Parti kanalı mı, devlet kanalı mı?

NTVMSNBC/ Yasemin Arpa |  05 Haziran 2008 Perşembe - 18:23 | Son Güncelleme : 05 06 2008 - 18:23

Eski yöneticilerden hükümete ciddi uyarılar


TRT Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun’da değişiklik yapan tasarısı görüşmeleri, TBMM Genel Kurulu’nda tartışmalarla sürüyor. TRT’de her kademede çalışanlar ile sanatçılarının protesto ettiği, muhalefetin de karşı çıktığı tasarıyla, AK Parti’ye göre kurum yeniden yapılanıyor, karşı çıkanlara göre ise TRT “hükümetin borazanı” haline geliyor. NTVMSNBC'den Yasemin Arpa, kamuoyu gündemine, tasarıya son anda eklenen düzenlemeyle Kürtçe TV’ye vize vermesi nedeniyle gelen tasarıyı, kurumun eski yöneticilerine sordu.


Eski genel müdürlerden Cem Duna ve Yücel Yener, eski genel müdür yardımcılarından Nuri Çolakoğlu ile 1988’den beri TRT’de muhabir olarak çalışan ve TRT personelinin örgütlendiği KESK’e bağlı Haber-Sen Merkez Yürütme Kurulu üyesi olan Osman Köse, tasarıya ve iddialara ilişkin görüşlerini NTVMSNBC’ye açıkladılar.

Tasarıyla TRT’nin yapısında öngörülen değişiklikler ve iddialar şöyle:

EMEKLİ OLANA YÜZDE 30 FAZLA İKRAMİYE

TRT yönetiminde 2004 yılından bu yana değiştirilmeyen yönetici kadrosu kalmadı. İddiaya göre tasarının amacı, TRT’nin deneyimli yayıncılarını önce pasif hale getirip sonra yıldırma politikası ile tasfiye etmek.

Tasarıyla bazı daire başkanlıkları kaldırılıyor, birleştiriliyor, adı ya da yapısı değiştiriliyor. Bu dairelerde çalışanlar, yasa çıktıktan sonra üç ay içinde görevleri sona erdirilerek aynı derece/kademeli “araştırmacı” ünvanlı kadrolara atanacaklar.

Kanun çıkınca emeklilik hakkını kazananlar ile yıl sonuna kadar emeklilik hakkını kazanacak olanlar, 3 ay içinde emeklilik başvurusunda bulunurlarsa emekli ikramiyeleri yüzde 30 fazlasıyla ödenecek.

Yayın Denetleme Kurulu’nun adı “Yayın Denetleme ve Koordinasyon Kurulu” olarak değiştirildi. “Araştırmacı” kadrosuna atanacaklar arasına Yayın Denetleme Kurulu Üyeleri de eklendi. Böylece, Yayın Denetleme Kurulu üyeleri de tasfiye edilerek yerine kendi ideolojileri doğrultusunda “denetim” yapacak ve sorun çıkarmayacak kişiler atanacak.

TRT Yönetim Kurulu; genel müdür, Bakanlar Kurulu tarafından atanacak genel müdür yardımcıları arasından 2 üye ile elektronik veya kitle iletişim araçlarından 1; hukuk alanından 1; işletme, iktisat veya maliye alanlarından 1; satan veya kültür alanlarından 1 kişi olmak üzere seçilen ve atanan 4 üyeden oluşacak. Dışarıdan seçilen yönetim kurulu üyeleri, RTÜK tarafından her bir alandan teklif edilen 2 kat aday arasından Bakanlar Kurulu kararı ile atanacak. Genel müdür yardımcılarının atanmasında, 15 yıllık devlet memurluğu yapması şartı aranmayacak. Genel müdür yardımcısı, kamu kurum ve kuruluşlarında veya televizyon, radyo, haberleşme, bilgisayar, telekomünikasyon, elektronik, kitle iletişimi, hukuk, işletme, iktisat, maliye, ekonomi, sanat veya kültür alanlarında en az 12 yıl hizmeti bulunanlardan atanabilecek.

YÜKSEK MAAŞLA SÖZLEŞMELİ PERSONEL?

Kurumun 7 bölge müdürlüğü kapatılacak; taşra teşkilatı, Genel Müdürlüğe bağlı müdürlükler ve haber bürolarından oluşturulacak. Kurum, yurt dışında büro açabilecek, bu bürolarda personel çalıştırabilecek. Özel bilgi ve ihtisasından yararlanmak üzere en fazla 10 Genel Müdür Müşaviri istihdam edilebilecek.

Yayın, yapım, teknik ve bilişim hizmetlerini yürütmek ve 300’e kadar sözleşmeli personel alınabilecek. Bu personelin sözleşme usul ve esaslarıyla ücretleri, Yönetim Kurulu’nca belirlenecek; maaşlar 10.000 YTL’ye kadar çıkabilecek. Personelin KPSS’ye girmesi şartı aranmayacak; kurum içi sınav yapılacak.

TRT’nin iç işleyiş ve yayın faaliyetinde hayati önemde olduğu belirtilen Koordinasyon Kurulu ortadan kaldırılıyor.

TRT özerk olduğu halde, kurum personelinin özlük haklarına ilişkin düzenlemenin RTÜK’ün onayına sunulması Anayasa’ya aykırı olarak değerlendiriliyor.

Kurumun sağlıklı bir mali yapıya kavuşturulması amacıyla yasada değişiklik yapılacağı belirtilirken, 3093 sayılı TRT Gelirleri Kanunu ile ilgili herhangi bir değişiklik yapılmıyor.

GENEL MÜDÜR’ÜN MAAŞI 50 BİN YTL Mİ?

TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, aynı zamanda Türk Telekom AŞ Yönetim Kurulu’nda Başkanvekili olarak görev yapıyor. Yakın gelecekte Türk Telekom ve TRT işbirliği ile yayıncılık sektörüne yönelik ortak oluşum ya da çalışmaların gündeme gelmesi durumunda, TRT Genel Müdürü’nün masaya hangi şapkayla oturacağı tartışmalıdır. Bu durum TRT ve Türk Telekom lehine haksız rekabet yaratır.

CHP’li Muharrem İnce, dün basın toplantısı düzenleyerek TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’in maaşını gündeme getirdi. Şahin’in maaşının TRT’den 6 bin YTL, Telekom’dan da 8 bin YTL olarak açıklandığını hatırlatan İnce, konuyu araştırdıklarını, maaşın 50 bin YTL olduğunu öğrendiklerini ileri sürerek Şahin’in istifasını istedi.

Bu iddialar ve Kürtçe yayına vize düzenlemesine ilişkin, kurumun eski yöneticileri Cem Duna, Yücel Yener ve Nuri Çolakoğlu ile halen kurumda muhabir olarak görev yapan Haber-Sen yöneticisi Osman Köse; NTVMSNBC’ye şu değerlendirmeleri yaptılar:

CEM DUNA: İNANDIRICILIĞI BAĞIMSIZLIĞINA BAĞLI

TRT’de yapılması gereken şey TRT’yi belediye hoparlörü olmaktan çıkarmaktır. Çünkü TRT inandırıcılığı hâlâ çok yüksek olan bir kurum. Bu inandırıcılığın özerklik ve bağımsız mali birim ile desteklenmesi gerekir. TRT’nin özerkliğine siyasi müdahalelerin yapılmasını normal karşılamam. Çok değerli bir kuruluştur, kıymetini bilelim. Ve günlük hesaplara alet etmeyelim. Bana kalırsa yayınlar 600-700 kişiyle de yapılır. Mükemmel bir altyapısı olduğu için özel televizyonları da silkeler.

KÜRTÇE YAYIN YAPILACAKSA, TRT YAPMALI

TRT’nin Kürtçe ve benzeri dillerde yayın yapmasını gayet doğal karşılıyorum. Çünkü bunu TRT yapmazsa başka kanallar yapmaya kalkacak. Böylelikle çok daha dağınık ve tutarsız bir politikayla karşı karşıya kalmaktansa, hiç olmazsa TRT bunu belirli bir bilinç ve disiplin içinde yapacaktır. O bakımdan eğer Kürtçe yayın yapılacaksa bunu TRT’nin yapması en doğal süreçtir diye düşünüyorum.

YÜCEL YENER: KÜRTÇE YAYINI 2003’TE REDDETTİK

Yücel Yener, 18 Temmuz 1997'de TRT Genel Müdürlüğü'ne atandı. Dört yıllık görev süresinin dolmasından sonra RTÜK tarafından bir kez daha aday gösterilen Yener, ikinci görev süresi bitmeden 24 Mart 2003 tarihinde istifa ederek görevinden ayrıldı.

Benim gördüğüm kadarıyla yasanın amacı, kadrolaşmaya yönelik kurumda rehabilitasyon yapmak. Bir tanesi de Kürtçe, Arapça yayına imkan sağlamak. AKP hükümetinin ilk geldiği dönemde, 2003’ün başında ben genel müdürken, Hükümet’in böyle bir talebi oldu, biz bunu yönetim kurulu kararıyla reddettik. Ondan sonra yeni genel müdür zamanında bizim reddettiğimiz şey aynen geçti. Şimdi niye yasa çıkarıyorlar bilmiyorum. Çünkü TRT, göstermelik de olsa, kerhen de olsa, inanmasalar da Kürtçe yayın yapıyorlar. Zaten kimse seyretmiyor; yayın var mı yok mu kimse farkında değil.

ASLINDA ARAPÇA YAYIN İSTİYORLAR

Yeni yasa ile getirecekleri Kürtçe kanal da zaten bunun akıbetine uğrayacaktır. Avrupa Birliği istiyor diye yapıyorlar. Bana göre Hükümet esasında Arapça yayın istiyor. Çünkü bunların çoğu Arap kültürü ile yetiştikleri için, toplumda da Arap kültürünün benimsenmesi için Arapça’nın yanına Kürtçe yayını da “AB istiyor” diyerek ilave ettiler. Esas amaç bana göre TRT’nin Arapça bir yayın yapmasıdır. Kürtçe’yi de Arapça’nın yanında garnitür olarak düşünüyorlar galiba. Bugüne kadar gündeme gelmedi ama Kürtçe yayını kendi kitlesi de izlemiyor. Hükümetin amacı burada gerçekten Kürt kökenli vatandaşlara Kürt kültürüne bir hizmetse, bıraksınlar o zaman özel televizyonlar gibi Kürtçe yayın yapan bir televizyon kurulsun. RTÜK’ün denetiminde yayın yapsın. İdeal çözüm bu. TRT’de bu yayını yapamazlar zaten. 6 aydan önce yapamazlar. Öyle bir alt yapısı da, birikimi de yok TRT’nin.

KADROLAŞMAYA KILIF HAZIRLIYORLAR

Düzenlemenin ikinci amacı da, TRT’de kadrolaşmak. Bunlar TRT’yi kullanmaya geldiler, hizmet etmeye değil. Çünkü dışarıdan geldiler, TRT ile hiç ilgisi olmayan kadrolar. Dolayısıyla böyle bir yasal kılıf da hazırlıyorlar. Zaten bizim dönemimizde hazırladığımız yasa taslağında yeni bazı dairelerin kurulması vardı, ama bunlar öyle birtakım cinlikler yapmışlar ki, dairelerin isimlerinin önüne sonuna bazı kelimeler koyarak güya isimlerini değiştirmişler; oysa dairelerin işlevleri aynı. Dolayısıyla orada bir tasfiyeye gidecekler. Anayasa’nın 133. maddesine göre TRT özerk ve tarafsız bir kurumdur. Yani hükümetin, başbakanın değil, cumhurbaşkanının dahi TRT’nin yayınlarına müdahalesi dahi sözkonusu olamaz. Bu konuda zaten Anayasa Mahkemesi’nin kararı vardır. TRT, tamamen bugünkü hükümetin güdümünde, paralelinde aynı zihniyette yayın yapan bir “parti kanalı” haline geldi. Yasa çıktıktan sonra da iyice o hale gelecek sanıyorum. Dini konuları artık sadece din programlarında işlemiyorlar, şimdi kültür, eğitim, çocuk programları ve çizgi filmlerde de işliyorlar.

NURİ ÇOLAKOĞLU: İZLEYİCİ CEZASINI VERİR

TRT'ye metin yazarı olarak giren Nuri Çolakoğlu, Türkiye'nin Sesi radyosunun kuruluşunda görev aldı. Çolakoğlu, Cem Duna döneminde genel müdür yardımcısı olarak görev yaptı.

Yasa değişikliği kurumuş dalları budamak, yeni insanlara kapı açmak için yapılıyorsa doğrudur. TRT korkulduğu gibi belirli bir görüşü savunmak için belli insanlara ekmek kapısı haline getirilmek isteniyorsa, kamunun görevi TRT’yi izlemektir. Bugün izleyici bu tür kanalların cezasını veriyor. İzlenme oranları derhal çok aşağılara düşüyor. Bunu çok yaşadık biz. Yönetimi değişip aynı hızla izleyici kaybeden, tepeüstü çakılan çok kanal gördük. Eğer işini doğru düzgün yaparsa, biz bunu izleyici oranlarında göreceğiz, başarısız olursa aynı şekilde izleyici oranlarında göreceğiz. Yenilen pehlivan önce sahaya, sonra hakeme, sonra izleyiciye küfreder. Dönüp kendisine bakmaz. Aslında TRT’nin dönüp, “Biz nerede yanlış yapıyoruz, niye biz izlenmiyoruz?” ona bakması lâzım.

TÜM DİLLERDE YAYIN YAPMALI

Farklı dil ve lehçelerde yayın kararı çok geç kalmış bir karar. Türkiye’de konuşulan bütün dillerde TRT’nin yayın yapması gerektiğini düşünüyorum. Çoktan yapılması lazımdı. Aksi halde siz bu insanları Türkiye Cumhuriyeti devletine bağlayamazsınız, onlarla iletişim kuramazsınız, onlara mesajlarınızı veremezsiniz, onlara T.C vatandaşı olduklarını hissettiremezsiniz.

ARAPÇA KONUŞAN KAÇ KİŞİ VAR Kİ!

Yayınlarda dini konuların ağırlık kazandığını söyleyecek kadar TRT izleyicisi değilim. Eğer böyle birşey yapılıyor da dini programlar yayınlamak açısından Arapça yayına gidiyorlarsa, o da kendileri açısından çok akıllıca birşey değil. Çünkü Türkiye’de Arapça konuşanların oranı yüzde 2’dir, 3’tür. Onlara da ben başarılar dilerim.

1000-1500 KİŞİYLE İŞLEVİNİ YAPABİLİR

Hiç şüphesiz olan bir tek şey var: TRT’de aşırı bir kadro şişkinliği var. Hatta şakayla karışık bana 1990’larda “TRT genel müdürü olur musun?” dediklerinde, “TRT personelinin sayısını yüzde 20’ye indirmeme izin verirseniz” demiştim. TRT’nin şu anda yapmakta olduğu işlevi, en fazla 1000-1500 kişiyle yapabilmesi lazım. Geri kalanı siyasi nedenlerle yaratılmış fazla istihdamdır. Elbette TRT telif hakkıyla bir senfoni orkestrası da çalıştırabilir BBC gibi, TRT’nin müzik toplulukları da olabilir. Burada sanatçılara kaşe karşılığında -maaş değil- ücret ödenebilir, ödenmelidir de. Ama TRT’nin kadrolu personelinin sayısının 1500’den fazla olmaması gerektiğini düşünüyorum.

SADAKATE DEĞİL LİYAKATA BAKILMALI

Yeni Genel Müdür’ün yapmaya çalıştığı; merkezi birimler kurarak üretimi belli merkezlerde toplayıp, kullanıcı yayın birimlerini yani TRT 1-2-3-4’ü ayrı ayrı yayın hizmet ve planlama birimlerine indirgemesi doğru bir yaklaşımdır. Çünkü aynı modeli bugün Doğan TV’de uyguluyor, birden fazla kanal yayınlamakta olan gruplar da kullanıyor. Çünkü bugün siz maliyetlerinizi kontrol etmediğiniz takdirde, bunun faturası izleyiciye çıkıyor. Kaliteyi yükseltmek için maliyetleri kontrol altında tutmak lazım. Yayın kadrosunu sürekli tazelemek, daha genç ve yetenekli insanlara kapıları açmak lazım. Ama bunu yaparken de deneyimli, birikimli, işin ağırlığını taşıyan kadroları kaybetmemek lazım. TRT’nin bir devlet kuruluşu olmanın dışında farklı bir yapılanmaya gitmesi lâzım. Bu yapılanma olmadığı takdirde TRT’nin başı sıkıntıdan çıkmaz. İkinci olarak da, kullanacağınız personeli liyakat esasına göre almak lazım, sadakat esasına göre değil. Yani belli bir fikrin, belli bir görüşün önemi olmaması, o görevi yapabilecek yetenek ve birikime sahip kişilerin seçilmesi lazım.

OSMAN KÖSE: YAPILANLAR “VATAN CEPHESİ”Nİ HATIRLATIYOR

Biz bu yasaya karşı çıkıyoruz. TRT, her dönemde sorunlu ve sıkıntılı olmuştur, hükümetler TRT’yi her dönemde kendi propaganda aracı olarak kullanmak istemişlerdir. Ama bunun dozajı farklı olmuştur. 2004’ten bu yana yaşananlar, hiçbir dönemde yaşanmadı. 1958-59’da radyodaki -O zaman televizyon yoktu- “Vatan cephesi” olayını hatırlatır şekilde program ve yayın içerikleri tamamiyle değiştirildi. TRT, adeta AKP’nin özel televizyonuna, radyosuna dönüştürüldü. Dini içerikli programların sayısı artmaya başladı. Biz TRT’de bunlara karşı mücadele ediyoruz, ama toplumun da bunlara karşı duyarlılık göstermesi gerekiyor.

İSTEMEDİKLERİ PERSONELE “TENZİL-İ RÜTBE”

AKP’nin ve TRT Genel Müdürü’nün temel niyetlerinden biri, TRT’de kendi istemedikleri personeli başka kurumlara göndermek. Tasarıyı önce bu şekilde hazırladılar. Fakat buna yönelik tepkiler yükselince, hem TRT çalışanlarının, hem de sanatçılarının başka kurumlara gönderilmesinden vazgeçildi. TRT Yasası’nın Meclis’te görüşülmesi sırasında bu düzenlemeyi geri çektiler, “Madem başka kurumlara gönderemeyeceğiz, o zaman içeride birşeyler yapalım” diye, daire başkanlıklarının ismini değiştirip, yöneticilerin ve personelin görevine son verip, “araştırmacı” ünvanlı kadrolara atanması formülü getirdiler. Yani “tenzil-i rütbe”... Ekonomik bakımdan maaşları dondurulacak ve istedikleri yerde görevlendirilebilecekler.

BİNDEN FAZLA DAVA AÇILACAK

Bu kadro değişikliği Anayasaya aykırı. TRT’de yıllardır yöneticiler değiştiriliyor. Ama mevzuat çerçevesinde herhangi bir kayba uğramadan bir başka kadroya atanmaları sağlanıyordu. Şimdi “araştırmacı” ünvanına atayarak, emekliliği gelenlerin emekliye ayrılması, diğerlerinin kaçıp gitmesi için Türkiye’nin dört bir yanına “Git şunu araştır, git bunu araştır” diye görevlendirecekler. Binden fazla dava gündeme gelecek. Bu yasaya klasik bir “istemezük” anlayışıyla yaklaşmıyoruz. TRT’nin yeniden yapılanmaya ihtiyacının olduğunu bizler de yıllardır söylüyoruz. Fakat 3-5 madde değiştirerek bu şekilde yeniden yapılanamaz. TRT’nin yeniden yapılanabilmesi için idari-mali özerklik ve editoryal bağımsızlığın sağlanması gerekir. Bu yasada bunların hiçbirisi yok. Zaten TRT yönetiminin ve AKP’nin de böyle bir niyeti yok. TRT yayınlarının yüzde 80’i halktan toplanan vergilerle yapılıyor. Ama TRT hükümetin borazanına dönüşmüş durumda. TRT’nin gerçek işlevine, Anayasa’da tarif edilen tarafsızlığa ve özerk yapıya dönmesi için mücadele ediyoruz.

AKP YANLISI GAZETECİLER TRT’YE DOLDU

Şu andaki yapısıyla TRT, AKP’nin propaganda kanalına dönüştürülmüş durumda. Direnç gösterenleri de pasif hale getirecekler ya da uzaklaştıracaklar. Şu anda zaten fiili olarak AKP’ye yakın gazetelerde; Cihan Haber Ajansı, Zaman gazetesi, Kanal 7, Kanal 24, Aksiyon dergisinde çalışanları anayasaya ve yasalara aykırı şekilde TRT’ye doldurdular. Bu yasa çıktıktan sonra onları sözleşmeli personel statüsüne geçirerek haberi ve yayını onlar aracılığıyla yapacaklar.

BBC’NİN 24 BİN PERSONELİ VAR

TRT çalışanlarının sayısı 6944. Kamu yayıncılığı yapan kurumun karşılaştırılması gereken yer özel televizyonlar ve özel yayın kuruluşları değil, benzeri kamu yayın kuruluşlarıdır. BBC’nin 24 bin personeli var. Almanya’daki kamu yayıncılığı yapan televizyonun 34 bin personeli var. TRT’yi personel sayısı itibarıyla karşılaştırılması gereken yerler buralardır. Yaklaşık 5 bin verici ve aktarıcı istasyonu var. Bunların 300’ünde personel çalışıyor. TRT yasal olarak Türkiye’nin her noktasına yayın ulaştırmak zorunda. Ama herhangi bir özel televizyon kuruluşunun böyle bir zorunluluğu yok. Özel televizyonlar izleyicilere reklamlarla ürün pazarlar, TRT bilgi ve haber aktarır.

ETİKETLER

0