak oyunculuğa başladığını ve Serenay Sarıkaya gibi bir oyuncu olmak istediğini söylüyor ve ”Onun gibi olursam ne mutlu bana” diyor.


Reytingleri çok iyi giden O Hayat Benim’i bırakarak başka bir diziye geçiş yapmak riskli değil miydi? Neydi sizi Lise Devriyesi’ne ikna eden şey?

‘O Hayat Benim’ ilk gözağrım olmasının dışında benim için uzun soluklu bir eğitim gibiydi. 4 yıl boyunca Ahu Sungur’dan eğitim aldım desem yeridir. Oya Bas¸ar, Sinan Albayrak ve Ceren Mora’yla aynı projeyi paylaşmak benim için büyük bir şanstı. Bu isimler sayesinde kendimi her geçen gün daha fazla geliştirdim ve böyle bir teklif geldiğinde ‘evet, hazırsın Bahar yapabilirsin’ diyerek kabul ettim. En önemlisi Lise Devriyesi bir TRT 1 yapımı…  
 
Hakkınızda internette pek fazla bir bilgi yok. Baştan başlayacak olursak,  kendinizi anlatır mısınız?  
 
4 Mayıs 1997 Ankara doğumluyum. 14 yaşında annem ve babam boşandıktan sonra İstanbul’a yerleşerek eğitim ve öğretim hayatıma burada devam ettim. Aşırı inatçı ve sabırsız biriyim. Aileme ve arkadaşlarıma fazla düşkünüm. Aşka gelince bu konuda çok fazla utangaçım. Hep platonik yaşarım. Kendimce okulumuzun tiyatro ekibine dahil oldum, okuduğum her kitaptan bir karakter seçip aynanın karşısında oynardım. Biraz daha büyüyünce Ankara Altındağ Gençlik Merkez’inde tiyatro ekibine dahil oldum. Sonra İstanbul’a geldik. Hala oyuncu olma isteğim devam ediyordu. Zaman geçtikçe önümde engeller oluşsa da hayallerim hızlıca büyüyor ve beni heyecanlandırıyordu. Arzuladığım şey çok zor ve sabır isteyen bir şeydi ve pes etmemem gerektiğinin farkındaydım uzun süre bekledim. Ailecek gittiğimiz bir akşam yemeğinde yapımcı Arzu Eğmir ile şans üzeri tanışmamız hayatımı değiştirdi. Arzu Eğmir beni Yönetmen Merve Girgin ile tanıştırdıktan sonra ‘O Hayat Benim’ kadrosuna dahil oldum. Arzu Abla’yı ve Merve Hocamı çok seviyorum elimden tuttukları için onlara minnettarım.
 
Bir dergiye gönderdiğiniz fotoğraflarınızla sanırım birinci oldunuz ve kapakta yer aldınız doğru mudur? 
 
Doğru. Pes etmek yerine ‘ne yaparsam dikkat çekerim?’ diye düşündüm hep. 
 
Oyunculukta sınır koymam
 
 
Lise Devriyesiyle yollarınız nasıl kesişti?  
 
Menajerim Abdullah Bulut’un yapımcımız Fatih Ömeroğlu ile beni tanıştırması ile yollarımız kesişti. Aksiyon ve romantik komediyi bir arada sunan bir işte oynamak keyifli.  
 
Hayaliniz nedir? 
 
Benim için oyuncu olmak oyunculuğa dair hedef koymaktan daha önemli bu yüzden yaptığım karakterin az ya da önemli olmasından değil canlandırıyor olabilmem önemli. Bu yüzden kendimi bir hedef de sınırlandırmıyorum 
 
 
Kim gibi bir oyuncu olmak istersiniz?
 
Serenay Sarıkaya gibi bir oyuncu olmak isterim. Hayranlıkla takip ettiğim ve imrendiğim bir oyuncu. Onun gibi genç yaşta başarıyı yakalayabilirsem ne mutlu bana.
 
Reytingleri çok iyi giden O Hayat Benim’i bırakarak başka bir diziye geçiş yapmak riskli değil miydi? Neydi sizi Lise Devriyesi’ne ikna eden şey?
 
‘O Hayat Benim’ ilk gözağrım olmasının dışında benim için uzun soluklu bir eğitim gibiydi. 4 yıl boyunca Ahu Sungur’dan eğitim aldım desem yeridir. Oya Bas¸ar, Sinan Albayrak ve Ceren Mora’yla aynı projeyi paylaşmak benim için büyük bir şanstı. Bu isimler sayesinde kendimi her geçen gün daha fazla geliştirdim ve böyle bir teklif geldiğinde ‘evet, hazırsın Bahar yapabilirsin’ diyerek kabul ettim. En önemlisi Lise Devriyesi bir TRT 1 yapımı…  
 
Hakkınızda internette pek fazla bir bilgi yok. Baştan başlayacak olursak,  kendinizi anlatır mısınız?  
 
4 Mayıs 1997 Ankara doğumluyum. 14 yaşında annem ve babam boşandıktan sonra İstanbul’a yerleşerek eğitim ve öğretim hayatıma burada devam ettim. Aşırı inatçı ve sabırsız biriyim. Aileme ve arkadaşlarıma fazla düşkünüm. Aşka gelince bu konuda çok fazla utangaçım. Hep platonik yaşarım. Kendimce okulumuzun tiyatro ekibine dahil oldum, okuduğum her kitaptan bir karakter seçip aynanın karşısında oynardım. Biraz daha büyüyünce Ankara Altındağ Gençlik Merkez’inde tiyatro ekibine dahil oldum. Sonra İstanbul’a geldik. Hala oyuncu olma isteğim devam ediyordu. Zaman geçtikçe önümde engeller oluşsa da hayallerim hızlıca büyüyor ve beni heyecanlandırıyordu. Arzuladığım şey çok zor ve sabır isteyen bir şeydi ve pes etmemem gerektiğinin farkındaydım uzun süre bekledim. Ailecek gittiğimiz bir akşam yemeğinde yapımcı Arzu Eğmir ile şans üzeri tanışmamız hayatımı değiştirdi. Arzu Eğmir beni Yönetmen Merve Girgin ile tanıştırdıktan sonra ‘O Hayat Benim’ kadrosuna dahil oldum. Arzu Abla’yı ve Merve Hocamı çok seviyorum elimden tuttukları için onlara minnettarım.
 
Bir dergiye gönderdiğiniz fotoğraflarınızla sanırım birinci oldunuz ve kapakta yer aldınız doğru mudur? 
 
Doğru. Pes etmek yerine ‘ne yaparsam dikkat çekerim?’ diye düşündüm hep. 
 
Kendime eniştemi örnek aldım
 
İlk ne zaman oyuncu olma hayali kurdunuz? Kim sizi bu yönde etkiledi? 
 
2008 yılın da teyzem, Ufuk Özkan ile hayatını birleştirdi. Eniştem küçüklük aşkım olmasının yanı sıra yaptığı meslek dikkatimi çekmişti. Onunla provalara gitmeye başladım. Bu süreçte çok eğlendiğini, mutlu olduğunu ve takdir edildiğini gördüm. Eniştem bana oyuncu olmanın şan ve şöhretten daha çok insanlar tarafında takdir edilip beğenilmenin daha önemli olduğunu öğretti. Meslek hayatımda onun gibi biri olursam ne mutlu… Teşekkürler eniştecim...