Pamukkale'deki "cehennem kapısı" ziyarete açılıyor

29 Temmuz 2018 Pazar - 15:35 | Son Güncelleme : 29 07 2018 - 16:21

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Hierapolis Antik Kenti'nin eylül ayında açılıyor.


UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde  yer alan Pamukkale Hierapolis Antik Kenti'nde 2013'te gün yüzüne çıkarılan ve  antik kaynaklarda "ölüler ülkesine geçiş kapısı" olarak adlandırılan "Plütonyum"  (cehennem kapısı), eylülde ziyarete açılacak. 
 
 
 
Kültür mirası Pamukkale'nin en önemli merkezlerinden Hierapolis,  ziyaretçilerine, birçok hastalığa şifa olduğu değerlendirilen antik termal  havuzdaki tarihi sütunların arasında yüzme deneyimi yaşatıyor. Antik kent ayrıca,  Hristiyanlığı yaymak için kente gelen İsa Peygamber'in 12 havarisinden biri Aziz  Philippus'un anısına yapılan "Martyrion" ve Aziz Philippus'un mezarı gibi pek çok  tarihi ve doğal güzelliğe ev sahipliği yapıyor.
 
Milattan önce 2. yüzyılda Bergama Kralı 2. Eumenes tarafından kurulan  ve "kutsal şehir" anlamına gelen Hierapolis'te İtalyan arkeologlarca 1957 yılında  başlayan kazılarda birçok önemli tarihi alan literatüre girdi ve ziyaretçilere  açıldı.
 
 
Prof. Francesco D'Andria başkanlığındaki İtalyan kazı ekibi, 2013'te  antik dünyada "ölüler ülkesine geçiş kapısı" olarak kabul edilen Plütonium'u  (Cehennem Kapısı) ve Pamukkale traverten havuzlarının oluşmasını sağlayan termal  suların orijinal kaynaklarından birini buldu.
 
Gün yüzüne çıkarılan yapı, o dönem arkeoloji dünyasında heyecan  uyandırdı.
 
 
Antik coğrafyacı Strabon'un verdiği bilgiye göre, pagan inanışının  hakim olduğu antik çağda Hierapolis'teki termal suların kaynağı olan mağaradan  çıkan gaz, oraya yaklaşan canlıları öldürüyor. Bu nedenle mağara, mitolojide yer  altı dünyasının hükümdarı Plüton'un cehenneminin giriş kapısı olarak kabul  ediliyor.
 
 
Plütonyum adı verilen cehennem kapısı girişinde adak törenleri  yapılıyor. Bu törenlerde kapıdan içeriye gönderilen boğaların mağaradaki gazın  etkisiyle öldüğü için Plüton'a kurban edildiğine inanılıyor. Böylece kutsal  sayılan termal suyun gücü antik kente gelen davetlilere gösterilmiş oluyor.
 
 
Araştırmaların ardından gizemi çözülen Cehennem Kapısı'nda restorasyon  çalışmaları son aşamaya geldi. Önemli bir kısmı ayağa kaldırılan yapı, aslına  uygun yapılan Hades ve cehennemin 3 başlı bekçi köpeği Kerberos'un heykeli  yerleştirildikten sonra gezi güzergahına dahil edilecek ve eylül ayında ziyarete  açılacak.
 
Denizli Müze Müdürü Hasan Hüseyin Baysal, AA muhabirine yaptığı  açıklamada, Hierapolis'in kutsallığını, Pamukkale'nin ünlü travertenlerini de  oluşturan kalsiyum oksit içeren termal suyundan aldığına inanıldığını söyledi.
 
 
Hierapolis'in en özel yapılarından birininin, 2013 yılında bulunan  "Cehennem Kapısı" olduğunu hatırlatan Baysal, "Antik dönemde burada kurban  törenleri yapılıyor. Özellikle boğa kurban edildiği, eldeki kaynaklarda yer  alıyor. Bu bir ritüel, kapıdan içeri gönderilen boğa bu gazdan etkilenerek  ölüyor. Kente gelen özel davetlilere termal suyun gücünü gösterme açısında böyle  bir tören düzenleniyor." diye konuştu.
 
 
Baysal, pagan inancı döneminde yapılan törenin, Hristiyanlığın resmi  din olarak kabul edilmesinden bir süre sonra daha devam ettiğini hatırlattı.
 
"Gizemi bilimsel olarak çözüldü"
 
Cehennem Kapısı'nın, Hristiyanlık iyice benimsendikten sonra  paganlıktan gelen batıl inancın önüne geçilmek için tahrip edildiğini ve bir süre  sonra da kentte meydana gelen depremlerden birinde yıkıldığını ifade eden Baysal,  şu bilgileri verdi:
 
 
"Yapı bulunduktan sonra alan ziyaret kapatıldı ve kazılar başlandı.  Restorasyon çalışmalarında sona gelindi ve inşallah eylülde ziyaretçilere açmış  olacağız. Böylece Plütonyum, ziyaretçiler açısından ciddi bir görünüm arz edecek.  Hem bilim dünyası ve hem de turizm açısından Pamukkale için ciddi bir gelişme  olacak. Burası çok özel bir yer, traverteni, suyu ve tarihi ile dünyada başka  örneği yok. Gizemi bilimsel olarak çözüldü. Buradan çıkan gaz, yerin  derinliklerinden gelen ve bol miktarda kalsiyum barındıran suyun, basınç altında  yüzeye çıkması sonucu suyun içindeki karbondioksidin uçmasıyla ortaya çıkıyor. Bu  da soluyan canlıları zehirliyor. Hatta günümüzde özellikle kış aylarında zaman  zaman buradan geçen kuşların bu gazdan etkilenerek öldüğü biliniyor."
 

ETİKETLER