Gazetevatan.com » Yazarlar » 2018’de dizi tutturma formülleri

2018’de dizi tutturma formülleri

01 Ocak 2018 Pazartesi


Yepyeni bir yıldan herkese merhaba! Yeni yıl umut demek, mutluluk demek. İnşallah bu sabah yüzünüz gülümseyerek uyanmışsınızdır. Yeni yılın ilk günü artık klasikleşen bir yazıyla karşınızdayım. Her yıl aynı yazıyı küçük revizyonlarla yazmaya devam edeceğim. Çünkü değişen pek bir şey olmuyor. 2017’de ekran adına çok iyi bir yıl olmadı. O nedenle 2018’de benzer şeyler yaşanmasın diye naçizane birkaç öneride bulunacağım. Unutanlar için yeniden hatırlatalım istiyorum. Çünkü bu maddeleri uygulayıp dizi batırma şansınız neredeyse imkânsız. Yoksa yazıda kolaya kaçmadım. Umarım on binlerce insanın ekmek yediği, umutlarını bağladığı dizi sektöründe bu sene doğru kararlar verilir.

Gündemi takip edin, ülkede yaşananların insan psikolojisi üzerine etkisini araştırın. Projelerinizde güncel kalırsanız izleyiciyi yakalarsınız. 2017’de gündemi takip edenler kazandı. İnanmıyorsanız, Savaşçı ve Söz’ün reytinglerine bakın!

Bir dizi projesi seçerken büyük insanların küçük hesaplarına değil, küçük insanların büyük hayallerine odaklanın. Çünkü satın alma gücü düşük bir ülkede en çok alınan şey hayallerdir. İnsanlara hayal satarsan kazanırsın.

Basit ama yeni… Yeni ama basit hikâyelerin peşine düşün. Bilmece soracağım derken kendisi bilmeceye dönüşen işlere itibar etmeyin. Basit hikâyeyi karmaşıklaştırarak anlatmak kimseyi entelektüel yapmıyor. Unutmayın, sektöre değil izleyiciye dizi yapıyorsunuz. Klişeden korkmayın, klişeyi nasıl farklı anlatacağınıza odaklanın.

Bu senenin moda tabiri “farklı” kelimesiydi. Herkes farklı proje istiyordu. Ancak ekranda birbirinin aynı işleri yapmaya devam ettiler. Farklılık nerede anlamadık. Umarım bize de farklı ne demek anlatabilecekleri bir yıl olur. Bu yıl farklılığı anlatabilen tek dizi Ufak Tefek Cinayetler’di. Çünkü aslında klişeydi ama klişeyi farklılaştırmayı başardılar.

2017’nin en büyük sorunu hikâyelerin açılmamasıydı. Daha doğrusu şahane görüntüler izledik ama konuya bir türlü giremedik. Bütünlük en büyük eksikti. Kimsenin buna tahammülü yok. Türk izleyicisi bir soru sorar. Bunu karşılayan dizi başarılı olur. “Ben olsam ne yapardım?” sorusunu seyirciye sordurup reyting sonuçlarınıza bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Kendinize sürekli starın proje olduğunu hatırlatın. Projenizi starlaştırın, iyi oyuncuları oynatın ve iyi bir yönetmenin bir projeye ne kadar çok şey katacağını unutmayın.

Reyting aletlerinin Twitter, Instagram kullanıcılarının evinde olduğunu zannetmeyin. Twitter başka şey, reyting aleti başka… Eğer söylediğimden şüphe ediyorsanız, istatistiklerden Türkiye’de kaç kişinin evinde bilgisayar ve internet olduğuna bakın. Akıllı telefon kullanımı çok yüksek olmasına rağmen etkinlik yaratımı çok yüksek değil! O nedenle Twitter’ın sizi manipüle etmesine izin vermeyin. Ama sosyal medyayı da yok saymayın. Sosyal medya kullanıcılarının dizinizin karakterlerinin derinleşmesi için yaptığı eleştirileri dikkate alın.

Prodüksiyondan kısılmasına izin vermeyin. Çünkü karakterinizi yaşatacağınız ev, giydireceğiniz kıyafet, bindireceğiniz araba ve karşısında muhatap olacağı figürasyon projenizin gerçekçiliğini artıracak. Ama prodüksiyonu abartıp gözümüze de zenginliği sokmayın!

Dizinizi mutlaka oluşturduğunuz denek gruplarına izletin ve eleştirilerini dikkate alıp düzeltmeler yapın.

İlk bölümün günahı olmaz klişesinden vazgeçin. Eğer riski göze alıp ilk bölümden önce 3 ya da 4’üncü bölümü çekerseniz ilk bölümü çektiğinizde her şey daha profesyonel görünecek.

Prototipinizi el yordamıyla oluşturmak yerine, izleyici kitlenizin kim olduğunu araştırın. Hedef kitlenizin size ulaşabileceği saat ve günde yarışa katılırsanız başarısız olma şansınız çok düşük.

Mutlaka pilot şehirler seçip “İzleyici ekranda ne görmek istiyor?” başlıklı bir araştırma yaptırın. İnanın siz bile inanamayacaksınız. Deneme yanılma metoduyla milyonlar batıracağınıza, az para harcayarak projelerinizi nasıl tutturduğunuza… Çünkü seyircinin gözünde her kanalın farklı bir duruşu var. Haliyle o kanaldan beklentisi de o türe dair oluyor. Eğer rakip kanalda o iş tuttu, ben de yapıp pastadan pay alayım derdine düşerseniz işleri ancak çabuk tüketirsiniz. Ama seyircinizin sizin kanalınızdan beklentisine odaklanırsanız başarılı olursunuz.