Para karşılığında casusluk yapmışlar! Aralarında FETÖ'nün avukatı da var

AA |  20 Şubat 2020 Perşembe - 21:02 | Son Güncelleme : 20 02 2020 - 21:02

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türk vatandaşlarına ilişkin kişisel verileri ve bazı soruşturmalara yönelik bilgi ve belgeleri kanunlara aykırı olarak bazı Avrupa ülkelerinin büyükelçiliklerine verdikleri iddiasıyla haklarında dava açılan sanıklardan bazılarının casusluk yaptığını kabul ettikleri belirtildi.


Cumhuriyet Savcısı Mehmet İlhan Kömürcügil tarafından açılan davanın  iddianamesinde, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'in avukatı  Adnan Şeker, memuriyetten ihraç edilen kardeşi Yaşar Şeker, avukatlar Yılmaz  Sunar ve Baki Demirhan ile memuriyetten ihraç edilen Nazif Gürkan Şen yer aldı.
 
İddianamede, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek",  "soruşturmanın gizliliğini ihlal" ve "açıklanması yasaklanan gizli bilgileri  casusluk maksadıyla temin etmek" ile suçlanan sanıkların beyanlarına yer  verildi.
 
Sanık Nazif Gürkan Şen, hakkında soruşturma başlamadan önce Malatya  Doğanşehir Adliyesinde zabıt katibi olarak çalıştığını, aynı zamanda, personel  eksikliği dolayısıyla Bilgi İşlem Müdürlüğü işlerini de takip ettiğini belirtti.
 
Birlikte görev yaptığı kişilerin kendisine çok güvendiğini anlatan  Şen, bu nedenle kimi zaman bazı hakim ve savcıların e-imza ve bilgisayarını  kullandığını belirtti.
 
Şen, kendisini Ankara'dan arayan bir avukatın, para karşılığında  hakkında soruşturma olan kişilere ilişkin bilgi verip vermeyeceğini sorması  üzerine teklifi kabul ettiğini aktararak, şunları kaydetti:
 
"Ankara'dan ismini Murat diye tanıtan bir kişi telefonla arayıp,  kendisinin Ankara'da avukat olduğunu, nişanlım Hilal Kamacı'yı tanıdığını ve  benim UYAP sisteminde yakalama sorgulamasını yaptığımı öğrendiğini söyledi. Ben  de doğruladım. Daha doğrusu nişanlımın çevresinden olduğu için kendisine  güvendim. Bana, 'Benim ve çevremdeki avukat arkadaşlarımın müvekkilleri var. Bu  kişilerin sorgulamalarını yaparsan sana para veririm.' dedi. Ben de kabul ettim.  Bunlar bana peyderpey WhatsApp üzerinden T.C. gönderiyorlardı. Ben de sorgulama  sonuçlarını WhatsApp'tan gönderiyordum. Bunun üzerine bana para yatırıyorlardı ya  da Ankara'ya gelirsem elden veriyorlardı. Bana bu işi yaptıran avukat olarak  bildiğim kişi Adnan Şeker'dir."
 
"Sunar'ın istediği kişiler hakkında araştırma yapardım"
 
Sanık Baki Demirhan da Diyarbakır Barosu'nda kayıtlı avukat olduğunu,  büyükelçiliklere Türk vatandaşlarının bilgilerini para karşılığında verdiği iddia  edilen sanık Yılmaz Sunar'ı üniversiteden tanıdığını söyledi.
 
Sunar'ın elçiliklere avukatlık yaptığını, yurt dışında birçok  müvekkilinin bulunduğunu ve ceza davaları aldığını bildiğini anlatan Demirhan,  "Yılmaz, son 5 aydan beri arada bir bana belirli kişilerle ilgili hukuki  araştırmalar için ricada bulunurdu. Ben de işim düştükçe bu kişilerle ilgili  araştırmaları yapar bilgi verirdim. Bu araştırmalar genelde mahkeme kalemleri,  savcılıklar nezdinde olurdu. Daha çok mahkeme kalemlerinde olurdu. Bu kişi  hakkındaki davayı sorardım, ardından bunları Yılmaz'a telefonla bildirirdim.  Bazen de istisnai olarak savcılıklara sorardım." diye konuştu.
 
Bu faaliyetleri mesleki dayanışma kapsamında yaptığını iddia eden  Demirhan, "Edindiğim bilgileri şifahen iletirdim. Herhangi bir raporla  bildirmedim. Yılmaz'ın benden edindiği bilgileri konsolosluklara rapor olarak  sunduğunu bilmiyordum. Karşılığında kesinlikle Yılmaz'dan para talep etmedim.  Ancak Yılmaz masraflarım karşılığında bana para gönderdi. MASAK raporunda Yılmaz  ile aramda geçen para trafikleri doğrudur, o bana ben ona yardımcı oluyordum."  ifadelerini kullandı.
 
FETÖ'den ceza almış
 
Sanık Yaşar Şeker ise Haymana İcra Müdürlüğünde görev yaptığı sırada  FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alındığını, 28 Ekim 2016'da KHK ile ihraç  edildiğini, yargılama sonunda ise "silahlı terör örgütüne üyelik" suçundan 7 yıl  6 ay hapis cezası aldığını belirtti.
 
Tahliye edildikten sonra Ankara'da bir avukatlık bürosunda çalışmaya  başladığını anlatan Şeker, ilerleyen süreçte sanıklardan zabıt katibi Nazif  Gürkan Şen ile tanıştığını ifade etti.
 
Şen'in aracılığıyla UYAP bilgilerine ulaştığı iddiasının gerçeği  yansıtmadığını ileri süren Şeker, "Nazif'in Malatya Doğanşehir'de zabıt katibi  olduğunu bilmiyordum, sonradan öğrendim. Bu kişi Ankara'ya avukatlık bürosuna  geldiği zamanlarda görüşüyorduk. Kesinlikle Nazif Gürkan Şen'e ne telefonla ne  yüz yüze ulaşarak ondan UYAP bilgilerini, yakalama sorgularını almış değilim. Bu  iddiayı kabul etmiyorum." ifadelerini kullandı.
 
Sanık Adnan Şeker de Ankara'da avukatlık yaptığını, sanıklardan Yaşar  Şeker'i ağabeyi olduğunu belirtti.
 
Dosyanın sanıklarından Nazif Gürkan Şen'i, meslektaşı Hilal Kamacı  aracılığıyla tanıdığını anlatan Şeker, avukatlığını yaptığı kişiler hakkında  sorgulama yapması için sanık Şen'i aramakla suçlandığını hatırlatan Şeker, "Ben  kesinlikle Nazif Gürkan Şen'e telefon ederek 'Benim müvekkillerim var, tanıdık  avukatlar var, sana isim göndersek sorgu yapsak karşılığında para verelim'  şeklinde beyanda bulunmadım. Bu kişinin de yaptığı herhangi bir sorgu bana  gelmedi." savunmasını yaptı.