Kadınlar Ömer’i neden seviyor?

Aşka ne kadar aç kalmışız. Eskiden Hint fakiri diye bir tabir vardı. Anladığım kadarıyla son zamanlarda herkes aşk fakiri. Zira, nereye baksam, kiminle konuşsam, hangi köşe yazarını okusam herkes Kiralık Aşk dizisinin Ömer’inden bahsediyor. Yalnız tüm konuşanların ve yazanların kadın olduğunu belirtmeliyim.

Kadınlar Ömer’i neden seviyor

Peki, Ömer neden herkesin ideal erkeği oldu? Bazı tezlerim var. Öncelikle yakışıklı... Bir kadın için ilk bakışta dış görünüş önemlidir. İkinci sebep güçlü ve zengin... Ömer kendi ayaklarının üzerinde duruyor, hatırı sayılır zengin. Üstelik bunu tek başına yapmış. Ne ailesinden kalan mirası istemiş, ne de dedesinden yardım almış. Bir atölyede yatarak iş öğrenmiş ve genç yaşta kendi imparatorluğunu kurmuş. Bu fazlasıyla takdir görmesini sağlıyor. Üçüncü sebep gizemli olması. Gizem her zaman kazanır. Neredeyse hiç arkadaşı yok, tüm zenginler gibi çok çalışıyor, gizli bir odası var ve çaktırmamasına rağmen gizli romantik. Dördüncü sebep, travmasının olması. Annesiyle babasını küçük yaşta kaybetmiş. Bu duygu kadınların doğuştan doktorluk isteğini güdülüyor. Çünkü genellikle kadınlar travmalı adamları iyileştiren kadın rolünü oynamayı severler. Daha doğrusu doğaları gereği o role bürünürler. Bunu sevdiklerinin farkında bile değildirler. Beşinci sebep Ömer’in oyuncu olması... Sabah asık suratlı bir işadamıyken, öğlen tutkulu bir aşığa, öğleden sonra kıskanç bir adama, akşam üstü eğlenceli birine, akşam bunalım bir adama, gece romantik bir prense dönüşüyor. Bir günde altı farkı adam olunca daha cazip hale geliyor. Bir adam yerine çok adam her zaman kadınların dikkatini çekiyor.

Haberin Devamı

Yalnız değilsin Deniz Seki!

Yıllar önce yaptığımız bir röportaj vesilesiyle tanışmıştık Deniz Seki’yle. Hani kalbinin güzelliği yüzüne yansıyan insanlar vardır ya, röportajın sonunda öyle bir insanla vakit geçirdiğimi hissetmiştim. Samimiyet kelimesinin anlamını karşılıyordu Deniz Seki. Cuma günü Cengiz Semercioğlu’nun Seki’yle cezaevinde yaptığı röportajı okurken de aynı şeyi hissettim. Haksızlığa maruz kaldığını anlatırken bile çok güçlü ve hâlâ affediciydi. Kendimi onun yerine koymaya çalışıyorum. Büyük ihtimalle öfke beni çoktan ele geçirmiş olurdu. Röportajın çok dikkat çeken bölümleri vardı. Özellikle “10 adım enine, 21 adım boyuna... Ben sadece dikdörtgen bir gökyüzü görüyorum” dediği bölüm çok vurucuydu. Semercioğlu’nun söylediği gibi bunu denedim. Hapsolmanın dikdörtgen halinin ne demek olduğunu anladım. Seki’nin kadınlıktan ve umuttan vazgeçmediğini söylediği yerlerde takdir ettim. Dört duvar arasında solmamak için bakımlı geziyormuş Seki. Üstelik koğuş arkadaşlarını da elleriyle süslüyormuş. En büyük dileği 29 Ekim’de özgürlüğüne kavuşmuş olmak ve doğacak yeğeninin yanında olmak. İnşallah bu dileğine kavuşur. Cezaevinde Kiralık Aşk ve Güneşin Kızları dizilerini izliyormuş. Eminim oradaki aşklar da onun yeni sözler yazmasına neden olacaktır. Tıpkı kendisinin söylediği gibi Deniz Seki cezaevinden çok daha güçlü bir kadın olarak çıkacak. Haksızlık bazılarını öfkelendirir, bazılarına da sebat etmeyi öğretir. Deniz Seki, özgürlüğe kavuştuğunda eminim haksızlığa uğrayanların baş savunucusu olacak. Bir de yalnız değilsin Deniz Seki, fiziken yanında olamasalar bile kalben iyiliği yansıttığını gören milyonlar var.

Haberin Devamı
DİĞER YENİ YAZILAR